<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591</id><updated>2011-12-14T05:59:46.939+02:00</updated><title type='text'>ALTERNATION</title><subtitle type='html'>24 HOUR PARTY PEOPLE</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>49</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-8333765703405484458</id><published>2007-10-08T22:59:00.000+03:00</published><updated>2007-10-08T23:04:08.677+03:00</updated><title type='text'>PIANO MAGIC - LOW BIRTH WEIGHT</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="font-family: verdana;"&gt;80’ lerin sonlarında başlayıp, 90’ ların başına kadar devam eden madchester akımına; o dönemde alternatif olabilmiş bir başka akım daha vardı.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/LOWBIRTHWEIGHT.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 284px; height: 282px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/LOWBIRTHWEIGHT.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="font-family: verdana;"&gt; Dönemin İngiltere' sinde 90' ların başında yavaştan kendisini göstermeye başlayan ve My Bloody Valentine' nin Loveless' ıyla zirvesini yapan bu akım; grupların canlı perfomans sırasında bol bol efekt pedalı kullanıyor oluşu ve utangaç tavırları yüzünden yere bakmaları akabinde shoegaze olara&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="font-family: verdana;"&gt;k nitelendirilmişti. Brit pop' un patlamasıyla birlikte zaten pek fazla olmayan popülaritesi de taban yapan bu akım, sonrki dönemlerde bir çok yeni kurulan grubu birtarfından etkilemeyi başarmıştı.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;           &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Piano Magic' ı ilk kez nerden duyduğumu bilmediğim; ama rock müzikle haşır neşir olan kitle tarafından da bir şekilde duulduğuna emin olduğum "No Closure" parçasıyla tanımıştım. Yoğun ve karanlık bir havaya sahip olduklarından olsa gerek; hemen grubun albümlerini edinme çabası içersinde bulmuştum kendimi. Çıktıları yıl olan 1996 tarihi ve grubun yaptığı müziğin gayet melodik, shoegaze kadar olmasa da distorşınlı ve vokalin belli belirsiz oluşu; yazının giriş paragrafını shoegaze üzerinden yapmama sebep oldu. Post rock ve ambient pop' u iyi kaynaştıran Piano Magic' i dinlediğinizde; aynı zamanda hem art barok popundan, hem de çocuksu elektro&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/pianomagic-1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 274px; height: 198px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/pianomagic-1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;nik tınılardan izler buluyorsunuz. &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Glen Johnson, Dominic Chennell, ve  Dick Rance tarafından kurulan ve daha sonra eleman sayıları artan grup; şu ana kadar sekiz albüm çıkarmış bulunuyor, bir diğer albümleri Part Monster ise önümüzdeki günlerde piyasaya çıkacak. Grubun müziğinin zirve yaptığı albüm ise 1999 tarihli Low Birth Weight olarak gösteriliyor. My Bloody Valentine' nın Kevin Shields' inden sonra İngiltere indie sahnesinde ortaya çıkan em mühim isimlerden Glen Johnson; gerek yazdığı liriklerle, gerekse bu albüme yaptığı düzenleme ve prodüksiyonla, depresif his yaratabilecek en ufak ayrıntıyı bile yaptığı müziğe dahil etmekten çekinmiyor.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Albüm benim kişisel favorim olan ve en güzel Piano Magic şarkılarından biri olan "Snowfall Soon" ile açılıyor ve elektronikle oranikliğin bir sentezini dinlemiş oluyoruz. Melodisinin muazzamlığyla "Crown Estate"  geliyor ardından. Üç hafta sonra Radar Live 2007 festivalinde canlı dinleyeceğimiz Piano Magic; Low Birth Weight albümünden şarkı çalacaksa eğer; yüksek ihtimal bu bahsettiğim ikisi çalınacaktır. Piano Magic' in Radar' a konuk olma aşaması ise hayli ilginç; Nouvelle Vague solistlerinden birinin eski sevgilisi olan Glen Johnson; Nouvelle Vague' ın; festivale katılmasından sonra festival direktörleriyle irtibata geçmiş ve çağırırsanz geliriz demiş. Evet bu iki eski sevgiliyi Solar Beach sahilinde yan yana görürsek şaşırmayalım.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;"PIANO MAGIC - LOW BIRTH WEIGHT"© 2007 'Alternation' All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-8333765703405484458?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/8333765703405484458/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=8333765703405484458&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/8333765703405484458'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/8333765703405484458'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/10/piano-magic-low-birth-weight.html' title='PIANO MAGIC - LOW BIRTH WEIGHT'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-955906527021501330</id><published>2007-10-03T01:17:00.000+03:00</published><updated>2007-10-03T01:22:42.629+03:00</updated><title type='text'>CSS - CANSEI DE SER SEXY</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Hip hop müziğin kreliçesi(!) Beyone Knowles günlerden bir gün seksi olmaktan sıkıldığını açıklamış. Seksi olmaktan da sıklınır mı demeyin. Hatta onun bu lafından ötürü ona antipatiniz de artmasın. Çünkü&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/CSSALBUM.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 265px; height: 265px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/CSSALBUM.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt; Beyonce' un bu sözleri bizleri yerimizden kaldırıp dans etmeye teşvik eden bir gruba adını vermiş bulunuyor. Css; açık haliyle Cansei De Ser Sexy; Portekizce' de; işte söylentilere göre Beyonce' un Tired Of Being Sexy lafından türemiş bir isim.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;         &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;2003 yılında Brezilya' nın Sao Paulo kentinde kurulmuş; club ortamlarında ve internette tanıtmış kendini. H&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;atta neredeyse bir internet fenomenine dönüşmüş grup ve akabinde Brezilya ve Avrupa' da tanınmaya başlamış. 2004' te iki tane ep çıkarmış olan CSS elemanları, normal hayatlarında da sanatla iç içe isimler. Lovefoxxx takma ismiyle tanınan grubun solisti ve davulcu carolina Parra; grafik tasarımcı, basçı Irasema Travican, moda tasarımcısı; gitarist Ana Rezende film okulu öğrencisi ve aynı zamanda grubun "Off The Hook" klibinin de yönetmeni. 2006' da Amerikan plak şirketi Sub Pop grupla albüm anlaşması yapmış ve Cansei De Ser Sexy albümü yayınlanmış.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;İndie rock ve elektroniği kaynaştırıp, ortaya bir dans pop albümü çıkaran CSS, komik şarkı sözlerleriyle, keskin ve oynak gitar melodileriye, ara ara koro &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/CSS-1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 283px; height: 283px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/CSS-1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;halindeki vokalleri ve elektronik dokunuşlarıyla güney amerikadan çıkan en muazzam ve farklı gruplardan biri. Albümün; daha ilk dinleyişte ne kadar uygun bir açılış şarkısı olduğunu anladığınız "CSS Suxxx" ın ardından, synthseizer ın dibine vurmuş "Alala" geliyor. Muhtemelen daha önce bir yerlerde duymuş olduğunuz, grubn en popüler şarkısı olan "Let's Make Love and Listen to Death from Above" ise dans ettirmeyi kendine görev edinmiş bir şarkı. Sadece alkollüyken sanat yapabildiğini söylüyor Lovefoxxx "Art Bitch" de; "Meeting Paris Hilton" da ise sık sık kullanılan 'bitch' kelimesi ile kimin kastedildiği ise aşikar. Harmonikasıyla pek bir şahane tınlyan "Alcohol" ise albümün en eğlenceli ve alkış tutmaya iten şarkısı. "Music Is My Hot Hot Sex" te ise müziğe olan bağlılığını ne gibi komik benzetmelerle kullandığına şahit oluyoruz.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Evet, CSS, geçtiğimiz yıl yaptığı çıkışla, dans grupları arasında muazzam bir yer edindi kendine. Ne kadar şanslıyız ki, temmuz ayının ilk günü bu eğlenceli grubu Radar Live festivalinde izleyeceğiz ve hep birlikte dans edeceğiz.&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"CSS - CANSEI DE SER SEXY"© 2007 'Alternation' All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-955906527021501330?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/955906527021501330/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=955906527021501330&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/955906527021501330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/955906527021501330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/10/css-cansei-de-ser-sexy.html' title='CSS - CANSEI DE SER SEXY'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-529361255854343576</id><published>2007-09-29T00:15:00.000+03:00</published><updated>2007-09-29T00:19:50.228+03:00</updated><title type='text'>ASH  - MELTDOWN</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; Her şey 2004 yılının Rock n Coke Festivalinde, gündüz vakti sıcaktan bunalan bünyelerimizi o zaman hayli büyük&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/meltdown.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 280px; height: 280px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/meltdown.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; olan tentelerin birinin altına atmakla başlamıştı. Sahneye, hani sokakta görseniz bu adam bi grupta solisttir kesin diyebileceğiniz, rock müzikteki standart tip olan; saçların önde dağınık ve kızların hastası olduğu, rock star havasına sahip olan bir solistin olduğu bir grup çıkmıştı. Tabi zamanında haberdar değildik mevzu bahis&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; gruptan. Sadece İrlandalı olduklarını ve son albümleri Meltdown’ ın tanıtım turnesi kapsamına bizlerle birlikte olduklarını biliyorduk o kadar. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;         &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Fakat uzaktan kulak kabarttığım bu grup öyle bir an geldi ki, bendenizi derinden sarstı. “ This one is called Star- Crossed” diye başlayan ve hemen ardından ağlayan bir gitar tonuyla başlayan şarkı öylesine hoştu ki, o an orada benimle birlikte eminim bir çok insan o andan itibaren favori gruplarından birin&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;i Ash olarak belirlemişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Festival dönüşü yorgun bünyem gecenin ilerleyen saatleri olmasına kulak asmayıp, hemen internetten grubu ve ilk şimşeği çakan “Star-Crossed” şarkısının dahil olduğu Meltdown albümüni indirmek için soulseek’e yöneldi. Çıkan sonuç muhteşemdi ki bu albümün büyük bölümünü festivalde de çalmışlardı. Dinlerken festivalde çaldıklarını anımsayıp neden daha önceden dinleyip de gitmemişim oraya diye kendime kızmıştım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Meltdo&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/ash.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 284px; height: 213px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/ash.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;wn Ash’ in hali hazırda hala son albümü olarak etiketlendirilmiş durumda. 2004’ te çıkan albüm grubun beşinci albümü ve en pop albümleri; kapağı ise aksine bir heavy metal grubunun albüm kapağı gibi durmakta. Albümde bir çok hit potansiyeli taşıyan parça mevcut, hatta sönük duran parça yok gibi. Sert gitar ve davul tonlarını barındıran “Clones”,  gerçek bir aksiyon filmi soundtracki gibi duran “Evil Eye” ve tam anlamıyla bir ballad olan “Star-Crossed”. Hazır yeri gelmişken bu şarkının videosu da izlenmeli. Romeo Juliet vari senaryosuyla gerçek bir aşk ancak bu kadar güzel anlatılabilir.  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ash, ilk girişte de dediğim gibi gerek dış görünüş itibariyle standart bir rock stara benzeyen solistiyle -Tim Wheeler-, gerekse yaptıkları albümlerindeki sound’ larıyla tipik bir Britanyalı rock grubu. Fakat şarkı kalitesi ve kolay yakalanabilir melodi ve ritimleriyle dinleyenleri kendisine çekmesini fazlasıyla biliyor. Gönül ister ki ülkemize bir kez daha gelsinler ve bu kez sıcak havaya aldırmadan en önde izleyebilelim onları.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"ASH  - MELTDOWN"© 2007 'Alternation' All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-529361255854343576?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/529361255854343576/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=529361255854343576&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/529361255854343576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/529361255854343576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/09/ash-meltdown.html' title='ASH  - MELTDOWN'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-560032802591116379</id><published>2007-09-22T22:59:00.000+03:00</published><updated>2007-09-22T23:09:23.450+03:00</updated><title type='text'>BATTLES - MIRRORED</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; Müzikte en önemli unsur hiç şüphesiz vokaldir. Dinlediğimiz şarkıya diğer enstrümanlardan öncelikli&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/battlesmirrored.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 294px; height: 294px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/battlesmirrored.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; olarak ruh veren, aynı zamanda bir enstrüman gibi çeşitlilik kazandıran da sözlerdir. Her ne kadar bir şarkıyı dinlediğimizde ilk dikkati çekenin ritim, sonra melodi ve üçüncü olarak şarkının sözleri olduğu araştırmacılar tarafından söylense de, bu üç unsuru bir şarkı içinde birlikte değil de birbirinden &lt;/span&gt;&lt;strong style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;bağımsız düşünürsek vokalin tek başına bir melodi ve ritim etkisini verebileceği aşikardır. İşte bu yüzden vokalin olmadığı albümler dinlemesi zor, zaman gerektiren ve ortaya çıkacak işe 1-0 yenik başlamasına sebep olur. Fakat sözsüz de o albüm kotarılıyorsa eğer, işte o zaman gerçekten kaliteli müzik yapan müzisyenlerle karşı karşıyayız demektir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;           &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Battles, davulda  e&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ski Helmet davulcusu John Stainer, solo müzisyen Tyondai Braxton, Don Caballero gitaristi ve klavyecisi Ian Williams ve Lynx grubundan Dave Konopka’ dan oluşan Amerikalı bir grup. Bu saydığım dört isim de kendi enstrümanlarının birer virtüözü olmanın yanında, bir çok enstrümanı da çalabilen multi enstrümantalist bünyeler. İş böyle olunca da grubu dinlerken gerçekten iyi çalmışlar demeden kendinizi alamıyorsunuz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Battles 2004 yılında çıkarttığı The Tras ve C EP’ nin ardından Warp’ in göz hapsine girer ve EP B’ yi ise bu yılın başında çıkararak, albüm yayınlamaya doğru sağlam adımlar atmış olur. Geçtiğimizi günlerde ise güzel EP’ lerini&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/battles.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 289px; height: 281px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/battles.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; bir de albümle süsleyen grup, Mirrored’ ı piyasaya sürer. Mirrored giriş paragrafında da bahsettiğim gibi vokalin olmadığı – burada ufak bir parantez açılıyor ve vokalin çok az şarkıda ve bunların da ‘hmm&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;’ lama, synthesizer destekli robotik olarak veya ıslık ve fısıltı olarak ifşa olduğunu belirtelim- işte bu yüzden enstrümanların epey iyi çalınması gerektiği ve çalındığı bir albüm. Özellikle davul ritimleri baskınlığının hissedildiği Mirrored da kimi zaman bir caz davulu, kimi zaman ise oldukça sert metal davulları duyacaksınız. Gitarlar ise gayet melodik ilerliyor ve genelde glitch tonları hakim. Yapılan müziğin genel &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;olarak tarzı ne diye sorarsanız, Idm, krautrock ve math rock gibi tabirlerin yakış&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;tırıldığı söyleyebiliriz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Albümün ilk single’ ı “Atlas”, genel olarak Mirrored’ ı özetleyen bir hale sahip,. Nme tarafından çıktığı hafta, haftanın en iyi single’ ı da seçilen “Atlas” yedi dakikaya yayılan uzunluğuyla dinlenmeyi hak ediyor. Albümün bir diğer iyi şarkısı kuşkusuz “Rainbow”. “Race Out” un sonundaki akıcı gitarlar ise yine güzel anlar yaşatacak cinsten.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Türün dinleyicileri tarafından mutlak surette edinilmesi gereken albüm Mirrored ve favori grupları arasına dahil edilmesi gereken grup Battles. Yok efenim ben sevmem böyle albümleri diyenler için ise en azından bir süre kulak kabartılmalı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"BATTLES - MIRRORED"© 2007 'Alternation' All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-560032802591116379?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/560032802591116379/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=560032802591116379&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/560032802591116379'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/560032802591116379'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/09/battles-mirrored.html' title='BATTLES - MIRRORED'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-3300888372437886156</id><published>2007-09-07T22:22:00.000+03:00</published><updated>2007-09-07T22:41:05.789+03:00</updated><title type='text'>MANCHESTER</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Bir şehir düşünün; sanayi devriminin ilk şehirlerinden olup, yağmuru hiçbir zaman kesilmeyen; bir şehir düşünün; kozmopolit yapısıyla her telden insanı bünyesine toplayıp, futboldan modaya varana kadar değişik dallarda adından söz ettirsin; ve bir şehir düşünün müzik diyince akıllara ilk önce o isim gelsin: Manchester.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;       &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Manchester İngiltere’nin kuzeyinde bulunan; tüm şehri kaplayan fabrikalarla sanayi devriminin öncüsü olmuş; zamanında hızlı bir gelişim ve değişim süreci yaşamış olan garip bir şehir. İşçi sınıfının ezici çoğunluğu oluşturduğu kitle ise nedendir bilinmez kendini müziğe vermiş ve çıkan grup sayısı ve geldikleri popülarite bakımından dünyada adından en çok söz ettiren şehir olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style6"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Öncesi&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; Manchester’da müzikal açıdan bakıldığında esas patlamanın yaşandığı 80’lerin ortaları -ki daha sonra Madchester adını alacaktır bu oluşum- yazımızın esas konusu olup; bu patlamanın öncesinde genel olarak İ&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/tehfactory.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 274px; height: 395px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/tehfactory.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ngiltere’de mevcut bulunan müzikal gelişimden bahsedelim. 1976’da punk müziğin kimlerine göre Amerika’dan önce kimilerine göre ise sonra ortaya çıkmasıyla; bu müzik türü geniş kitleleri peşinden sürüklemiş idi. Mc&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;laren’ in dükkanından dünyaya yayılan bu üç özellikli oluşum; o dönemi ve sonrasını müzik, moda ve siyasi açıdan etkilemişti. Yırtık ve perişan görünümlü, çengelli iğnelerle tutturulmuş giysiler, günümüzde de hala punk tarzı saç stili diye adlandırılan saç stilleri moda olmuş; Sex Pistols’ ın da bir şarkısına ismini verdiği gibi Birleşik Krallık’ ta anarşi söylemi dile getirilmiş ve İngiltere hiç olmadığı kadar siyasal açıdan aktif ve isyankar duruma gelmişti. Punk oluşumunun müzik tarafında ise 3 akorla kotarılan, hızlı çalınan ve nasıl çalındığından çok sadece çalıyor olmanın önemli olduğu müzikal yapıda işler yapılmaktaydı. Sözler açısından ise cinsellik ve yukarıda da dediğim gibi isyankarlık dozu yüksek politik sözler seslendirilmekteydi gruplarda. Kısaca dönemin felsefesi hiçlik üzerine kurulmuştu ve DIY felsefesi benimsenmişti. O dönemin en popüler grupları ise şüphesiz Sex Pistols, The Clash idi. Sex Pistols’ ın 1976 yılında Mancester’ da verdiği konser ise şehirdeki müzikal akımın doğuşuna önayak olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style6"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Gruplar&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; 1978’ in sonlarında punk müzik yerini post-punka bırakmıştı; yine aynı felsefe çerçevesinde ama punk müziğe göre daha oturmuş, daha bir donanımlı haliyle. Post- punk müziğin ise en önemli grupları esas&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; konumuz olan Manchester’ dan. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style6"&gt;Joy Division&lt;/strong&gt;; Ian Curtis’ in solistliğini yaptığı, adını nazi&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/fall.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 255px; height: 244px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/fall.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; kamplarında fahişelerin kaldıkları yerlerden alan ve Manchester’ ın bu kadar popüler bir şehir olmasının temellerini atan çok önemli bir grup. “Love Will Tear Us Apart” şarkısı, henüz albüm kaydından önce konserlerde çalınarak popüler olmuş bir şarkı olup; sizin de bildiğinizi gibi cover’ lamayan grubun neredeyse kalmadığı bir kayıttır. Ian Curtisi’ in 1980’ deki intiharına kadar grup; “Unknown Pleasures” ve “Closer” adında iki muhteşem albüm kaydetmiş ve şarkıların depresifliği grubun sevenlerinin sayısını arttırmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style6"&gt;The Fall&lt;/strong&gt;; ise yine aynı dönemin meyvelerinden biridir. 1977 yılında Manchester’da Mark E. Smith’ in önderliğinde kurulup halen daha yaşamına devam eden grup; sayısız albüme imza atmıştır. Diskografilerindeki otuzdan fazla kayıt arasında 1985 tarihli "This Nation's Saving Grace" bir başyapıt olarak kabul görür. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/smiths.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 243px; height: 243px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/smiths.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style6"&gt;The Smiths&lt;/strong&gt;;  The Fall ve Joy Division’ ın post punk yaptığı dönemin Manchester’ ında pop-rock müzik yapan ve 1982’ de kurulan ve bildiğimiz gibi genç kızların en gözde gruplarından biri olmuştur. 1987’ de grup dağılana kadar; “The Smiths”, “Meat Is Murder”, “The Queen Is Dead” ve grubun solisti Morrissey’ in en önemli albümleri olduğunu söylediği “Strangeways, Here We Come” albümlerini kaydetmiş; neşeli müzik yapmak üzere eline enstrümanları alıp depresif tarafa kaymışlardır. Söz yazarı Morrissey’ e; onları besteleyen; grubun gitaristi Johnny Marr’ ın da eşlik etmesiyle ve bunun kattığı başarı, grubun halen daha en önemli gruplardan biri konumuna sokmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style6"&gt;New Order&lt;/strong&gt;; Ian Curtis’ in ölümüyle dağılan grup Joy Division’ ın kalan elemanları tarafından 1980 yılında kurulan grup; daha önce yaptıkları müzik tarzını da değiştirerek elektronik sularında yüzmeye başlayıp new wave türünde albümler çıkartmışlardır. Bünyelerinde Joy Division’ dan kalan karanlık tarafı her daim korumuş, ona yakın albüm çıkartmış New Order; geçtiğimiz hafta ayrılma kararı aldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/hacienda.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 240px; height: 157px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/hacienda.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style6"&gt;Happy Mondays&lt;/strong&gt;; Manchester’ ın Madchester olarak telafuz edilip, şehre özel bir souund’un oluşmasında The Stones Roses ile birlikte en önemli gruplardan biridir. Shaun Ryder’ in uyuşturucuyla yüklediği bünyesiyle şehir yaşamını izleyip, üzerine sür real şarkı sözleri yazması ve grubun rock müzikle, dans ve rave müziği harmanlamasıyla ortaya çıkardığı tür grubu dönemin müzikal ortamında önemli konuma getirmişti. 1985’ te kurulan grubun en önemli kaydı hiç şüphesiz “Pills 'n' Thrills and Bellyaches” albümüdür. Hepimizin 24 saat parti insanı olmasını sağlayan ve pazartesileri işimize mutlu gitmemizi sağlayan gruptur Happy Mondays.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/happymondays-1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 251px; height: 190px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/happymondays-1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="font-family: verdana; color: rgb(153, 51, 153);" class="style6"&gt;The Stones Roses&lt;/strong&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;; Happy Mondays rock ile disco müziği aynı potada erittiyse, The Stone Roses da 60’ ların pop müziğiyle dans müziği harmanlamıştır. Müzik tarihinde tek albümle işi bitiren ender gruplardan The Stones Roses’ ın vokalistliğini, hepimizin dünyanın en cool adamlarından biri olduğuna emin olduğumuz ve geçtiğimizi senelerde canlı izleme şansına sahip olduğumuz Ian Brown’ dı. 1989’ da çıkardıkları grupla aynı adlı albümün devamı 1994’ te “Second Coming” ile gelememiş ve grup içi sürtüşmeler sonucu dağılmışlardı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style6"&gt;James&lt;/strong&gt;; aslında çıktığı ilk dönemlerde The Smiths’ in varisi, ya da daha doğru bir tabirli “İkinci The Smiths” olarak adlandırılmıştı dönemin İngiltere’ sinde. Onlar da The Smiths gibi 1982 yılında Manchester’ da kurulmuşlardı. 1993 yılı ise James için iyi gelişmelerin olduğu bir yıldır, zira Brian Eno’yu prodüktör koltuğuna oturtup olayı o noktada garantilemişlerdir. Albümle aynı adlı şarkı “Laid” hala James’ in en mühim şarkılarında biridir. 2001 yılında dağılan grup bu yılın başında tekrar toparlanmışlardı. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/The_Stone_Roses.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 226px; height: 170px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/The_Stone_Roses.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style6"&gt;Inspiral Carpets&lt;/strong&gt;; Happy Mondays ve The Stones Roses’ ın ardından 80’ lerin sonları ve 90’ ların başlarında Madchester soundunu en iyi şekilde yansıtan üçüncü grup olmuştur. 1986’ da kurulan grup, dağıldıkları yıl olan 1994’ e kadar, aralarında en mühim albümlerden olan “Life” ın da bulunduğu dört albüm kaydetmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style6"&gt;The Charlatans&lt;/strong&gt;; daha gerçek ifadeyle The Charlatans UK, Amerika’ da aynı isimle kurulan grubun açtığı davayı kaydetmiş ve UK ekini eklemişti ismine. 1989’ da kurulan ve müzikal açıdan The Stone Roses’ ın country hali gibi görünen grup onun üzerinde albüm çıkartmış ve yaşamına hala devam eden bir grup. 1997 tarihli “Tellin’ Stories” albümü en önemli albümü, mızıka ise en vurucu &lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/joy_division.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 246px; height: 202px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/joy_division.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;enstrümanları olmuştur.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style6"&gt;Mekan&lt;/strong&gt;; Manchester’ ın en meşhur mekanı hiç şüphesiz dönemin  önemli müzik insanı Tony Wilson’ ın gece kulübü &lt;span class="style6"&gt;Hacienda&lt;/span&gt;’ dır ve adı her daim Madchester sounduyla birlikte anılır. Ortamın yeni yeni hareketlenmeye başladığı dönemde 1982’ de açılan kulüp, sayısız gruba konser mekanı olmuştur. 90’ ların&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; sonlarında uyuşturucuya yenik düşen Hacienda kapılarını bir süre kapatmak zorunda kalmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style6"&gt;Tony Wilson&lt;/strong&gt;; Manchester’ ın en nevi şahsına münhasır müzik adamıdır. Joy Division’ ı, New Order’ ı, Happy Mondays’ i ve kendi açtığı klüp Hacienda’ yı İngiliz popüler kültürünün bir parçası haline getirmiş, Michael Winterbottom’ ın çektiği 24 Hour Party People filmiyle hayatını bizlere sunmuştur. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style6"&gt;Factory Records&lt;/strong&gt;; adıyla Andy Warhol’ a ve şehrin endüstriyel geçmişine gönd&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/neworder.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 264px; height: 211px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/neworder.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;erme yapan, Tony Wilson’ ın plak şirketidir. Happy Mondays, Joy Division, New Order gibi grupların plak şirketi olan Factory Records; gruplarla hiçbir zaman yazılı anlaşma yapmamıştır ve onlara  her zaman çekip gitme özgürlüğünü vermiştir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style6"&gt;&lt;strong&gt;Madchester&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;;&lt;/strong&gt; yukarıda da bir çok kez belirttiğim gibi, Manchester' dan cikan ve İngiltere' nin daha önce hiç görmediği bu müzik akımına ithafen Happy Mondays solisti Shaun Ryder’ ın "This Is Madchester" diyerek noktayı koymuştur ve bildiğim kada&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rıyla Madchester lafı da böylece doğmuştur. Tony Wilson’ ın da dediği gibi burası beyaz adamın dans etmeye başladığı ve rave kültürünün doğduğu yerdir; Madchestar’ a hoş geldiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;div style="font-family: verdana;"&gt;         &lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Günümüz&lt;/strong&gt;‘ de ise Manchester hala müzik bakımından popülerliğini korumakta ve 80’ lerde ve 90’ ların &lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/thecharlatans.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 202px; height: 202px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/thecharlatans.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ortala&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rına kadar kurulan, yukarıda bahsettiğim grupların izinden giderek bizlere müziğin en güzel halini sunmaktalar. Kimler yok ki; The Stone Roses’ ın varisleri ve İngiltere’ nin en popüler gruplarından Oasis; üç güzel albüm çıkartmış Doves, depresif ve farklı müzik yapan ve geçtiğimiz aylarda arka arkaya izlediğimiz Elbow ve onların kankileri I Am Kloot; rock çizgisinin dışında kurulmuş olan dans grubu The Chemical Brothers ve elektronikanın ikilisi Lamb.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir şehir düşünün müzik denince akla ilk orası gelsin; bir şehir düşünün bir döneme damgasını vurmuş gruplarıyla hala adından söz ettirsin; bir şehir düşünün güneş göremeyen insanları kendilerini müzik yaparak mutlu etsin; Manchester’ a hoşgeldiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size: 78%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"MANCHESTER"© 2007 'Alternation' All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-3300888372437886156?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/3300888372437886156/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=3300888372437886156&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/3300888372437886156'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/3300888372437886156'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/09/manchester.html' title='MANCHESTER'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-8162409967611968676</id><published>2007-08-18T12:00:00.000+03:00</published><updated>2007-08-18T13:07:38.914+03:00</updated><title type='text'>TÜRKİYE’ DE MÜZİK FESTİVALİ KÜLTÜRÜ VE GELİŞİMİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/glastonbury.jpg"&gt;&lt;img style="cursor: pointer; width: 663px; height: 435px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/glastonbury.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; Stadyum konserleri vardı 90’ ların ilk yarısında; Bryan Adams, Madonna, Guns N Roses, Metallica, Michael Jackson, The Rolling Stones, Scorpions, Bon Jovi gibi dünya starlarının İnönü ve Ali Sami Yen stadlarında verdikleri,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; binlerce insanı bir araya toplayan konserler.. Ahmet San’ ın sponsorluğunda yapılmıştı bir çoğu; ben ve benim yaş grubum bir yandan Ahmet San’ ın kim olduğunu merak ederken, bir y&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;andan da bu önemli konserleri kaçırmanın ezikliği içerisinde büyümüştü.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/fest1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 200px; height: 148px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/fest1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;                &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yeni bin yılın baş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;lamasıyla birlikte ise müzik festivalleri d&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;oğmuştu ülkemizde. Yurtdışında sahne sayısının ortalama 7-8 olduğu, gün sayısının bazen bir haftayı bulduğu, katılım açısından &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;yüz binlerin ifade edildiği bu festivallerin line-upları ise alfabetik sırayla sayfalar dolusu olmaktaydı. Hepimiz bu festivallere gıptayla bakmaktaydık ve o günlerin ülkemizde ne zaman yaşanacağını ve olacağını hayal etmekteydik (Ki hala etmekteyiz). Fakat ülkemizin Avrupa’ nın güneydoğusunda bulunması, yurtdışındaki  olumsuz imajı, sponsorların festivallere kaynak ayırmaması, ülkemizdeki müzik kültürünün daha oluşmamış olması gibi birçok nedenden ötürü,  yurtdışındaki gibi festivalleri yaşamak; sadece oraya gitmekle mümkündü. Son y&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ıllarda ise rock müzikte kaydedilen aşamalar, internetin de yaygınlaşmasıyla müzikseverlerin yurtdışındaki &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;müziklere daha&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; kolay ulaşması ve yavaş yavaş oturan bu müzik kültürü akabinde bu festivaller de&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; ülkemizde doğmaya başladı. Şimdi ilk olarak o festivallere bir göz atalım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 51, 153);" class="style2"&gt;H2000&lt;/span&gt;; Festival denince akla gelen ilk isim elbette ki H2000 olmuştu&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;r. İlk düzenlendiği yıl; adını da o yılla özdeşleştirip H2000 olarak belirlemişti. H2000, 2001, 2002, 2003 derken organizasyon ekibinin o&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/h20001.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 133px; height: 133px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/h20001.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;layı eline yüzüne bulaştırmasıyla H2000 defteri bir daha açılmamak üzere kapanmıştı. Dört yıl süren H2000 serisi festival kültürüne henüz yabancı olan müzik severlere pek çok şey öğretti; geceleri çadırda nasıl kalınır, yorgunluktan yere yığılmamak için hangi saatlerde uyun&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ur, soğuktan&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; donmamak için kaç battaniyeyle yatılır vs. Katılan müzisyen sayısı ve popülaritesi yönünde&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;n ise o dönemde ağzımızın suyunu akıtan isimlerin sayısı yıldan yıla artmıştı.  Şimdiki festivallerde sahne alan grupları ve festival ortamını düşününce, H2000’ lerin gayet sönük kaldığı su götürmez &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;bir gerçek; fakat, bu noktaya gelebilmemizde H2000 serisinin kattıklarını da es geçemeyiz. Muse, Suede, Bush gibi isimlerle, ülkemizde ilk festivalini yaşatan H2000, son senesinde festival insanlarına öyle bir eziyet etti ki, survivor’a katılmış gibi hissetmişti kendini müzikseverler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style2"&gt;Rock N Coke&lt;/strong&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt; &lt;/span&gt;; İlk yılında tam bir zirve yapan Rock N Coke ise sanırım festival olayınd&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/rockncoke2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 191px; height: 269px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/rockncoke2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;a en &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;çok tartışılan isimdir. Coca cola’ nın sponsorluğunda düzenlenen ve arkasına, bir çok kuruluşu da alan Rock N Coke; o kadar çok açıdan tartışıldı ve tartışılıyor ki (ha&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;tta an absürdü şuydu; "isminde rock kelimesi varsa neden hip hop’ çı 50 Cent çağrılıyor"); bunun akabinde anti Rock N Coke bir festivalimiz bile olmuştu Barışarock adında. İlk yılı 2003’ te Büyük Çekmece gölünün yanı başında kurulan bir rock kasabasında vuku bulan ve festival izleyicilerini lunaparktan tutun &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;da bir çok eğlenceli aktiviteye kadar her yönden e&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ğlendirmesini bilen Rock N Coke; hani bu kadar eleştiriye rağmen Türkiye’ ye gelmeye çekinen bir çok yabancı grubun olduğu gerçeğini ha&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;tırlarsak, ülkemize getirdiği isimlerle ve gayet başarılı organizasyonlarıyla ülkemizin kredisini yurtdışında oldukça arttırmıştı. Bu&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; gün eğer festivalsiz hafta sonu olmuyorsa ve gelen gruplar gayet tatmin ediciyse bunun R&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ock N Coke’ un sayesinde olduğu su götürmez bir gerçek. The Cure’ dan, Korn’ a, Iggy Pop’ tan, Muse’ e kadar sayısız kaliteli grubun sahne aldığı festival; bu sene yine şahane olacak. Beşinci yılını Franz Ferdinand, The Smashing Pumpkins, Manic Street Preachers ve Kaiser Chiefs gibi gruplarla kutlayacak ve yine harikulade iki gün yaşatacak bizlere.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style2"&gt;Rockistanbul&lt;/strong&gt;; İlki 2004 yılında olan ve H2000-2003’ ün yaralarını sarmaya çalışan müzikse&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/rockistanbul1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 216px; height: 143px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/rockistanbul1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;verler için yine hayal kırıklığı yaşatmış bir festival idi. Muse’ un geleceğinin açıklanıp daha sonra iptal edilen festival program&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ında Starsailor, Anathema ve Mono gibi isimler mevcuttu. Ardından 2005 yılında Solar Beach’ te bir önceki seneyi unutturan bir festival izlemiştik ki gelen gruplar arasında elektronik müziğin en önemli ismi Kraftwerk, JJ72, Garbage ve The Kills bulunmaktaydı. Solar Beach’ in hem avantajları hem de dezavantajları yaşanılarak öğrenilmişti. Sonraki sene ise olacağı duyurulmasına rağmen yapılamadı ve o da H2000 gibi fest&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ival tarihinin pek de tozlu olmayan s&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ayfalarında yerini aldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style2"&gt;Masstival&lt;/strong&gt;; bu senenin başından beri uzun süredir merakla beklenen bir festival oldu v&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/masstival2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 218px; height: 130px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/masstival2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;e programını açıklayıp beklemeye koyuldu. Avril Lavigne, Sinead O’connor, Tori Amos, Cake gibi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; isimlerin sahne alacağı Masstival ise nasıl olacağını merak ettiğim bir yerde; Parkorman’ da gerçekleşecek. Müzikal çizgisi tarafımdan pek de anlaşılamamış olan Masstival umarız gelecek olanlar için bir hayal kırıklığı yaratmaz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style2"&gt;Radar Live&lt;/strong&gt;; daha önce Sober&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;mag’de de okuduğ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;unuz gibi Radar Live ilk olarak geçen sene Dinamo Organizasyon ile Parkorman’ da tek günlük olup, ücretsiz olarak hayata geçen bir festivaldi. Bu sene ise Solar Beach’ te dört güne yayılan ve daha ilk senesinde zirvesini yapan bir festival olarak karşımıza &lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/radarlive_logo.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/radarlive_logo.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;çıktı. James’ ten Marilyn Manson’ a, Groove Arma&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;da’ dan Beirut’ a kadar sayısız güzel müzik yapan grubun katılacağı festival bu senenin en fazla merak edilen (özellikle Sobermag tayfası tarafından)  festivali oldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Çadırsız uyku tulumsuz ve kapalı mekanlarda vuku bulan  festivallere bir göz atarsak eğer;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style2"&gt;Phonem By Miller&lt;/strong&gt; elektronik müzik platosu; daha çok elektronik ve rock müziğin daha ele&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/phonem1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 216px; height: 320px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/phonem1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ktro halini seven müzikseverler için gayet yerinde bir festival olmuştur. Geçtiğimiz seneye kadar nisan ayında yapılan festival; artık kasım ayında yapılmaya başlandı. Geçen sene zirvesini Mogwai, The Whitest Boy Alive ve Fennesz ile yapan&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Phonem de daha önceki senelerde The Notwist,  Peaches, Lali Puna ve Mouse On Mars gibi isimleri getirmişti..&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style2"&gt;Efes Pilsen One Love Festival&lt;/strong&gt;; bu yıl altıncısı düzenlenen ve arkasında yine organizasyon babında sağlam isimlerin bulunduğu, pek bir sevdiğimiz&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; festival. Bu yıla kadar iki gün olan ve akşam saatlerinde Parkorman’ da konuklarını ağırlayan, Peter Gabriel, Ian Brown gibi isim olarak ‘yüksek’ müzisyenleri Türk izleyicisiyle buluşturan One Love Festival geçen sene ise zirve&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;sini yapmış; Morrisey ve Black Eyed Pea’i getirmişti. Bu sene ise sahne sayısının artacağı ve daha çok grubun katılacağı büyük bir organizasyon beklenirken, sadece Beastie&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Boys&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; ve Underworld’ ü getirmeyi uygun bulmuş, yanına ise adı Deniz Sekiyle olan aşkıyla anılan Hüsnü Şenlendirici’ yi layık görüp, müzikseverleri fena halde şaşırttı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style2"&gt;Caz Festivali&lt;/strong&gt;; ise on beş yılı geride bırakmaya hazırlanan ve zaman zaman rock müzik dinleyicilerine bir iki konser hediye etmesini bilen bir festival&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/onelove1.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 94px; height: 94px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/onelove1.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; olmuştur. Geçen sene Cocorosie’ yi izleyen müzikseverler bu sene ise caz festivalinde Robert Plant, Blonde Redhead, Antony And The Johnsons ve Bryan Ferry gibi isimlerle buluşacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/caz1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 164px; height: 162px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/caz1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Evet tekrar başa dönelim; yaklaşık yedi yıldır konaklamalı festivaller düzenleniyor ülkemizde. Kimi zaman iki, kimi zaman üç sahne oluyor ve bir hafta sonu boyunca güzel anlar yaşıyoruz. Yurtdışındaki festivaller ayarında festivaller yaşamak istiyorsak, mümkün olduğunca müzikal ortama destek olmalıyız. Alım gücü ülkemizde diğer ülkelere nazaran çok düşük olsa da bunu yabancı grup ve müzisyenlere anlatmak kolay bir şey değildir diye düşünüyorum. Ve turne programlarına bizleri de eklemeleri için gerçekten büyük paralar verilmesi gerekmekte, Türkiye’ nin imaj sorunu dolayısıyla gelen grupların en iyi şekilde ağırlanması gerekmekte,&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ki bir çok &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;önem&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;li ismi ülkemiz festivallerinde izleyebilelim. Hiçbir şey memnun olmayıp sürekli boş boş eleştiri yapmanın anlamı yok. Kendi rahatınızdan bir hafta sonu feragat edip, gerekirse üç battaniyeye &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;sarılıp yine de soğuktan uyuyamamayı, gerekse portatif tuvaletlerde el yüz yıkamayı göze alarak; yeri geldiğinde yağmurdan sırılsıklam olarak, yeri geldiğinde perişan bir halde takılmak zorunda kalarak &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;festival kültürümüzü oluşturmalıyız. Sadece sevdiğimiz müzisyenleri izleyerek değil, festivalin bir diğer amacı olan; tanımadığımız yeni grup ve müziklere kucak açıp, onları da sahne önünden izleyerek bu kültüre katkıda bulunmalıyız. Yapıcı eleştiriler yapmalı ve festival gibisin, katılmak istiyorum diyerek; mümkün olduğunca bu festivallere katılmalıyız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="text-align: center;font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="font-size:12;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:100%;" &gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;FESTİVALLER NASIL GEÇER?&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/caz2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 168px; height: 225px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/caz2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Festivaller, özellikle yazının konusu olan, konaklamalı festivaller bünyeyi fena halde&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; yoran, fakat tüm senenin en güzel anlarını yaşatan bir oluşumdur. Festival alanına girdiğiniz ilk andan itibaren bambaşka bir dünya ile karşılaşırsınız. Sizin gibi müzik dinleyen, size benzer bir yaşam tarzı olan insanlarla aynı ortamda bulunacaksınızdır birkaç gün. Festival bilekliğini takıp kamp alanına doğru yürümeye başlamışsınızdır sırtınızdaki ağır çantayla. Kamp alanında, zemini çok engebeli ve sert olmayan bir yer bulup arkadaşlarınızla yan yana çadırınızı kurarsınız ve çadırın içini, eviniz gibi düzenledikten sonra, eşyalarınızı bırakıp, festivalin henüz müziğin başlamadığı keşif bölümüne girersiniz.&lt;/span&gt;       &lt;/p&gt;&lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Keşif bölümü&lt;/strong&gt;; festivallerde sabahın beşine kadar müziğin bitmediğini&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/rockistanbul2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 172px; height: 244px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/rockistanbul2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; varsayarsak, uyumadığınız zaman süresince müziğin olmadığı tek saatlerdir. Festival alanını baştan başa dolanmaya başlarsınız; ve sahneleri, yeme içme yerlerini, standların olduğu bölümleri ve aktivite bölümlerini gezersiniz. İlk günün gecesi olan bu saatlerde bir iki isim sahne alacağından ve sonraki günün asıl başlangıç günü olmasından dolayı, etrafta bir koşuşturmaca vardır. Son hazırlıklar yapılmaktadır. İlk performansı izledikten sonra ise o gece pek uyku uyuyasınız yoktur ve çadır etrafında takılarak saatlerin geçmesini beklersiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;İlk sabah&lt;/strong&gt;; uyandığınızda nefes alıp vermekte zorlandığınız ve feci biçimde terden sırılsıklam olduğunuz ve 5-6 saniye içerisinde kafanızı çadırdan dışarı çıkardığınız anın başlangıcıdır ilk sabah. Güneşin doğmasıyla birlikte çadırın havasız ve çok sıcak olması, o saatten sonra hala uyumayı başarabilene “bravo” denilmesine yol açar. Temizlik malzemelerinizi yanınıza alıp güzel bir güne merhaba dersiniz ayna karşısında. Konserlerin başlamasına çok zaman vardır, o zamana kadar bir yandan kahvaltınızı ederken, diğer yandan elinizdeki festival programı kitapçığından izleyeceğiniz konserlerin saatlerine göz gezdirirsiniz. Konserler başlayana kadar ise gölge bir yer bulup, bir şeyler okursunuz veya çeşitli standlarda takılıp, aktivitelerle oyalanırsınız. Festivalin yapıldığı yer deniz kenarı ise sıcak havayı deniz eğlencesiyle yenersiniz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p face="verdana"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/onelove2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 177px; height: 244px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/onelove2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Konser vakti&lt;/strong&gt;; zamanı gelmiştir artık, sahneden festivalin amacı olan müzik sesi duyulmaktadır. Tüm gün devam edip sabaha karşı bitecek olan yoğun tempo başlamıştır. O konser senin, bu konser benim; o sahne senin bu sahne benim derken akşam saatleri yaklaşmıştır ve yavaş yavaş alkole de davranırsınız. Günün en eğlenceli saati ise şüphesiz performansını uzun süredir beklediğiniz favori gruplarınızın sahnede belirmesidir. Sahnede en önlere gidebilmek için bir yılan gibi kıvrak hareketlerle ilerleyip mümkün olduğunca az küfür yemelisiniz. Sevdiğiniz grubu canlı canlı dinlemekten daha keyifli ne olabilir ki.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p face="verdana"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Uyku vakti&lt;/strong&gt;; güneşin doğuşuyla birlikte başlayan gününüz, güneşin batmasını saatler geçmesine rağmen sizin hala ayakta oluşunuz bünyenizi fena halde yormuştur ve kendinizi çadıra atarsınız. Elektonik müziğin Dj arenadan değil de sizin çadırın içinden yayın yaptığını düşünebilirsiniz ama bu uykunuzu engelleyemeyecektir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p face="verdana"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;İkinci gün&lt;/strong&gt;; bir önceki güne göre daha geç kalkmasını öğrenmişsinizdir artık. Festival ortamına iyice alışmış, o günün programını kafanızda oluşturmuşsunuzdur. Önceki günün yorgunluğunu eğlenceli aktivitelerle ve festival hatırası babında alışveriş yaparak atarsınız. İlk günkü gibi yine festival programına göz gezdirip, izleyeceğiniz konserin yanına bir tik koyar ve aralardaki boşluklarda kendinizi dinlenmeye verir, arkadaşlarınızla güzel anlarınızı paylaşırsınız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;Festivalden ayrılış&lt;/strong&gt;; evet tüm yıl boyunca heyecanla beklediğiniz bir festival daha son bulmuştur. Çadırınızı ve çantanızı toplayıp, birkaç harika gün geçirdiğiniz o festival alanına bakıp, seneye görüşürüz dersiniz içinizde büyük bir buruklukla. Artık bitmiştir, normal hayata alışma süreci ise sancılı başlayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;              &lt;p style="font-family: verdana; text-align: center; font-weight: bold;" class="style1"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/masstival1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 178px; height: 248px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/masstival1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;FESTİVALE NELER GÖTÜRÜLÜR, FESTİVALLERDE NASIL HAYATTA  KALINIR&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Şahsen benim için olmazsa olmaz listemin başında battal boy kloroplast çöp torbası gelir. Her şey den önce eğer büyük boy bir dağcı çantanız yoksa battaniye, uyku tulumu taşımak için en iyi malzemedir. Eğer geçtiğimiz senelerde Rock N Coke’ ta vuku bulan, yurtdışındaki festivallerin ise olmazsa olmazı olan yağmur-fırtına durumları oluşursa, sizi hem yağmurdan hem de ayakkabınızın çamur içinde yüzmesinden korur. İkinci sırada ise kamp alanında ve çadırın içerisinde işinize yaraması muhtemel el feneri almanız sizin yararınızadır. Her festivalden önce internet sitelerinde yazılı olan mat, uyku tulumu, battaniye gibi sizi soğuktan koruyacak şeylerin yanı sıra kalın kıyafetlerinizi de mutlaka getirmelisiniz. Gündüz güneşten korunmak için ise güneş gözlüğü, şapka ve güneş kremi, festival alanı deniz kenarında ise bikini, şort ve plaj havlunuzu da  mutlaka yanınızda olmalı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/h20002.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 152px; height: 213px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/h20002.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Festivalde hayatta kalmak için ilk şart tabi ki organizasyon ekibinin her koşula ve duruma hazırlıklı, bilgili kişiler olmasıdır. Her an bir sağlık problemine karşı 24 saat hizmet verebilen bir sağlık merkezi ve ambulans her daim hazır bulunmalıdır. Ondan sonra kişi olarak, ilk yapmamız gereken, gündüzleri güneşten; geceleri ise soğuktan korunmaktır. Unutmayın ilk gece soğuktan, ikinci gece ise sıcaktan uyuyama ihtimaliniz benim bu cümleyi gece yarısından sonra bilimum tv kanallarında boy gösteren eğitici yayınlardan daha sıkıcı bir şekilde bitirme ihtimalimden yüksektir. Kendinizi fazla yormamalı, boş olduğunuzu düşündüğünüz tüm ufak aralıklarda dinlenmelisinizdir. Herkese iyi festivaller.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"TÜRKİYE’ DE MÜZİK FESTİVALİ KÜLTÜRÜ VE GELİŞİMİ"© 2007 'Alternation' All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-8162409967611968676?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/8162409967611968676/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=8162409967611968676&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/8162409967611968676'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/8162409967611968676'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/08/trkiye-de-mzik-festivali-kltr-ve.html' title='TÜRKİYE’ DE MÜZİK FESTİVALİ KÜLTÜRÜ VE GELİŞİMİ'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-4828454368271732005</id><published>2007-08-12T22:06:00.000+03:00</published><updated>2007-08-18T12:54:58.447+03:00</updated><title type='text'>HAPPY MONDAYS – PILLS ‘N’ THRILLS AND BELLYACHES</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; Evet bugün müzik literatüründe “Madchester” diye bir tabir varsa; bu şüphesiz Happy Mondays sayesindedir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/pillsandthrills.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 296px; height: 296px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/pillsandthrills.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; 80’ lerin o unutulmaz Manchester ortamında; The Stone Roses 60’ ların pop müziğine dans müziğini eklemiş; bunun yanında Happy Mondays ise rave ve disco müziğiyle rock müziğin nasıl birleştirilip, ortaya&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; muazzam işler çıkarılabileceğini göstermişti. İşte bu muazzam işlerin başında da günümüzün müziğine yön veren en önemli albümlerden biri Pills 'n' Thrills and Bellyaches albümü gelmekte.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;         &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Michael Winterbottom’ ın belgesel tarzında çektiği; adını bir Happy Mondays şarkısından alan filmi 24 Hour Party People’ i hatırlayalım. Manchester sahnesi en mühim zamanlarını yaşamakta, neredeyse her gün yeni bir grup kurulmaktaydı. Şehrin önemli isimlerinden Tony Wilson; Manchester’ ın en gözde mekanı Haçianda’ yı açmış ve battle of the bands konserleri sırasında fark etmişti Happy Mondays’ i. Sonrasında ise vakit kaybetmeden grupla kendi plak şirketi Factory Records ile hiçbir yazılı belge olmaksızın anlaşma sağlamıştı. (Filmde de gösterildiği üzere, anlaşmayı bozmak isteyen taraf istediği zaman bozabilirdi). Pills 'n' Thrills And Bellyaches; Happ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;y Mondays’ in üçüncü ve müzik camiası tarafından kabul edilen en iyi albümü.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;1990 yılında Paul Oakenfold prodüktörlüğünde kaydedilen bu albüm hepimizin “24 saat parti insanı” olmasını sağlamıştı; karmaşık ve sürreal şarkı sözleri genel olarak cinsellikten, uyuşturucu kültüründen ve dönemin pop kültüründen bahsetmekteydi. Grubun beyni Shaun Ryder; uyuşturucuyla yüklediği vücuduyla şehir yaşamını izliyor; üzerine ise uyuşturucunun etkisiyle bizlere gerçeküstü ona ise gerçek gelen sözler yazıyordu. Happy Mondays’ in kopyala yapıştır ritim ve melodileri; rock müzikte hip hop ve elektronik müzikten sonra  bir ilkti. Funky bass rayları üzerine kolay yakalanan gitar riff’ leri ve Shaun’ un umursamaz vokali.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Albümde rock müziğe gönül vermiş müzikseverlerin hemen hemen hepsinin bileceği dört şarkı bulunmakta; “&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/happymondays.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 300px; height: 228px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/happymondays.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Step On” bunların en başında gelmekte. "You're twisting my melon, man! Y'know, you talk so hip, man, you're twisting my melon, man!" dizesiyle başlayan bu harikulade şarkı, yukarıda da sözünü ettiğim rock ve disco müziğinin nasıl kaynaştırılabileceğinin en güzel örneği. Diğer üç şarkı ise; “God’ s Cop”, “Kinky Afro” ve “Loose Fit”; partilerin çalınmazsa olmaz şarkılar listesinin demirbaşı durumunda.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu albüm bir devrim; şu gün eğer rock müzik dinlerken; ritim eşliğinde sallanmaktan başka tüm vücudumuz dans ediyorsa, bilin ki nedeni bu albümün yolunu açtığı yeni müzik türüdür. 80’ lerin bittiği; 90’ ların başladığı zamanları yerinde yaşamak istiyorsanız dinlemeniz gereken birkaç albümden biri.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"HAPPY MONDAYS – PILLS ‘N’ THRILLS AND BELLYACHES"© 2007 'Alternation' All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-4828454368271732005?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/4828454368271732005/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=4828454368271732005&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/4828454368271732005'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/4828454368271732005'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/08/happy-mondays-pills-n-thrills-and.html' title='HAPPY MONDAYS – PILLS ‘N’ THRILLS AND BELLYACHES'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-6150620201277262141</id><published>2007-07-11T23:21:00.000+03:00</published><updated>2007-07-26T00:56:28.745+03:00</updated><title type='text'>RADAR LIVE GÜNLÜĞÜ</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;embed src="http://widget-19.slide.com/widgets/slideticker.swf" type="application/x-shockwave-flash" quality="high" scale="noscale" salign="l" wmode="transparent" flashvars="site=widget-19.slide.com&amp;channel=648518346342712601&amp;amp;cy=be&amp;il=1" name="flashticker" align="middle" height="300" width="700"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;div style="width: 700px; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://www.slide.com/pivot?ad=1&amp;tt=0&amp;amp;sk=0&amp;cy=be&amp;amp;amp;amp;amp;th=0&amp;id=648518346342712601&amp;amp;map=1" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://widget-19.slide.com/p1/648518346342712601/be_t000_v000_a001_f00/images/xslide1.gif" ismap="ismap" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.slide.com/pivot?ad=1&amp;tt=0&amp;amp;sk=0&amp;cy=be&amp;amp;amp;amp;amp;th=0&amp;id=648518346342712601&amp;amp;map=2" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://widget-19.slide.com/p2/648518346342712601/be_t000_v000_a001_f00/images/xslide2.gif" ismap="ismap" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;embed src="http://widget-11.slide.com/widgets/slideticker.swf" type="application/x-shockwave-flash" quality="high" scale="noscale" salign="l" wmode="transparent" flashvars="site=widget-11.slide.com&amp;channel=648518346343919377&amp;amp;cy=be&amp;il=1" name="flashticker" align="middle" height="300" width="700"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;div style="width: 700px; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://www.slide.com/pivot?cy=be&amp;ad=1&amp;amp;id=648518346343919377&amp;map=1" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://widget-11.slide.com/p1/648518346343919377/be_t000_v000_a001_f00/images/xslide1.gif" ismap="ismap" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.slide.com/pivot?cy=be&amp;amp;ad=1&amp;id=648518346343919377&amp;amp;map=2" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://widget-11.slide.com/p2/648518346343919377/be_t000_v000_a001_f00/images/xslide2.gif" ismap="ismap" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İçimizde büyük bir heyecan vardı Solar Beach’ e yaklaştıkça; tüm hazırlıklarımızı yapmış biran önce çadırımızı kurup, festival alanının o kendine has ortamına girmek istiyorduk. Kilyos halkı, festivalin yapılacağını haber almış olmalı ki, daha ilk geceden yiyecek stoklarını arttırmıştı. Ardından Radar Live festivali yazan kapıdan içeri girdik ve çadırımız için uygun yeri bulduktan sonra ustalaştığımız kampçılık yöntemiyle çadırları ard arda kurduk ve içini dört gün geçireceğimiz evimiz gibi düzenledik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk gece keşif bölümü diye yazmıştım festivalden önce dosya bölümünde. Festival alanı ziyaretçilerini beklerken, görevliler de son hazırlıklarını yapmaktaydılar. Zaman zaman hoş olmayan şeylerle karşılaştıksa da , bir sonraki günü cıvıl cıvıl olacak solar beach’ te gezinmemize devam ettik. Zaman sorunu yüzünden ilk konser &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Mor Ve Ötesi&lt;/span&gt;’ ni kaçırmıştık, konserin ardından ise sahil tarafında bulunan minderlerde eski festivalleri hatırlayarak unutulmayacak üç gün için zihin antrenmanı yaptık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30 Haziran Cumartesi, yine güneşin doğuşuyla birlikte çadırlardan dışarı attık kendimizi. Kilyos’ un o ılık havasında kahvaltı yapmak için yola koyulduk ve akabinde tekrar festival alanına gelip denize merhaba dedik. Sponsorlar gerçekten iyi iş çıkarmıştı bu sene. Levis, Beko, daha da önemlisi World Card sayesinde festival insanları öncelikle mindersiz kalmadı. Karadeniz’ in dalgalı denizinde yüzmekten ziyade dalgalarla boğuştu festival insanları üç gün süresince.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konserlerin açılışını &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;"&gt;Fuat&lt;/span&gt;’ la yaptık, sevimli rapçi Fuat, sırtında sırt çantasıyla batı Berlin’ in geri geldiğini hemen hemen her şarkıda zikretti. Ardından &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Replikas&lt;/span&gt; yine o doyumsuz müziğiyle karşıladı festivalcileri, ki bu arada insanlar yavaş yavaş deniz havasından sıyrılıp bir müzik festivalinde oldukları gerçeğiyle yüzleşmeye başlamışlardı. İlk günün yabancı gruplar açısından açılışını ise &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Beirut&lt;/span&gt; yaptı. Sahneye epey kalabalık çıkan ve güneşe aldırmadan kalabalığı selamlayan Zach Condon ve arkadaşları gayet ilginç bir performans sergiledi. Amerikan filmlerinde lise bando takımında çalan arkadaşlarıyla kimi zaman neşeli kimi zaman ise hüzünlü şarkılar seslendirdiler. Kapanışı ise “Çiki Çiki Baba” ile yaptılar. İkinci sahnede ise &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Easy Star All Stars&lt;/span&gt;; Pink Floyd ve Radiohead şarkıları seslendirmeye başlamışlardı. Artık bizden biri olan &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Nouvelle Vague&lt;/span&gt; dinlemek istemeyen festivalciler soluğu, bol rüzgarlı ve şahsım tarafından pek beğenilmeyen ikinci sahnede Easy Star All Stars’ ta aldılar. Easy Stars All Stars’ ın ardından heyecanla beklediğimiz isimler ilk sahnede olduğundan o gün bir daha dönmemek üzere ikinci sahneyi ardımızda bıraktık, ve tabi ki dinlemek istediğimiz  ve &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Jamie Lidell  &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;ve&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt; Booka Shade&lt;/span&gt;’ i de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık akşam saatleri yaklaşmakta, güneş solar beach’ in masmavi gökyüzünde batışa doğru gelmekteydi. Önceden röportaj için sözleştiğimiz &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;The Magic Numbers&lt;/span&gt; vardı sırada ve sahnenin önündeki kalabalık hiç de tatmin edici değildi. Zamanla kalabalıklaşır diye umsak da festival izleyicisi The Magic Numbers’ ın süper müziğini bilmeyecek olacak ki onlara pek itibar etmedi. Ardından The Magic Numbers sahnede belirdi, Romeo, kardeşi Michelle, Sean, ve kardeşi Angela. Pek bir sempatik tavırları vardı grubun. Biz de en önde dans etmek üzre yerlerimizi almıştık. Grup, açılışı ikinci albüm Those The Brokes’ tan “Take A Chance” ile yaptı ve ilerleyen dakikaların ne kadar da eğlenceli olacağını belli etti. Konserin ilerleyen vakitlerinde kim bu eğlenceli grup diye sahne önüne koşanlar olsa da, iki sene önce Glastonbury’ de muazzam bir kalabalığa çalan bir grup için ciddi bir hayal kırıklığıydı seyircinin tepkisi. Bir yandan dans ederken bir yandan da konser sonrası yapacağımız röportaj için sahneye pür dikkat odaklanmıştık. “I See You, You See Me” geldi ardından, tüm solar beach i biran hüzne boğarak. Konserin zirvesi ise şüphesiz bizi kendimizden geçiren “Forever Lost” ile gerçekleşti. Ardından yine ilk albümden “Love’s A Game”, “Mornings Eleven”; ikinci albümden “This Is A Song” ve daha bir çok güzel şarkıyla birlikte Angela’ nın utangaç halleri, Romeo’ nun ise sempatik tavırlarıyla radar sahnesine veda ettiler. Bu arada uzun süre çalmaları için dua ettiğim “Hymn For Her” ü ise maalesef çalmadılar ve içimde buruk bir sevinç ile kala kaldım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz Ezgiyle sahne arkasına The Magic Numbers röportajı yapmak için gitmeden önce en azından bir şarkı bile olsa The Rapture dinlemek isterken, &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;"&gt;The Rapture&lt;/span&gt; bize inat tam biz kalabalıktan ayrıldığımızda sahneye teşrif etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahne arkası çok garip bir yer. Lost’ ta The Others adası gibi. Bir tarafta tur tırları, diğer tarafta Mtv’ nin röportaj alanı bulunmakta idi. Biz The Magic Numbers’ ı beklerken arkamızdan siyah yeleğiyle ve korkutucu bakışlarıyla Tim Booth geçmekte, aynı anda The Rapture’ ın disco ritimli şarkıları, kalabalığın koro halinde eşlik etmesiyle bize kadar gelmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Röportajın ardından günün en ağır ismi &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;"&gt;James&lt;/span&gt;’ i beklemeye koyuluyoruz sahne önündeki kapsül bölgede. 90’ lı yıllara damgasını vurmuş en önemli gruplardan birini az sonra canlı canlı dinlemenin heyecanı içimizde artarken sahne önündeki kalabalığı yine tatmin edici bulmuyorum. Bunda insanların James’ in ne kadar mühim bir grup olduğunu bilmemesinin yanı sıra diğer sahnede elektronik müzik camiasının önde gelen ismi Jamie Lidell’ in olduğunu da düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve Tim Booth ve arkadaşları sahnedeki yerini büyük bir alkış eşliğinde alıyor. Tim Booth’ un yüzündeki korkutucu bakışlar; geçen yılların ondan çok şey alıp götürdüğü düşüncesi yaratıyor bende. Konserin başları gayet yavaş şarkılarla ve kalabalık tarafından da pek bilinmeyen şarkılarla başlıyor. Her ne kadar araya “Say Something” sıkıştırmış olsa da insanlar hem günün son konseri olması dolayısıyla yorgunluktan, hem de sevdiği şarkıları duyamamaktan karamsar bir havaya bürünüyor. İlk yarım saat bu şekilde geçtikten sonra şov başlıyor. Ardı ardına popüler James şarkıları eşliğinde festival insanları kendinden geçiyor. “Come Home” la dans ederken bir yandan da fotoğraf çekiyoruz. Ardından şahsi olarak en favori James şarkılarımdan “Ring The Bells” geliyor. Başlardan beri en sevilen James şarkısı olan “Laid” tezahüratları sürerken, Tim Booth onu biraz daha erteliyor ve onun yerine “Sit Down” ı söylemeye başlıyor. Sahne önünde kalabalığa doğru uzanmış bir şekilde “Sit Down Next To Me” diyor Tim Booth, sahne önündeki müzikseverler ise bir yandan ona uzanmaya çalışırken bir yandan da şarkıya eşlik ediyor. “Getting Away With It” ile konser iyiden iyiye çığrından çıkarken, kalabalıkta “Laid” i halen dinleyememenin endişesi beliriyor. İki sene önce The Cure’ u izleyip de “Love Song” u dinleyememeyi yaşamış insanlarda ise bu endişe korkutucu boyutlara ulaşıyor. James sonrasında coşmuş kalabalığı “One Of The Three” ile sakinleştirmeye çalışırken, ardından 93 tarihli efsanevi Laid albümünden “Sometimes” ı çalıyor. Kalabalıktan benim de dahil olduğum müzikseverlerden bazıları “Senorita” ve “Lose Control” diye bağırırken, arkadan “Laid” in girişindeki muazzam akustik gitar tonu yükseliyor. Herkes ne yapacağını bilememenin şaşkınlığıyla şarkıya hep bir ağızdan eşlik ediyor. Günün en muhteşem anını yaşıyor müzik severler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;James konserinin verdiği yorgunlukla herkes kendini Glow In The Lounge’ un minderlerine bırakıyor. Festival boyunca hoşumuza giden bir diğer şey ise “Glow In The Dark” olayıydı. Sigara satışının yapıldığı standlar, bol minderli glow in the lounge bölümü ve vip için ayrılmış glow in radar bölümü ve her şeyden önemlisi herkesi görevli sanmamızı sağlayan Radar’ ın programının olduğu turuncun boyunluklar. Kendilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk günün yorgunluğunu çadırlarımıza varıp uyuyarak atıyoruz. 1 Temmuz Pazar gününün programı ise burnumuzda tütüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar günü de kahvaltı için soluğu Kilyos’ un ılık havasında alıyoruz. Bir yandan serinlerken diğer yandan gazetemizi okuyarak Radar’ dan haber var mı diye bakıyoruz. Festival alanına döndüğümde ise güneşin yakıcı atmosferi bizi hemen gölge bir yer bulmaya itiyor. Denizde voleybol sahası kurulurken, diğer yandan bilimum sponsor firmalar müzikseverlere festival hatırası babında eşantiyonlar vermekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci gün sahneler arası mekik dokuyacağımız gün olarak beliriyor. İlk hedefimiz halen neden bu kadar erken saatte sahne aldıklarını anlayamadığım &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;"&gt;Piano Magic&lt;/span&gt;’ li ilk sahne. Şahsım adına festivalin müzikal olarak en doyurucu saatlerini yaşıyorum. Sahneye en başta beş erkek çıktıklarını görünce şaşırsam da ardından adını bilmediğim, grubun bayan üyesi teşrif ediyor siyah elbisesiyle sahneye. Piano Magic son albüm Part Monster’ a kadar daha ambient, daha deneysel işler yapmış olsa da Part Monster’ da gitarlarlarını epey bağırtmıştı. Konserin Part Monster ağırlıklı geçeceğini düşünüyorduk ki öyle de oldu. Fakat en azından daha bilindik “No Closure” ve “Snowfall Soon” u çalarlar diye düşünmekteydim ama yanıldım. Son albümden “Great Escapes”, “The Last Enginer” ve “Incurable” ile sahnenin önünde bulunan bir avuç insana süper bir ziyafet sunmaya başladılar. Gitarlardaki muazzamlığı duyan herkes sahneye doğru koşturmaya başlasa da, denizde dalga seslerini dinlemeyi tercih edenler de vardı. Efsanevi “Dissaffected” albümünün baş tacı “Love &amp; Music”i ise; “All I need is; (sahnenin sağ tarafını göstererek) Love ve (sol tarafı göstererek) Music diyerek sunan Glen Matlock ve ekibi, konserin başından beri çalmaları için kıvrandığım “Saints Preserve Us” a başladığı anda radar sahnesi yerinden oynadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekdüze Türk grupları içerisinde kendine ayrı bir pencere açan ve yaptığı işi de layığıyla yapan bir grup vardı sırada; &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Gevende.&lt;/span&gt; Balkan folk ezgilerinin hissedildiği konser için ikinci sahnenin yolunu tutmuştuk. Geldiğimizde sahne Piano Magic’ tekinden daha kalabalıktı ve Gevende, Gevendece şarkı sözleriyle kalabalığı mest etmekteydi. &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Plan B&lt;/span&gt;’ yi dinlemek isteyen şahsım, Gevende’ yi yarıda bırakamamıştı ve hemen akabindeki Peter Bjorn and John konserini de uzun zamandır beklediği için, ikinci sahneden ayrılamadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Peter Bjorn And John&lt;/span&gt;, ikinci sahnede yer alan en iyi gruplardan biriydi. Yeni yayınladıkları Writers’ Block albümü ağırlıklı bir performans sergilediler. Grubun esas adamı Peter, farklı ses rengiyle şarkıları söylerken, gitarist Bjorn cool tavırlarıyla sahneyi doldurmaktaydı. Davulcu John ise kırmızı güneş gözlükleri ve bence güneşin altında çalmaktan sıkılmış haliyle Miller sahnesinde güzel bir şov sergilediler. Writers’ Block’ tan “Amsterdam”, “Lets Call It Off” ile ortamı yumuşatan grup, “Objects of My Affection” ile müzikseverleri hareketlendirdi. Ardından “Up Against The Wall” ve daha birçok şarkı seslendirdiler. Victoria Bergsman’ ın İngiltere’ de albüm çalışmasında olduğunu söyleyip, NME’ in geçtiğimiz senenin en iyi şarkısı seçtiği “Young Folks” u seyirciyle birlikte hep bir ağızdan söylediler ve ıslık sesi tüm Solar Beach’ e yayıldı. Grubun performansındaki en dikkat edici ve şaşırtıcı şey ise, genel olarak albümlerinde yumuşak ve duygu yüklü şarkıları, konserde oldukça hareketli söylemeleriydi. Eğer bu grubun albümü daha önceden dinlemeden orada olsaydım ve bir rock star havasında, sahnedeki asi ve hareketli hallerini görseydim onların bir punk grubu veya emprovize bir gitar grubu olduğunu düşünürdüm. Sıcak havaya rağmen festival seyircisini hareketlendirmek için oldukça uğraşan, sahne önünde bir oraya bir buraya zıplayan Peter’ a rağmen, kalabalık yine her zamanki gibi sus pus yerinde dikilerek konsere eşlik etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peter Bjorn And John’ un ardından, tekrar ilk sahnenin yolunu tutan bizler, &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;"&gt;The Rakes&lt;/span&gt;’ in sonuna yetişmek için hızlı adımlarla hareket etmekteydik. İki albüm çıkarmasına rağmen dikiş tutturmayan The Rakes’ i en azından sahnesi açısından merak etmekteydik ve bizi sahnenin arkasındaki büyük The Rakes yazısıyla karşıladı grup. Normal hayatlarında gayet entelektüel insanlardan oluşan grubun gitaristi ise, entelektüalitenin ölçüsünü belli edercesine bir üniversite doçenti görünümündeydi. Solist Alan Donohoe, ilginç hareketleriyle seyircinin dikkatini çekmeye çalışmakta, sahne önü ise Peter Bjorn And John konserinden gelenlerle dolmaktaydı. The Rakes oldukça tatmin edici bir performansla, her iki albümden de parçalar çalarak festival izleyicisini gecenin havasına sokmayı başarmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce ülkemizde izlediğimiz bir isim &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;"&gt;Juliette And The Licks’&lt;/span&gt; in seveni çoktu Radar’ da. Fakat konserin başlamasına uzun bir zaman vardı ve bunun için en iyi alternatif ikinci sahnede performansına başlayacak olan &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;"&gt;Joan As Police Women&lt;/span&gt;’ dı. Yarım kilometrelik yolun ardından sahne önüne vardığımızda, seyirciden yükselen homurdanmalar dikkatimizi çekti. Konsere başlamayı bir türlü istemeye ve bir şeylerden sürekli rahatsızlık duyan solist, en sonunda bir avuç kalabalığa karşı söylemeye başladı şarkılarını ve Radar sahnesini piyan eşliğinde pop şarkılarıyla yumuşattı. Eğer şansı yaver giderse ileride bir Tori Amos olabilir yorumumu yaptıktan sonra, sahneyi kırmaya çalıştığı haberini aldım Juliette Lewis’ in ve tekrar ilk sahneye doğru harekete geçtik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittiğimizde konser ortalarına varmıştı ve Juliette, Four On The Floor albümü ağırlıklı şarkılarını çığırtkan sesiyle söylemekteydi. “Hot Kiss” ile sahne önündeki kalabalığı çılgına çeviren Juliette, ardından “Sticky Honey” i seslendirdi ve &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;"&gt;Cocorosie’&lt;/span&gt; ye gitmeye hazırlanan kalabalığı fena halde coşturdu. Cocorosie için ikinci sahnenin tekrar yolunu tutan kitle, gittiğinde konserin başlamasını umuyordu fakat fena halde yanıldılar. Zira “kokoş kardeşler” konsere bir türlü başlamıyordu. Tamam, başından beri ikinci sahnede bir çok ses sorunu vardı fakat kokoş kardeşler bunu iyice abartıp tüm programı yaklaşık 40 dakika kaydırdılar. Normalde albümlerinde çanak çömlek müziği yapan kardeşler, konserde yanlarına kendilerinden daha eğlenceli insanları alarak dinleyicileri en azından sıkmadılar. Konser sırasında ortamda bulunan yoğun “duman” dan da isteyen kardeşler, Css üzerine Groove Armada’ yı, hatta öncesinde Kelis’ i dinlemek isteyen kitleyi fena halde bozguna uğratarak sahneyi terk etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk sahnede &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Kelis’&lt;/span&gt; i kaçıran bizler; &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;"&gt;Css&lt;/span&gt;’ i beklemeye koyulduk ve Css de kokoş kardeşleri aratmadan sahneye geç çıkma kararı aldı. Konser öncesi tüm sahneyi balonlarla süsleyen Brezilyalı grup, ilk ve tek albümleri Cansei De Ser Sexy’ den birbirinden eğlenceli şarkılar söyleyerek festivalcileri epey yordu. Hele ki popüler şarkıları “Let's Make Love and Listen to Death From Above” ve “Art Bitch” de ortam iyiden iyiye hareketlendi ve Groove Armada öncesi bizleri iyice forma soktu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kokoş kardeşlerin kalıntıları hala bizlerleydi ve Css üzeri &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Groove Armada&lt;/span&gt;’ ya sadece yarım saat zaman kalmıştı. Sahne önüne vardığımızda Sound Boy Rock albümünden şarkıları seslendiren Groove Armada, kitlenin dans ettirmekten pestilini çıkardı ve elektronik müziğin en iyilerinden biri olduklarını kanıtladılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Groove Armada sonrası herkesin pili bitmişti fakat Radar sahnesi dansa doymuyordu. Hala enerjisi kalanlar ikinci sahneye; &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Ellen Allien ve Apparat&lt;/span&gt;’ ın dj setini dinlemeye gitti ve sabahın ilk saatlerine kadar da ardı ardına dj lerle eğlence devam etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk günün daha indie rock, ikinci günün ise daha dans geçtiği Radar festivalinde artık sert güne gelinmişti. Pazartesi günü gündüz vakti, çalışan insanların işlerine gitmesinden dolayı gündüz bölümü gayet sessizdi. Adeta günün akşamı yaşanacak olan fırtına öncesi sessizlik vardı solar beach’ te. İlk iki gün minder ve şemsiye bulmayan insanlar bol bol gölge bulmuştu bu sefer. Gün boyu siyah tişört giyen insanların sayısı katlanarak artmaya başlamıştı ve günün açışını punk gruplarımızdan &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Rashit&lt;/span&gt; yaptı. Rashit’ in ardından sahneyi şahsımın merakla beklediği &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;"&gt;Brakes &lt;/span&gt;aldı. Beatific Visions ve Give Blood albümünden farklı türlerde- ki bunlara country, punk türleri de dahil- şarkılar seslendiren Brakes, ilk sahnede performansını gösterirken, diğer sahnede 110 vardı. Gecenin sonunda Marilyn Manson konseri olması dolayısıyla ilk sahnenin önündeki kapsül festivalcilere kapatılmıştı ve kapsülün hemen ardında da siyah tişörtleriyle ve botlarıyla beliren kitle mevcuttu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Brakes’ in ardından ise, ilk kez görmelerine rağmen bu kitleyi fazlasıyla tatmin eden &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;"&gt;The Horrors &lt;/span&gt;sahne aldı. Geçen sene hiçbir single ları olmadan ve konser bile vermeden NME’ nin kapağına taşıdığı grup The Horrors, NME’ nin genel yayın yönetmeninin de dediği gibi hem görünüş olarak hem de müzikal olarak berbattılar. Fakat gel gör ki, özellikle solistlerinin sahne şovu görülmeye değerdi. Sahnede ne var ne yok eline alan ve bunları bir yaşındaki bir bebek gibi yakından inceleyen solist Faris Badwan, bir ara sahneden inip kamera kulesine çıktı ve ilginç hareketlerle etrafı şenlendirdi. Ardından ise kalabalığın ellerinde tekrar sahneye çıktı ki herkes ne içtiyse aynısından istemekteydi. İlk ve tek albümleri Strange House’ dan parçalar çalan The Horrors, kitleyi fena halde kendine getirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etrafta onlarca çakma Marilyn Manson ve onlarla fotoğraf çektiren Manson fanları gezmekte iken, &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;The Long Blondes&lt;/span&gt;’ un Manson öncesi çok talihsiz bir duruma sokulduğunu anladık. Sahne önündeki kitle The Long Blondes’ dan bihaberdi ve sahneye Manson’ ın çıkması için The Long Blondes’ u proteste etme gafletine düşebilirlerdi. Fakat her ne kadar korkulan olmasa da, siyah kitle The Long Blondes sahnedeyken hareketsiz durarak garip bir tutum sergiledi. Geçtiğimiz yıl İngiltere’ de en iyi çıkışlardan birini yapan güzel hanımlar topluluğu The Long Blondes, ilk ve tek albümleri Someone To Drive You Home’ dan eğlenceli pop şarkılarıyla, Manson fanları arasına karışmış olan bizleri eğlendirmeyi başardı. Özellikle solist Kate’ in güzelliğiyle mest olan indie festival seyircisi Radar’ a noktayı bu konserle koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siyah kitlenin heyecanla beklediği isim &lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;"&gt;Marilyn Manson&lt;/span&gt;’ ı seyretmeden festivalden ayrılmak olmazdı ve bizler de öyle yaptık. Sahne önünde 6000 kişiyi bulan kalabalığın cep telefonu ışıklarıyla harikulade bir görüntü oluşturması ve hemen ardından beliren Manson, “Sweet Dreams” ve Tainted Love” coverları da dahil bir çok şarkıyı seslendirdi ve fanlarına unutulmaz bir gece yaşattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık yola koyulma vakti gelmişti ve üç gün süren yorucu, yorucu olduğu kadar da eğlenceli Radar Live festivali artık bitmişti. Arkamızda bir çok anıyla birlikte, hem denizin, kumun ve güneşin zevkini hem de izlediğimiz onlarca önemli müzisyeni dinlemenin zevkiyle solar beach’ ten ayrıldık. Umarız önümüzdeki sene daha büyük bir katılımla, daha büyük sahnelerle ve festival alanıyla ve daha önemli ve sayıca çok müzisyenlerle Radar Live bizlere yine unutulmaz bir hafta sonu yaşatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"RADAR LIVE GÜNLÜĞÜ"© 2007 'Alternation' All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-6150620201277262141?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/6150620201277262141/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=6150620201277262141&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/6150620201277262141'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/6150620201277262141'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/07/ssxxxxx.html' title='RADAR LIVE GÜNLÜĞÜ'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-8175801983030627550</id><published>2007-06-17T13:09:00.000+03:00</published><updated>2007-06-17T13:18:28.082+03:00</updated><title type='text'>MABBAS RÖPORTAJI</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Radar Live 2007’ nin organizasyon direktörü; hepimizin Dj Mabbas olarak tanıdığı Murat Abbas. Radar Live 2007 hakkında daha çok bilgi almak ve kendisini yakından tanımak için Mabbas’ la irtibata geçiyorum, hiç tereddüt etmeden teklifimizi kabul ediyor ve Teşvikiye Reasürans Merkezindeki Touchdown’ da akşam saatlerinde buluşmak için sözleşiyoruz. Buluşma saati yaklaşana kadar bir yandan sorularımızı hazırlarken, diğer yandan mp3 çalarımızın mikrofon kaydını kontrol ediyoruz. Touchdown’ a vardığımızda Mabbas’ ı hot dog’unu yemiş, ardından ilk birasına da başlamışken buluyoruz. Gayet sıcak bir şekilde karşılıyor bizi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hemen festival organize etmenin ne kadar zor ve yorucu bir iş olduğundan konuya giriyor; ajanslarla telefon trafiği, müzisyenlerin tavırları, sponsor bulmanın bazen insanı çıldırtma noktasına getirmesi. Bu kadar uğraşıp didinip emeğinin karşılığını alamama riski ise çok kötü hissettiren bir durum tabi ki. Hele ki geçen hafta yaşanan seçim olayını hatırlatıp; “&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0); font-weight: bold;" class="style22"&gt;Seçimler 1 temmuzda yapılsaydı, Radar Live’ i iptal edecektik. Cumartesi akşam altıdan Pazar günü altıya kadar 24 saat boyunca müzikli eğlence ve içkinin yasak olmasından dolayı festivalin geri kalanını da yapmak anlamsız olacaktı. Bütün o, bir senenin emeği, müzisyenlerle ve mekan ile yapılmış sözleşmeler ve ödenen paralar uçup gidecekti.&lt;/span&gt;” Evet  seçim tarihi şu an 22 temmuz olarak belirlendi ve mevcut hükümet bize son  hamlesini son anda kaçırdı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Mabbas 2000 yılında, sahip olduğu gayet güzel bir kariyeri bırakıp, sevdiği işi, müziği yapmaya karar vedikten sonra ilk olarak radyoyla adım atmış camiaya. Onu takip eden organizasyon işi ve son olarak da Radar Live festivali. Bir organizasyon işine girmenin zorluklarından bahsediyor; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style20"&gt;&lt;span class="style19"&gt;Herşey birbiriyle o kadar ilişkili ki, bir konser organizasyonu yapmak için bir çok şeyi düşünmemiz gerekiyor. İnsanlar soruyor; neden konseri orada yaptınız diye, ama neden şurada yapmadınız diyemiyorlar çünkü öyle bir mekan yok. Ayrıca sponsor mevzu başlı başına bir sorun. Bir konserin bileti çıktığında herkes koşup da bilet almıyor, bunun yanında mekana geldiklerinde fazla bira tüketme gibi bir olay da yok bizde. Organizasyon şirketlerinin bir kaç gelir kalemi var; bilet satmak, içki satmak ve sponsorluk almak. Sponsor bulmak için ise, bu mekanın senin diğer sponsorunla anlaşması olması lazım. Ama dışarıdaki insanlar bunun bu kadar bağlayıcı olduğunun farkında değil, o yüzden çok yıkıcı eleştiriyola&lt;/span&gt;r&lt;/span&gt;”.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Dinamo Fm’ de toplamda on iki kişi çalıştıklarını  söylüyor; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style22"&gt;Bu on iki kişi o kadar multi fonksiyonel çalışıyor ki, bir yandan basın bülteni yayınlamaya çalışırken diğer yandan radyodaki reklamları hazırlıyoruz&lt;/span&gt;”. Dinamo Fm üç ana kolda çalışıyor; birincisi radyo, ikincisi organizasyonlar diğeri ise Radar Live. Mabbas ise Radar kolunun başındaki direktör.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Geçen seneyi hatırlatıyorum; “Ücretsiz  bir festival yaptınız, nasıl böyle bir riski aldınız?” “&lt;span class="style22"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Geçen sene zarar ettik; fakat; ücretsiz olduğu için diğer hiç bir şeyden kısmadık. Geçen seneki ışık ve ses sistemi Glastonbury’ nin resmi ses sistemiydi, kendimiz de radyocu olduğumuz ve ses kalitesi bizim için çok hassas bir konu olduğu için, bir numaralı önceliğimiz ses olmakta. Geçen seneki organizasyonu İngiltere’ de yapmış olsaydık zarar etmezdik, diğer kalemler bir şekilde olayı tapilerdi&lt;/span&gt;.&lt;/span&gt;” Peki neden sıfırdan olaya başlayan bir şirket  olarak böyle bir işe soyundunuz diyorum alacağım cevabı tahmin ederek; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style22"&gt;Geçen seneki festivali zarar olarak görmüyoruz, sadece bir yatırım olarak görüyoruz. Bize kazandırdıklarına gelirsek; birincisi; bir çok organizasyon şirketinin arasına ben de bu işte varım diyerek giriyorsun, ikinci olarak; müzikseverlere güzel bir gün geçirtiyorsun ve  karşılığında hiç bir şey almıyorsun ve bu ileride sana çok güzel geribildirimlerle geliyor. Üçüncü olarak ise buraya getiriğin yabancı grubu mutlu ediyorsun, parasını zamanında ödüyorsun, onları iyi ağırlıyorsun vs. Bu şu açıdan önemli; grupların çalıştığı ajanslarda senin çok önemli bir kredin oluyor ve bu durum ilerisi için bize avantaj sağlıyor&lt;/span&gt;”. Mabbas bu arada geçen sene gelen Crazy P.’ nin son albümünden bahsediyor; bir albüm ve yanında verilen konser dvd’ sinden. Dvd’ ye geçen seneki Radar Live’ ı koyduklarını söylüyor. Türkiye’ ye grup getirmenin zorluklarını da epeyce yaşamış Mabbas, daha önce Türkiye’ ye gelip de pek hoş olmayan olaylar yaşamış grupların biraz daha soğuk baktıklarından bahsediyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Geçen seneden belli miydi diye soruyorum bu sene bu derecede  yoğun bir festival yapacağınız; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style22"&gt;Aylık konserlerin düşüncesi vardı aklımızda fakat bu seneki Radar Live’ ı hiç bu derecede düşünmemiştik; radyo olarak bizi bile çok şaşırtıyor gelen gruplar, ciddi anlamda her alanda aştığını düşünüyorum festivalin&lt;/span&gt;”. Bu noktada geçen seneden bu yana dinleyiciyle teması sağlamaya çalıştıklarını ve onların Radar deyince akıllarına gelen sadık bir kitleden, güzel bir organizasyondan bahsetmek için uğraştıklarını söylüyor; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style22"&gt;Radar isminin sürekli güncel kalmasının planlamasını  yaptık&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;”.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Dinleyici kitlesinden konu açılıyor; Mabbas, ekip olarak  prensiplerinden bahsediyor; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style22"&gt;Hiç bir zaman hah işte bu grubun biletleri satar, hadi onları getirelim demiyoruz, çünkü bu bizim dürüstlüğümüzü zedeler. Getirdiğimiz ve getireceğimiz tüm grupları gerçekten sevdiğimiz için getiriyoruz. Ayrıca sahnesi iyi olmayan grupları da getirmemeye çalışıyoruz çünkü konserden sonra dinleyicinin mutsuz ayrılmasını istemiyoruz&lt;/span&gt;”. Bu noktada karşı çıkıyorum Mabbas’ a ve Türkiye’ deki dinleyici kitlesinin o bilinç seviyesine henüz ulaşmadığını iddie ediyorum ve Mabbas, hitap ettiğikleri kitlenin ve getirdikleri grupların takipçilerinin; müziği çok yakından izleyenler ve o bilinç seviyesinde olduğunu söylüyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sözü baştan beri sormak istediğim Kelis ve Marilyn Manson’ a getiriyorum. Bu iki ismin geri kalan line-up’ a göre biraz farklı durduğunu ve hem hip hop kitlesini hem de biraz daha sert rock dinleyen kitleyi festivale getirmek için olup olmadığını soruyorum. Baştan beri bize karşı samimi davranan Mabbas bu konuya da açıklık getiriyor; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style22"&gt;Hitap ettiğimiz kitle sadece indie elektronik ve rock dinleyenler değil; radyoda çaldığımız ve bizim gerçekten sevdiğimiz grupları dinleyen bir kitle. Kelis’ in diğer hip hop müzisyenlerinden her daim farklı durmuş ve underground kitleye de hitap eden bir tarzı var. Elimizde olsaydı Missy Elliott’ ı da getirirdik&lt;/span&gt;”.  Marilyn Manson gibi ikinci bir ismin programda olmadığını söylediğimde ise, Mabbas’  ın cevabı burada da hazır; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style22"&gt;Marilyn Manson gibi ikinci  bir isim dünyada da var sayılmaz&lt;/span&gt;”. Konu Marilyn Manson üzerinden devam  ediyor ve Mabbas neden onu tercih ettiklerini anlatıyor; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style22"&gt;Marilyn Manson’a sadece müzikal açıdan bakmak yanlış olur, o son derece freak bir tip, başlı başına bir ikon. Bir de bizde şöyle bir şey var, biz biraz mahallenin yaramaz çocuğuyuz, kimsenin cesaret edemediği biri olunca bu bizi tahrik ediyor ve ne yapıp edip onu getirmeliyiz diyoruz.&lt;/span&gt;”  Marilyn Manson’ ın risklerinden bahsediyor ardından; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style22"&gt;Onu getirince sponsor alamama gibi bir durum olabilirdi, şöyle bir şeyle karşılaşabilirsin yani; bu adam mı gençliğe örnek olacak, biz de diyoruz ki evet bu adam örnek olacak, işine geliyorsa, işte böyle cesur davranmak istiyoruz&lt;/span&gt;”. Aklıma bir diğer, aykırı duran ve tartışmalara neden olan grup System Of A Down geliyor; seneye onu getirmeyi düşünür müsünüz diyorum; yine çok net bir cevap alıyorum; ”&lt;span style="font-weight: bold;" class="style22"&gt;System Of A Down Radar’a  gelemez, çünkü müzik olarak da pek sevmediğimiz bir grup&lt;/span&gt;”. Radar’ ın  sıradaşı tiplere karşı bir hevesi var; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style22"&gt;Babyshambles mı, Pete Doherty yaramaz biri, onları seviyoruz, Juliette Lewis aykırı bir tip mi, onu da seviyoruz, CocoRosie mi, o kardeşlerin geçen sene caz festivalinde organizasyon ekibine ne kadar zor anlar yaşattıklarını biliyoruz. İşte bu zorlukları bizim hoşumuza gidiyor&lt;/span&gt;”. Geçen aylarda gelen Goldie’ nin dünyadaki en uğraştıran isimlerden biri olduğunu söylüyor ve konseri ayarlayıp, Londra’ ya kaçtığını(şaka şaka; konser organizatörleri toplantısı nedeniyle gitmek zorunda kalmış halbuki) ve arkadaşlarının Goldie’ nin çıldırtan tavırlarına maruz kaldığını söylüyor. Radar’ ın klasik bir çizgisi olmadığını üzerine basa basa söylüyor ve herhangi bir ismin Radar’ a yakalanabileceğini ekliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" class="style19" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Belçika’ da düzenlenen dünyaca ünlü festival Rock Werchter’ le Radar Live 2007’ nin tarihleri çakışıyor; Rock Werchter’ in genel olarak diğer avrupa festivallerinden ayrıldığını söylüyor Mabbas; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style25"&gt;Katılan grupların neredeyse tamamı head-liner kalitesinde büyük  gruplar&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;”&lt;/span&gt;. Aynı hafta sonu İsviçre’ de ise Saint Gallen Festivali vuku bulacak ve bu iki festival katılacak grupları birbiriyle değiş tokuş etmekte bir gün arayla. İşte bu durum grup seçiminde Radar’ ı sekteye uğratmış ve oradan grup kapmakta zorlandıklarını ve seneye Radar Live’ in bu tarihlerde olmayacağını söylüyor.&lt;br /&gt;                                               &lt;br /&gt;        Mabbas getirdikleri grupların konser heyecanını her daim  yaşıyor; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style25"&gt;Evde ne dinliyosak onu getirelim diyoruz, mesela en son Ms. John Soda konserinin olduğu gün sabah kalkıyoruz ve oh be akşam Ms. John Soda konseri var diyoruz; ego tatmini ve para kazanmak bizim için gerçekten önemli değil&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;”&lt;/span&gt;. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" class="style19" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Radar Live’ in programına geliyor Marilyn Manson üzerinden  söz; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style25"&gt;Mesela günlük programı müzikal açıya göre yaptık ve bir mantığı var bu durumun. Bu durum festivali bütünlüyor. Marilyn Manson cumartesi günü; Beirut, Nouvelle Vague, The Rapture ve The Magic Numbers’ ın arkasında olmazdı, çünkü o gün biraz daha kırılgan, biraz daha barışçıl birgün; o yüzden James o günü çok güzel tamamlıyor. Veya Pazartesi gününe baktığımızda, kırık bir grup olan The Horrors, biraz daha sert bir müzik yapan Brakes ve sonrasında Marilyn Manson var, yerli ön grup ise Rashit, o gün biraz daha sert günümüz olacak&lt;/span&gt;”.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" class="style19" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sohbet çok hoş gidiyor, biralarımızı yeniliyoruz bir yandan da. Seneye ve sonraki senelerde Radar Live nasıl olacak diye soruyorum; “Tek günlük festival, ardından aylık konserler, şimdi ise üç günlük 40 grupluk bir festival. Bir kaç sene sonra 7 güne yayılan ve 5-6 sahnesi olan, Roskilde tarzı bir festival olacak mı?”. ”&lt;span style="font-weight: bold;" class="style25"&gt;Önümüzdeki senenin programını da şimdiden yapmaya başladık yavaş yavaş, fakat şöyle de bir şey var; bu festivalin gerçekten iyi geçmesi lazım, artık kimsenin bir bahanesi yok; daha da güzel bir şey yapılamazdı bu koşullarda, şevkimizin kırılmaması ve heyecanımızın kaçmaması gerekiyor. Düşünmek bile istemiyoruz ama başarılı olamazsak, yenilen pehlivan güreşe doymaz diyip devam etmeyiz, bunu açık ve net bir şekilde söylüyorum. Çünkü ikinci senesinde bu kadar kuvvetli bir line-up oluşması çok kolay bir şey değil. Biz bunu başardık ve bunun takdir edilmesi lazım. Eğer takdir edilmiyorsa bu şu demektir; bu ülkede bizim çizgimizde yapılan iş, iş yapmıyor anlamına gelir. Biz hiç bir zaman Radar’ ı  mainstream bir çizgide yapmayacağız; bir duruşumuz var ve bunun sağlamasını alırsak bu sene festivalde; gelecek sene bunun daha da büyüğünü yapacağız ve eminim Solar Beach’ e falan da her anlamda sığmayacağız&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;”.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" class="style19" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Buradan konu, baştan beri gelmek istediğim konulardan birine; festival alanı Solar Beach’ e geliyor; bu sene Solar Beach’ in çok farklı kullanılacağını belirtiyor Mabbas; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style25"&gt;Bu sene Solar Beach’ i sahil boyunca uzunlamasına kullanacağız, normalde otopark olarak kullanılan yere ikinci sahnemizi kuracağız. Otopark olarak ise yukarıda bulunan beldeyi düşünüyoruz ve festival alanıyla bağlantıyı ring servisiyle sağlayacağız. İkinci sahneyi de çok büyük bir alanda kullanacağız çünkü o sahnede de gayet önemli isimler çıkacak&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;”&lt;/span&gt;. Festival programının sahne ve saat bazında hazır olduğunu ve ilerleyen günlerde duyurulacağını söylüyor Mabbas, bu konuya epey bir mesai harcadığını da ekleyerek. Peki izlemek istediğim iki ayrı grup aynı anda sahne alabilir mi diye merak edip soruyorum, ve o konuda beni rahatlatıp iki grubun en fazla 10 dakika kesişebileceğini söylüyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" class="style19" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Solar Beach bu temmuz başı hiç olmadığı kadar dolu olacak, müzik haricinde festival alanında başka neler olacak diye soruyorum Mabbasa; öncelikle bir ana sahne, ikinci sahne ve dj sahnesinin olacağını söylüyor ve bunların haricinde, en önemli konunun deniz olduğunu vurguluyor. Yazın sıcak zamanında denizde serinleyebileceğimizi ve bunun bile insanları teşvik etme konusunda tek başına etkili olduğunu söylüyor. “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style25"&gt;Normalde Solar Beach’ e girmenin günlük maliyeti ile; festival günü girip, üstüne bir de o kadar grubu canlı canlı izlemenin maliyetini karşılaştırırsa dinleyici, avantajı görebilir&lt;/span&gt;”. Onun dışında etkinlik olarak; her daim festivallerde yoğun ilgi gören lunapark planları olduğunu söylüyor ve suyun üzerinde eğlenceli oyunlar olacak diye de ekliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" class="style19" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Baştan beri herkesin merak ettiği  ve açıklanmayan diğer isim nedir peki?”. “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style25"&gt;Kendi  alanında çok büyük bir isim ama indie tarzında bir isim değil elektronik bir  isim&lt;/span&gt;”. Grup tarafından gelecek son komfirmasyonu beklediklerini söylüyor ve herkesin; oraya, istediği bir ismin gelmesini beklediğini söylüyor; ”&lt;span style="font-weight: bold;" class="style25"&gt;Mesela bir çok kişi oraya Interpol’ u düşünmekteydi, veya Arctic Monkeys’ i, ama ben böyle bir beklentinin oluşmasını istemiyorum, çünkü isim açıklandığında hayal kırıkığına uğratabilir dinleyiciyi; takip ettiği müzikal tarzı göz önünde bulundurursak&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;”&lt;/span&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Klasik bir soru vardır, organizasyonu hazırlayanlara sorulan; getirmek isteyip de getiremediğiniz isimler kimlerdir diye? Mabbas devam ediyor; ”&lt;span style="font-weight: bold;" class="style41"&gt;Küçüklüğümden beri tişörtlerini her zaman giyerek büyüdüğüm isim olan Public Enemy’ yi getiremedik maalesef; başlarda anlaşmıştık fakat; ilk ayağını Türkiye’ den başlatacakları Avrupa turnesini iptal ettiler. Onun dışında Interpol için çok uğraştık ama olmadı. Bir de şöyle bir şey var; bizim getirmek isteyip de, bir nedenden ötürü getiremediğimiz 3-5 çok önemli ismi başkaları getirirse, neden biz getiremedik diye çok kıskanırım; yine Interpol bu bahsettiğim durumun başında geliyor, ki bir çok kesimden dinleyicinin Radar’ da Interpol olmalı beklentisi vardı ve bunu yapamamak beni çok üzdü. The Pixies, David Bowie, Radiohead ve Sigur Ros gibi gruplar da yine başkası getirirse üzülürüm kategorisindeler. Bu gruplar bir gün gelecekse eğer, Radar Live getirmeli. The Arcade Fire da yine uğraşıp da getiremediklerimiz arasında. Şahsen çok sevdiğim Snow Patrol var; iki senedir fake yiyoruz onlardan ve bir daha onlar için uğraşmayacağız. Elektronik isimlerden ise Autechre ve Aphex Twin var, ama olmadı.&lt;/span&gt;”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yan tarafımızdaki pub Nisantasion’ ın kapısında takım elbiseli bodyguardlar belirirken; içeriden gelen pop müziğin yüksek sesi bizi biraz rahatsız etmekte ve Radar’ ı konuşurken ilginç bir hava yaratmakta. Radar Live’ in programına baktığımızda daha önce Türkiye’ ye gelmiş isimleri görüyoruz; Nouvelle Vague, CocoRosie, Juliette And The Licks gibi. Bu grupların anlaşmaları nasıl oldu diye soruyorum; Mabbas line –up’ ın genişliğinden söze başlıyor; ”&lt;span style="font-weight: bold;" class="style41"&gt;Şu anda Türkiye’ deki festivallere bakarsak, yabancı grup açısından en verimli programı oluşturduk; toplamda 32 tane yabancı isim var, bunların hiçbirini birbirinden ayırt etmiyoruz. James mesela, o kadar konsere gittim yurtdışında ama onları hiçbir zaman dinleyememiştim. 2001’ de dağıldıkları zaman oturup ağladığımı hatırlıyorum. Şunu demeye çalışıyorum; eğer programda 10 tane yabancı isim olsaydı, bu grupları tekrar getirmezdik, madem 32 isim getiriyouz, 2-3 tane de ikinci kez getirdiğimiz isim olsun. Bir de bu grupları festival ortamında dinlemek de ayrı bir hava katacaktır elbette&lt;/span&gt;”. Gelen isimlerden hangisi sizi zorladı  diyorum hem maddi anlamda hem de vermiş olduğunuz emek anlamından; Mabbas’ ın cevabı tahmin edebileceğimiz gibi Marilyn Manson yönünde oluyor ve devam ediyor; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style41"&gt;James de çok zorladı&lt;/span&gt;”.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bir yandan biralarımızı yudumlarken Mabbas söze line-up’ ın  oluşma sürecindeki ilginç ve komik gelişmelerden bahsediyor; “&lt;span class="style41"&gt;Grupların bazıları; booking ajanslarından festivalin line-up’ ını öğrenip de gelmek istediler. Mesela Beirut; bu sene sadece yedi  konser verecek ve bunlardan biri de Radar’ da olacak, gelmek istemesindeki en büyük sebep line-up’ ı beğenmesiydi. Diğer festivallerin gruplara ciddi miktarda maddi teklifleri varken bize gelmelerinin sebebiydi buydu&lt;/span&gt;”. Bazı grupların birbiriyle yakın arkadaş olduğunu  öğrenirken; Mabbas ilginç bir olaydan bahsediyor; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style41"&gt;Piano Magic’ te ise teklif onlardan bize geldi; Nouvelle Vague’ daki solistlerden birinin eski erkek arkadaşı Piano Magic’ in solistiymiş ve Radar’ a gittiklerini söylemesiyle onları da programa katmak istemiş. Bir gün Piano Magic’ ten e-mail geldi bize ve onlara teklif yapmamız halinde gelmek istediklerini belirttiler&lt;/span&gt;”. Olumlu karşılayamadıkları Midlake grubundan bahsediyor  şimdi de ve Zach Condon’ un Midlake’ i aramasından bahsediyor. “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style41"&gt;Midlake’ i festival programının elverişsizliği yüzünden geri  çevirmek zorunda kaldık&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;”.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bilet fiyatlarına getiriyorum konuyu; insanların, özellikle ekşi sözlükteki isyanını da ekleyerek; ama olayın hiç de isyan edilesi bir halinin olmaması gerektiğini belirtiyor Mabbas; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style41"&gt;4 günlük bir festival; bir yanda rüyamızda bile göremeyeceğimiz bir ton isim ve bunun yanında denizin de olduğu bir festival havası. Bilet fiyatını hiç de çok görmüyorum&lt;/span&gt;”. Shakira’ nın 160 milyon olduğunu ve normal zamanda tek konser fiyatlarının minimum 25 ytl olduğunu düşünürsek cidden hiç de çok değil.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Festivalin reklam işlerinin nasıl yürüyeceğini soruyorum. Şu anda Mtv’ nin sponsorlardan biri olduğunu ve gelecek olan grupların video’larının yayınının arttığını söylüyor. Aynı zamanda yakında çok yoğun bir reklam atağına başlayacaklarını da ekliyor. Bu reklamların ardından kaç kişi bekliyorsun diye soruyorum; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style41"&gt;Günde en az 12 000 kişi bekliyoruz&lt;/span&gt;” diyor. Yemek fiyatları her daim festival insanlarının büyük sorunu olmuştur. Yeme-içme sisteminin; yine diğer festivallerdeki  gibi olacağını ve bunun yanında ekonomik anlamda daha uygun olan farklı bir şey de düşündüklerini ve onu hayata geçirmeye çalıştıklarını belirtiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yine bir festival organizatörüne sorulması gereken soruyu soruyorum; “En çok hangi grubu heyecanla bekliyorsun?”; Mabbas’ ın ilk cevabı yukarıdan da tahmin edebileceğimiz üzere James; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style41"&gt;Bütün gençlik yıllarım James, Happy Mondays, The Stone Roses ve The Charlatans gibi grupları dinleyerek geçti ve onların heyecanı hep bambaşka olmuştur&lt;/span&gt;”. Bunun yanında The Rapture’ den bahsediyor; “&lt;span style="font-weight: bold;" class="style41"&gt;The Rapture’ ı daha önceden canlı izleme şansım olmuştu ve hayatımda izlediğim en güzel konserlerden biriydi; onları tekrar izleyecek olmak beni heyecanlandırıyor&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;”. Marilyn Manson’ ı ise en önden seyredeceğini  ekliyor ve “&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;" class="style41"&gt;Hepsi gerçekten benim için çok önemli  isimler, ayrım yapamıyorum&lt;/span&gt;”. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Mabbas, mütevazı olduğu kadar iddialı; ve aynı zamanda gayet sempatik bir şekilde sorularımızı yanıtlarken, diğer yandan; Dinamo Fm ekibi olarak biz müzikseverlere sundukları bu eşsiz festivale çağırıyor bizleri. 29 Haziran gecesi Duman’ la başlayacak festival 30 Haziran günü bir yandan serinlemek için denizin olduğu Solar Beach’ te, bizlere Beirut, The Magic Numbers, The Rapture, Nouvelle Vague ve gecenin sonunda James’ i, 1 Temmuz Pazar günü ise Peter Bjorn And John, The Rakes, CocoRosie, Piano Magic ve Kelis’i ve son olarak 2 Temmuz Pazartesi günü ise Brakes, The Horrors, The Long Blondes ve kapanışta Marilyn Manson’ ı ve tüm bu isimlerin yanında daha bir çok grubu izleme şansını sunuyor. Müzikseverlere şimdiden maddi durumlarını iyice ayarlayıp; bu müzik şöleneni kaçırmamalarını tavsiye ediyoruz; “Haydi Radara Yakalanmaya”.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51); font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"MABBAS RÖPORTAJI&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold; font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-8175801983030627550?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/8175801983030627550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=8175801983030627550&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/8175801983030627550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/8175801983030627550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/06/mabbas-rportaji.html' title='MABBAS RÖPORTAJI'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-3272076039700118752</id><published>2007-05-31T00:16:00.000+03:00</published><updated>2007-06-06T22:59:11.546+03:00</updated><title type='text'>RADARLIVE 2007 FESTİVALİ</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/radarlive_logo.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 359px; height: 78px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/radarlive_logo.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Geçen sene girmişti&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; h&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;epimizin hayatına Radar. İnternet sitesine üye ol&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;an ilk 7000 &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kişi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ye diğer festivallerden alışık olmadığım&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ız&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; şe&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kilde ücretsiz bir festival vaad ediyordu. 8 Temmuz 2006 ta&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rihinde P&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;arkormandaki Radar Live programında&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;; hem fes&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;tivalin ücretsiz oluşu, hem sadece tek sahne oluşu, hem de henüz ilk senesi ol&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;uşundan ötürü az sayıda müzisyen vardı. The Libertines’in varisi olarak gösterilen The &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Paddingtons, geçtiğimiz nisan sonu bir kez daha izleme şansı bulduğumuz Ms. John Soda, Crazy P. ve b&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;unların yanında indie müzik camiasından d&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ört beş ismin daha katıld&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ığı Radar Live’de eğlenceli saatler yaşanmıştı. Dinamo Fm’in organizasyon ekibini oluşturduğu festival; bakalım bu sene neler yapacak derken Radar Live 2007, katılacak isimleri duyduğumuzda heyecandan klavyede yazı yazmakta zorlanmamıza neden olmuştu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Evet her&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; şey fest&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ival &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;pro&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;g&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ramının açıklanacağı 10 nisan gününde; Mtv’den yayının başlamasıyla vuku buldu. Kimler yoktu ki; Marilyn Manson’dan, The &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Rake&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;s’e, Beirut’tan CocoRosie’ye kad&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ar her müzik türünden sayısız isim. Zaman geçtikçe açıklanan grupların sayısı bir bir arttı ve şu güne ka&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;da&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;r ülkemizde düzenlenmiş &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;olan en renkli ve doyuruc&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;u festival olmayı garantiledi. Biz de 29 haziran günü başlayıp - 2 temmuz gecesine kadar sürecek ve Solar Beach’te düzenlenecek olan festiva&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;l için şimdide&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;n &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;hazırlıklarımızı yapmaya başladık.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;h1  style="color: rgb(153, 51, 153);font-family:verdana;" class="style12" align="left"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:100%;" &gt;Festivale Katılan İsimler&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/marilynmanson.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 138px; height: 174px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/marilynmanson.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/h1&gt;         &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Marilyn Manson&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; Bu adamı ister sevin ister ondan nefret edin umrunda olmaz. O, sevilmek, beğeni&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;lm&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ek için müzik yapıp, konserlerinde çılgınca davranmıyor. İlk albümünü çıkarttığından bu yana 13 yılı deviren ve “Antichrist Sup&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;erstar” olarak seks ve uyuşturucu platformunda şarkı sözlerini yazan; adını Marilyn Monroe ve Charles Manson’ dan alan Marilyn Manson’ı tanımayan insan çok yoktur sanıyorum&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;. Hele ki bazı fantezilerini&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; gerçekleştirebilmek için kaburga kemiklerini aldırdığı yönündeki &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;söylentiler ve&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; herkesçe bilinen “Sweet Dreams”&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; yorumu onu bir and&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;a r&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ock m&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;üzik camiasının nevi şahsına münhasır insanı yapmıştı.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Şimdi ise Radar sahnesini yıkmaya geliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;James&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; 80’ lerin o k&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/timbooth.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 193px; height: 117px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/timbooth.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;endine has müzikal ortamından yoksun bir nesil büyüyor. Happy&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Mo&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;nd&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ays, The Smiths, Joy Divisio&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;n gibi döneme damgasını vurmuş gruplar dağılmış vaziyette bulunurken ve&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; hiç birini ca&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;nlı dinleme şansına sahip olamayacağımız için &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;üz&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ülürk&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;en James tekr&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ar birleşme ka&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rarı alıyor ve Rad&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ar Live onları bizlerle buluş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;turuyor. Dağıldıkları 2001 yılından so&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;nra hüzünlü sesiyle iki yeni albüm çıkaran&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Tim Booth’u canlı dinleme şerefi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ne na&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;il olac&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ağız. Acaba 1993 yılında yayınladıkları efsane&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;vi “Laid” albümünden şarkılar çalmaları için ne yapmalıyız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;          &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Kelis&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; Hip hop nedir diye düşündüğümüzde ilk aklımıza gelen şey; k&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;liplerdeki b&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/kelsi.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 178px; height: 127px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/kelsi.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;üyük göğüs ve kalçalı hanımlar ve bir araba dolusu siyahi isim&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; oldu son senelerde. Amerikan müz&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ik endüstrisi bu müziği bilimum müzik kanalları aracılığıyla müzik severlere iyice empoz&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;e ede dursun; arada iyi &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;isimler de ç&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ıkmıyor değil. İşte bu isimlerin başında da Kelis gelmekte. Harlem’in bağrından kopup gelen ve “Milkshake” single’ı ile tüm dünyaya ad&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ını&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; duy&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;uran Kelis, Radar sahnesini çok renklendirec&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ek emi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;n olun.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/rapture.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 190px; height: 152px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/rapture.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;    &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;The Rapture&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; The Strokes’un&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; lokomotif görevi gör&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;düğü&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; New York treninin en bi mühim vagonuydu The Rapture.  2003 yılında çıkarttıkları disco punk albümleri “Echoes”, ilk albümleri “Mirror” ın kitleler tarafınd&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;an ta&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;nınmamasından&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; ötürü ilk albümü gibi düşünülebilir. “House Of Jealous Lovers” hitiyle partilerin çalınmazsa &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;olmaz şarkılarından &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;birin&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;i y&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;apan grup geçen sene çıkarttığı “Pieces Of The People We L&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ove” alb&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ümüyle hayal kırıklığı yaratmıştı kuşkusuz. Sahnede bulunacakları  süre boyunca çok yorulabiliriz, önce&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;sinde dinlenmekt&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;e fayda var.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/magic_numbers.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 190px; height: 151px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/magic_numbers.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;The Magic &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Num&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;bers&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; 2005 yılında çıkarttıkları, grupla&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; aynı adlı albümle o yılın Glastonbury festivalinde herkesi sahne önüne toplayan ve unutulmaz bir konser veren T&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;he Magic&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Numbers; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Romeo’nun kardeşi Michele ve Sean’ ın kardeşi Angela’dan oluşan Londralı bir grup. Geçtiğimiz yılın sonlarında çıkarttıkları ikinci albümleri “Those The Brokes” ile ilk albümün kalitesini az da olsa aratan grup, sahnede sempatik tavırlarıyla dinley&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;enleri müziğe ortak edecek besbelli bu yaz Radar Live’de.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;          &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/duman.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 157px; height: 157px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/duman.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Duman&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; Yaptığı müzikle rock  müziğin Türkiye’de far&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;k&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;lı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; kesiml&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;erince tanınmasını sağlayan meda&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;r-i iftiharımız Duman; fe&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;stivalin ilk gecesi 29 haziran’da sah&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ne alacak. Batuhan&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; ve K&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;aan’ ın asker dönüşü ilk k&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;onserlerini Radar sahnesinde verecek olması dolayısıy&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;la&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; daha da bir anlamlı olmuş durumda konse&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;r. Bakalım durulmuşlar mı, yoksa asker ocağı onları bir nebze olsun u&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;slandırmış mı?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="style14"&gt;The Long Blon&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="style14"&gt;d&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span class="style14"&gt;es&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span class="style14"&gt;:&lt;/span&gt; 2005 yılında İngiltere’ nin yeni müzik sahnelerinden Sheffiled’ &lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/thelongblondes.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 207px; height: 155px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/thelongblondes.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;da kurulan The Long Blondes; ailemizin plak şirketi Rough Trade ile anlaşmalarının ardından geçen senenin s&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;onlarında merhaba demişti müzik cam&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;iasına ve geçtiğimiz yılın en iyi ç&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ıkış yapan gr&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;uplarından biri olara&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;k lanse edilmişti bi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;limum müzik dergileri tarafından. R&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;adar Live’ in en eğlenceli dakikaları, bu ‘uzun sarışınların’&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;sahnede çalacağı pop şarkıları ile olacak şüphesiz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/julietteandthelicks.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 204px; height: 173px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/julietteandthelicks.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;         &lt;/p&gt;&lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;         &lt;/p&gt;   &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Juliette And The Licks&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; Aslen oyuncu olan ama içindeki&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; arız&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;a kadına dur diy&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;emeyen Julitte Lewis’ in  2003 yılında kurduğu grup; “Four On The Floor” albümünü geçtiğimiz sene çıkartmıştı. Ardından 25 k&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;asım salı &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;gecesi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Y&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;eni Melek’ te Türk dinleyicisiyle, yine rad&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ar organizasyonu ile buluşmuştu çılgın Juliette Lewis ve arkadaşları. Grup k&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;onserin ortasında kalabalığın üzer&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ine atlayabilir, gitarları üzerinize fırlatabilir ve Radar sah&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;nesini yıkabilir haberi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;niz olsun.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/cocorosie.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 144px; height: 189px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/cocorosie.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;          &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;CocoRosie&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; Geçtiğimiz yıl caz festivali kapsamında Emek&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; S&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;inemasında dinl&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;emiştik&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; onları&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;. Uzun zamandır görüşmeyen ve akabinde buluşup; evde ne va&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;r ne yok toplayıp; ses çıkarabilen her hangi bir cisimden ve miyavlayan vokallerinden bir albüm yaratmışlardı. Sierra ve Bianca ikilisi “&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;La Maison De Mon Reve” albümüyle ancak folk kategorisine dahil ede&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;bildiğimiz müziğiyle sa&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;dece &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;türün dinleyicileri tarafında &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;değil geniş kesimlerce beğenilmişti. Üçüncü albümlerini henüz çıkaran CocoRosie, Radar sahnesindeyken aman diyim sesinizi fazla yükseltip onları ürkütmeyin.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;            &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;The Rakes&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; 200&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/therakes.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 182px; height: 136px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/therakes.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;5’ de “Capture / Release” albümle&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rini çıkarttıklarında, aynı sen&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;e çıka&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;n&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Kaiser Chiefs ve Bloc Party gibi The Rakes’ e nazaran daha iyi işler çıkaran gruplar tarafında henüz sahneye çıkmadan aşağı itilmişti. Gariptir bu saydığım&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ız iki gru&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;pla yine yaklaşık aynı zamanda ikinci albümleri “Ten New Messages” i çıkartmıştı grup. İlkinden iyi olmayan bu albüm için geçen aylarda ül&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kemizde konser vermeye hazırlandıkları sırada &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;iptal olmuştu. Kısmet festivaleymiş diyor ve grubun hiperaktif solisti Alan Donohoe’ &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;nun sahne şovunu izledikten sonra grup hakkındaki iyimser ol&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;mayan yorumlarımızın &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;değişeceğini ümit ediyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h1 style="font-family: verdana; color: rgb(153, 51, 153);" class="style12" align="left"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/peterbjornandjohn.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 176px; height: 179px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/peterbjornandjohn.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/h1&gt;           &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Peter Bjorn And John&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; “Young Folks” &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;şarkısını mutlaka duymuşsunuzdur ve kim bu sevimli grup demişsinizdir. Veya demediyseniz bile Radar&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Live sahnesinde duyunca 60’ la&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rın pop esintilerinin olduğu bu&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; grup için; eminiz kimmiş bunlar diyeceksiniz. Şu a&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;na kadar üç albüm çıkaran İsveçli üçlü; Victor&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ia Bergsman’ ın vokalleriyle katıldığı “Young Folks&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;” şarkısının bulunduğu,henüz yayınlanan “Writers Block”  ile tanınmaya başladı ve  festivalin en güzel anlarından birini yaşatacak bizlere.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;          &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/Horrors.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 205px; height: 146px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/Horrors.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;The Horrors&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; Korkunç saç stilleriyle uyumlu isimleri sizleri korkutmasın. Ya da Chris Cunningham’ ın uzun yıllar sonra çektiği ilk klip olan “Sheena Is A Parasite” adlı klip&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;lerinin Mtv’ de yasaklanması da.(&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Yasaklanmanın &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;sebebi epilepsiyi tetikleyebilecek olan ışık de&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ngesiymiş). N&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;me’ nin yeni bombas&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ı, imaj grubu The Horrors’ ın ilk ve tek albümleri “Strange House” un tanıtım turnesinde Radar &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Live’ de bulunacak olması umarız iyiye işarettir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/beirut-2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 189px; height: 170px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/beirut-2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Beirut&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; 20 yaşındaki Zach Condon’ un solo projesi olan B&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;eirut, geçen senenin en iyi ve farklı çıkışlarından birini yapmıştı. Balk&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;an folk’ unu dünyaya tanıtmayı, ufak yaşına rağmen kendine görev edinen Beirut, “&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Gulag Orkestar” albümüyle müzikseverlerin bağrına bastığı bir isim olmuştu. Beirut’ ta uzun zamandır bulamadığınız ‘organik’ liği ve hüznü ve sevinci aynı a&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;nda bulacaksınız. Festivalde konser saati e&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;n çok kalabalık toplayacak kişilerin başında gelecektir kanımızca.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/css.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 171px; height: 171px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/css.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;CSS&lt;/strong&gt;: &lt;/span&gt;Güney Amerika’ dan gelecek &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;olan konuklarımız, adlarını “Cansei De Ser Sexy” nin kısaltmasından almış ki anlamı “seksi olmaktan sıkılmış” imiş. 2003 yılında Sao Paulo’ da kurulan grup ilk ve tek albü&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;mlerini grupla aynı isimle 2006’ da yayınladılar. Indie elektronik ve rock’ ı iyi sentez eden CSS, güney amerikanın sıcak esintil&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;erini Solar Beach’ e &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;taşımaya geliyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Nouvelle Vague&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; İngilizce&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;’ d&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;e new wave,Portekizce’ de bossa nova, Fransızca’ da ve Radar Live’ da Nouvelle Vague. İsimlerinin nasıl okunduğu konusunda dinleyenleri derin düşüncelere iten&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/nouvellevague.png"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 206px; height: 171px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/nouvellevague.png" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Nouvelle Vague; ülkemizi her sene ziyaret etmeyi kendine görev edinmiş olacak ki bu yılki konserlerini Ra&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;d&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ar Live’ de verecekler. İlk albümlerinde 70’&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; lerin ve 80’ lerin ünlü punk şarkılarını pek güzel cover’layan,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; ikinci albümleri “Bande A Part” ta formülü devam ettiren grup, yeni albümleri “New Wave” in tanıtım turnesinde bizleri yine şahane bir konser yaşatacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;            &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Piano &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/pianomagic.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/pianomagic.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Magic&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; Deneysel müzikle ambient pop’ u kaynaştırıp 1996’ da kurulan Piano Magic, on yıla sığdırdıkları dokuz a&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;lbümle dinl&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;eyeni zaman zaman depresyona sokma yetisine sahip bir grup. Ülkemiz topraklarına teşrif edecek en &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;garip gruplardan bir tanesini canlı dinleme şansına sahip olacağız. Piano Magic son albümleri “Port Monster” in tanıtım turnesinde Radar Live’ de.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;h1 style="font-family: verdana; color: rgb(153, 51, 153);" class="style12" align="left"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/brakes.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 227px; height: 128px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/brakes.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/h1&gt;  &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;            &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Brakes&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; Sonu s ile biten fakat başında The olmayan grupları görünce bünye ister istemez şaşırıyor. British Sea Power grubun&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;un üyesi Eamon Hamilton’ ın ve Electric Soft Parade’ ten Tom White ve Alex White’ ın grubu Brakes; 2005 &lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/planb.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 152px; height: 176px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/planb.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;yılında “Give Blood” albümünü çıkartmıştı. Bir yıl sonra ise “Beatific Visions” albü&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;münü raflara koyan grup indie rock türünde şarkılarını bizler için çalacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="verdana" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Plan B&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; Britanya’ nın Mike Skinner’ dan sonraki ikinci hip hop seferi Plan B; asıl adı Ben Drew olan henüz 23 yaşında bir gencin projesi. Geçen sene ilk albümü “Who Needs Actions When You Got Words” ü çıkaran Plan B; Kelis’ ten sonra rap müziğe doymamızı sağlayacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="verdana" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="verdana" align="left"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/jamielidell.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 141px; height: 165px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/jamielidell.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p face="verdana" align="left"&gt;         &lt;/p&gt;  &lt;p face="verdana" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Jamie Lidell&lt;/strong&gt;: &lt;/span&gt;Aslen prodüktör olan, bunun yanında soul ve funk çizgisinde albümler yayınlayan Jamie Lidell; Pablo Fiasco ile Radar Live sahnesinin tozunu almak için geliyor. Warp’ tan çıkan albümleri&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; “Muddlin Gear” ve 2005 yılında yayınlanan “Multiply”; funk dinleyicisini sahnenin önlerine doğru çekiyor olacak.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p face="verdana" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;          &lt;p face="verdana" align="left"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/bookashade.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 167px; height: 123px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/bookashade.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt; &lt;p face="verdana" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Booka Shade&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; Walter Merziger ve Arno Kammermeier’ in kurduğu Book Shade; çıkartmış olduğu iki albüm; “Memento” ve “Movements” ile ele&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ktronica türünü festivalde en iyi şekilde temsil etmek için yazın en sıcak günlerinden birinde sahne alacaklar.&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/easystarallstars.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 251px; height: 169px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/easystarallstars.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         &lt;p face="verdana" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Easy Star All-Stars&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; Geçtiğimiz mart ayında Babylon sahnesinde izlediğimiz; reggae müziği dub öğeleriyle çok güzel harmanlayan grup Easy Star All-Stars; ilk albümleri Pink Floyd’ un efsanevi albümü “Dark Side Of The Moon” u reggae şeklinde yorumladıkları “Dub Side Of The Moon” albümünü 2003 yılında çıkarttıktan sonra; geçtiğimiz yıl Radiohead’ in 90’ ların en önemli albümlerinden biri olarak gösterilen “Ok Computer” ini yine reggae olarak yorumladıkları albüm “Radiodread” i çıkartmışlardı. Radar Live’ in yine en eğlenceli konserlerinden biri olacağına şüphe yok.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p face="verdana" align="left"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/ellenallienapparat.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 183px; height: 206px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/ellenallienapparat.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Ellen Allien &amp; Apparat&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; Daha önce ülkemize bir çok kez gelen Ellen Allien ve Apparat tekrar bizlerle. Deneysel elektronikanın en hasını sergileyecek olan ikili; müzik için yaratılmış insanlar varsa eğer sonuna kadar bu tabirin hakkını verecek olanlardır. Almanya’ nın o kendine has elektronik müzik camiasının en önemli isimlerini bir kez daha dinleyecek olmamız da bizim şanslı olduğumuzu kanıtlar sanıyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;p face="verdana" align="left"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/gevende.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 192px; height: 143px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/gevende.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       &lt;p face="verdana" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Gevende&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; 2005 yılında Roxy Müzik Günleri birincisi Eskişehirli grup Gevende, bu seneye kadar bir çok festivalde sahne almıştı. Fakat ilk albümleri “Ev” i yayınlamak geçen seneye kısmet olmuştu ve grup &lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/dandadadan.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 133px; height: 170px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/dandadadan.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ülkemizde yapılması cesaret isteyen farklı tonlarda bir müzikle dinleyenlerin&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;e &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;albümlerini hediye etmişti. Onlar sahnedeyken &lt;/span&gt;oynama isteğiniz artacak.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span class="style14"&gt;&lt;strong&gt;Dandadadan&lt;/strong&gt;:&lt;/span&gt; İsmiyle sempati oluşturan, Tamburada ekibinden doğmuş, “Sen Bana Birini Android” albümlerini çıkartmayı başarabilmiş grup Dandadadan; Radar Live’ de performans sergileyecek Türk grupların en iyilerinden olacak.&lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Tüm bu grup ve müzisyenlerin yanında yurtdışından Joan As Police Woman, Norman Jay, Scsi-9, Radio Slave, Osunlade's Yoruba Soul Orchestra; bir kısmını festivallerde ve konser salonlarında bir çok kez izlediğimiz; bir kısmını da yeni dinleyeceğimiz Türk gruplar;  Babazula, Replikas, Rashit, Sakin, Neon, Tatufly, Supercharger/TNK, Fungu, Popcorn, Selin Damar, Grangulez, Clique, Ars Longa, Selekta Firuzaga, 12 Metreküp ve tüm Dinamo Fm dj leri Radar Live 2007’ de&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 51, 153);"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;FESTİVAL PROGRAMI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/radarprogram.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer; width: 612px; height: 545px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/radarprogram.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biletler &lt;a href="http://www.biletix.com.tr/webbiletix/festIndex.do?festId=2"&gt;biletix&lt;/a&gt; te.&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"RADARLIVE 2007 FESTİVALİ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-3272076039700118752?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/3272076039700118752/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=3272076039700118752&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/3272076039700118752'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/3272076039700118752'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/05/radarlive-2007-festivali.html' title='RADARLIVE 2007 FESTİVALİ'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-1252899881452281812</id><published>2007-05-27T19:39:00.000+03:00</published><updated>2007-05-27T19:43:51.806+03:00</updated><title type='text'>PATTI SMITH - TWELVE</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Erkek egemenliğinin su götürmez bir gerçek olduğu dünyamızda; bu durumdan rock müzik de payını almıştır ve çıkan on isimden biri bayan dersek bu oldukça iyimser bir&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/pattismith-twelve.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 281px; height: 281px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/pattismith-twelve.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; tahmin olmaktadır. Durun bakalım eskilerden kimleri sayabiliriz; Janis Japlin, Marianne Fatihful, evet daha başka isimler de var elbette ama bakın aklımıza gelmiyor. Rock müziğin bir parçası olan punk’ ta ise durum daha da vahim olmuştur; cinselliği daha da ön plana çıkarmak konusunda pek çekinmeyen ilk dönem punk yıldızları arasında kadın olarak tutunmak elbette ki zor olmuştur. Ama kendini punk’ın kraliçesi konumuna yükselten ve ilk çıktığı 1975’ ten bu yana da en mühim kadın vokallerin başında bir isim var; Patti Smith.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Evet, 1975 yılında çıka&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rttığı ilk albümü Horses ile kendini ispatlayan - ki hala en önemli albümlerden biri olarak geçer rock müzik camiasında- Patti Smith ezelden beri albümlerine cover şarkılar koymaktan çekinmeyen bir isim. Van Morrisson' ın "Gloria" sıyla başlayan bu cover sevgisi şimdi ise bir düzine şarkıyı cover’ladığı Twelve albümüyle devam ediyor. Dilerseniz bu albümdeki şarkılara bir göz gezdirelim; Stevie Wonder' dan "Pastime Paradise", Bob Dylan’ ın harikulade sesiyle duymaya alışık olduğumuz "Changing Of The Guards", The Rolling Stones’ tan  “Gimme Shelter”, kısmen farklı yorumladığı ve albümdeki en güzel şarkılardan biri olan Jefferson Airplane’ den  “White Rabbit”, Jimi Hendrix’ ten "Are You Experienced?", The Doors’ ın gayet funky haliyle  "Soul Kitchen", Paul Simon' dan "The Boy In The Bubble", folk rock müziğin babalarından Neil Yo&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/pattismith.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 296px; height: 406px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/pattismith.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ung' dan "Helpless", The Beatles’ ın en kayda değer albümlerinden biri olan Sergeant Peppers Lonely Hearts Club Band’ den “Within You Without You”, Tears For Fears' ın 1985 tarihli hiti "Everybody Wants To Rule The World.", The Allman Brothers Band' ten "Midnight Rider” ve diğer tüm şarkılardan daha güncel olan ve Nirvana’ nın dünyaca tanınmasını sağlayan şarkısı “Smeels Like Teen Spirit”. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bu şarkıların bir çoğunu gayet güzel yorumlamış Patti Smith; misal Smeels Like Teen Spirit altı dakikaya yakın süresiyle ve banjo’ larla ayrı bir folk havasına bürünmesiyle kulağa gayet hoş gelmekte. Veya bir diğer farklı yorumla renklenen White Rabbit. Zamanında dönemin önemli punk sahnelerinden biri olan CBGB’s te Joey Ramone ve Tom Verlaine ile takılan ama müzikal kahramanı Jimi Hendrix ve Jim Morrison olan Patti Smith, aslında bir anlamda bu klasik rock şarkılarıyla köklerine bir dönüş yaşamış. Adaylığının açıklanmasından y&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;edi yıl sonra Rock And Roll Hall Of Fame’ e girmesinin zaferini kutlamış. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Yukarıdaki şarkıları ve Patti Smith’ i seven kitle için bulunmaz bir albüm Twelve; sevdiği kadın bir vokalin yorumundan sevdiği şarkıları dinleme şansına sahip olduğu için. Politik anlamda da sesini, çıkardığı albümlerdeki kadar yüksek çıkaran Patti Smith; geçen yaşına ve müzikteki 30 yılı aşkın kariyerine rağmen hala müziğe katkılarına devam etmekte.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"PATTI SMITH - TWELVE&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-1252899881452281812?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/1252899881452281812/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=1252899881452281812&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/1252899881452281812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/1252899881452281812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/05/patti-smith-twelve.html' title='PATTI SMITH - TWELVE'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-8616351563762850290</id><published>2007-05-19T22:56:00.000+03:00</published><updated>2007-05-19T23:02:30.420+03:00</updated><title type='text'>SPIRITUALIZED - LADIES AND GENTLEMEN WE ARE FLOATING IN SPACE</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; Bazı gruplar vardır, onları bilen ve dinleyen nadir insanlardan olduğumuz için kendimizi şanslı addederiz. Dileriz ki onları dinleyen dünyada 3-5 sayılı insan olsun ve onlar varsın bir&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/WEAREFLOATNGNSPACE.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 273px; height: 273px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/WEAREFLOATNGNSPACE.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; tek bu zevke, ki kendimizi böylece özel hissedelim ve kimliğimizi oluşturan öğelerden biri de bu olsun. Ama paylaşmamanın kötü bir yanı olduğunu bilmeden yaparız bunu; keşfedilsin isteriz diğerlerince de. Emek harcamışızdır, onlar da harcasındır. İşte benim için bu grupların başında gelen ve en önemlilerinden biri olan Spiritualized; albümü ise “Ladies And Gentlemen We Are Floating In Space”. Sobermag okuyucusu siz değerli şahıslara armağanımız olsun; bilmeyenler için; karşımızda turistik uzay seyahatinin milyon dolarlar ile ölçüldüğü devirde, sizi sadece albümü dinleyerek uzayın derinliklerine sürükleyecek bir albüm.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Spacemen 3 adlı trance-rock g&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rubunu dağıtarak kurdu Spiritualized’ i Jason Pierce; yıllar 1989’ u gösterirken, her zaman yanında taşıdığı hipnotik derecede minimalizmi de alarak. Müzik yapmak için mi uyuşturucu alırlardı müzisyenler, yoksa uyuşturucu almak için mi müzik yaparlardı. Jason Pierce’ in tayfası Spiritualized; adından da anlaşıldığı gibi ruhsallaştırılmışlardı ve bir şekilde müzik ve uyuşturucuyu aynı anda üretip tüketen insanlardı. İşte bu sebeptendi ki sadece bu albümü değil grubun diğer tüm albümlerini dinlediğinizde de ruhunuz bedeninizden ayrılmakta ve uzayda süzülürken bulmaktasınız kendinizi, hipnotize olmuşsunuzdur bir kere, şarkılar ne derse yapacaksınızdır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Açılış şarkısı albümle aynı adlı; bayanlar ve baylar; uzayda süzülüyoruz. Kim hangi ruh halinde yazabilir ki bu sözleri; “Hayatta tek istediğim acıyı uzaklaştırmak için ufak bir aşktı; seni ölene kadar seveceğim, şimdi elini elime koy ve uzayda süzülüp, zamanda  sürüklenelim”. Jason Pierce’ ın üst üste dört vokali zamanda kaymış bir şekilde insanı gerçekten hip&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;notize ediyor. “I Think I’m In Love”; sekiz dakikayı aşan süresiyle yine büyülüyor; birbirini inandırmaya çalışan karşılıklı sözleriyle. “Come Together” gospel korolarıyla bizi birlikt&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/Spiritualized.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 272px; height: 250px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/Spiritualized.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;eliğe çağırıyor; “No God Only Religion” ise free jazz’ a kulak vermemizi sağlıyor. Albümün senfonik etkisi &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;tartışılmayacak boyutta; oldukça çok sesli. Grup canlı performanslarına da 9-10 kişi olarak çıkmakta. Yer yer doğaçlamaların öne çıktığı konserlerinde 17 dakikaya varan şarkıları “Cop Shoot Cop” u çalmadan elveda demiyorlar kalabalığa. Rock ‘n coke’ un henüz aşırı kalabalık olmadığı yıllardan 2003’ te&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; dinlemiştik onları sahnede. The Rasmus’ un ardından çıkmışlardı ve sahne önünde 30 kişiyi geçmeyecek bir kalabalık vardı; gerçi şimdi olsa yine pek fazla bileni olmaz gurubun ama o gün orda olanlar muazzam bir müzikal şölene tanık olmuşlardı. Jason Pierce utangaç tavırlarıyla seyirciye yan dönüp eline her şarkıdan sonra farklı bir gitar almıştı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Çıktığı yıl olan 1997&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; yılını da dahil edersek 90’ ların en önemli; en nevi şahsına münhasır albümlerinden biridir Floating In Space; bir ilaç gibi tasarlanmış haliyle; tabletler ve prospektüs. Günde üç defa; yemekten önce veya sonra fark etmez ama dikkat edin; doz aşımı bölümüne. Ağır depresif ruh hali, uyku bozuklukları ve her an aşık olup içinden çıkılamaz bir şekilde uzayda yol aldığınızı hissetme durumu. Çocukların ve yaşlıların uzanamayacağı yerden uzak tutmayı da ihmal etmeyin....I Think I’m In Love..&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"SPIRITUALIZED - LADIES AND GENTLEMEN WE ARE FLOATING IN SPACE&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-8616351563762850290?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/8616351563762850290/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=8616351563762850290&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/8616351563762850290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/8616351563762850290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/05/spiritualized-ladies-and-gentlemen-we.html' title='SPIRITUALIZED - LADIES AND GENTLEMEN WE ARE FLOATING IN SPACE'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-1743249606344535162</id><published>2007-05-13T10:41:00.000+03:00</published><updated>2007-05-13T10:45:41.670+03:00</updated><title type='text'>WILCO - BEING THERE</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; Yıllardan 1968; Orta Amerika’nın kırmızı toprak çöllerindeki bir kasabada sıkıntıdan patlamak üzere olan bünyem&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/beingthere.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 270px; height: 269px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/beingthere.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; yapacak başka bir şey olmadığı için radyoyu açıyor. Radyoda o dönemin popüler grupları çalıyor; The Rolling Stones‘tan, The Beatles’a; ordan da The Beack Boys’a, türlü türlü şarkılar.. Çalan rock ‘n roll parçaları eşliğinde&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;; odamda bir rock star edasıyla oradan buraya koşuşturuyorum ve o gün rock ‘n roll yıldızı olmaya karar veriyorum. İşte o anda işe gitmek üzere beklediğim metronun geldiğini görüp uyanıyorum rüyamdan. Sonradan fark ediyorum ki bana tüm bunları yaşatan mp3 çalarımdan kulağıma dolan Wilco’ nun en önemli albümü “Being There”.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;         &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Çıktığı yıl olan 1996’da Rolling Stone dergisi tarafından yılın en iyi altıncı kaydı seçilen Being There albümü; Uncle Tupelo grubunu dağıttıktan sonra Wilco’yu kuran Jeff Tweedy’nin en mühim işlerinden. Toplamda 19 şarkıyı bünyesinde barındıran bu iki disklik albümde sizleri de benim gibi 60’ların sonlarına, 70’lerin başına götürecek şahane şarkılar var. Rock’tan pop’a, count&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ry’den folk’a; yer yer yumuşak banjo ve piyanonun liderliğinde ilerleyen şarkılar, yer yer ise sert gitar tonları ve davul ritimleriyle haykıran şarkılar. Türü ne olursa olsun her rock müzik dinleyicisinin arşivinde bulunması gereken bir kayıt.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Wilco elemanları eminiz ki  üretilen tüm müzikleri dinlemiyor ama çok fazla şey dinledikleri aşikar. İşte tam da bu sebeple; albümü dinlerken favori klasik rock şarkılarının Wilco tarafından coverlanmış hali gibi hissedeceksiniz duyduklarınızı. Grubun A.M. debutu sonrasında çıkardığı bu albüm; tüm Wilco’yu özetler nitelikte duruyor. Folkun olmazsa olması banjoyu kullanmasının bir sebebi var Jeff Tweedy’nin; sırrı çözmüş; rock ‘n roll; country’nin hüznününde uçmak için icat edilmiş; samimi birkaç dakika eğlence teklif etmek için. Umutsuz gece yarısı balladları, bulaşıcı pop-rock tonları ve albüm çıktığında doğan Jeff’in oğlu S&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/wilco.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/wilco.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;pencer’a atanmış susam sokağı şarkıları.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;div style="font-family: verdana;"&gt;           &lt;p align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Alb&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;üm “Misund&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;erstood” ile yumuşak bir giriş yapıyor; bize Beck’i dinlediğimizi düşündürebilecek bir şarkıyla.. Bu sizi saran bir çığlık değil; burada çarpıcı bir gitar ve delinmiş bir da&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;vul var, ve daha bir çok rastgele ses daha. Ve hepsi bir yere çıkıyor; “Neyse ne; fark etmez”. “Monday” ise The Rolling Stones’u hatırlatıyor; tıpkı ilk diskin son şarkısı “Say You Miss Me” gibi; ama biri duygusal tarafını, diğeri ise eğlenceli tarafını. The Beach Boys’u andıran “Outtasite(Outta Mind)” albümün en güzel şarkılarından sadece biri. Yumuşak bir gitar ve aldatıcı bir piyano çizgisi var ikinci diskin açılış parçası “Sunken Dreams” te; sözleri ise Jeff Tweedy’nin rock ‘n roll aşkını gözler önüne seriyor; “Music is my savior/ I was named by rock &amp; roll/ I was maimed by rock &amp;amp; roll/ I was tamed by rock &amp; roll/ I got my name from rock &amp;amp; roll”. “Someone Else’s Song” da ise Bob Dylan tarzı; kendi söyleyip kendi çalıyor gitarını Jeff Tweedy. Kapanışı ise The Beatles’ın önünde saygıyla eğiliyor ve John  Lennon’ un bağırışlarıyla yapıyor; “Dreamer In My Dreams”. Ardından da bu iki disklik kaydı bitiren cümle geliyor; “That’s It”; Ve evet “Budur”.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51); font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"WILCO - BEING THERE&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold; font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;         &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-1743249606344535162?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/1743249606344535162/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=1743249606344535162&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/1743249606344535162'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/1743249606344535162'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/05/wilco-being-there.html' title='WILCO - BEING THERE'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-9064223378572425883</id><published>2007-05-10T00:14:00.000+03:00</published><updated>2007-05-10T00:26:04.132+03:00</updated><title type='text'>JAMES</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Rock müziğin keşfinden bu yana yarım asırdan fazla zaman geçti ve bu 50 yıl, 10’ ar yıllık dönemlerde hep belli bir türün hakimiyeti ile geçti. Belki kendimizi o dönemleri göremedik&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/laid.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 272px; height: 272px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/laid.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; diye şanssız hissettiğimiz zamanlar oluyordur. Mesela 80’ ler; pop müziğin ilk ortaya çıkışı, Madonna’ lar, Michael Jackson’lar ile ana akımı oluştururken; diğer taraftan Manchester’ da patlayan rock grupları ile akımın diğer tarafında yer almaktaydı. Tabi o dönemki grupların bir kısmı şimdi dağıldığı için, veya dağılmasalar bile o dönemde çıkarttıkları albümleri şimdi canlı &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;dinleme fırsatımız minimum düzeyde olduğu için; zamanında efsane olmuş grupların efsane albümlerini bir konserde dinleyemeyeceğimiz için 20 yıl önce mi doğmalıydık yoksa diye düşünmeden edemeyiz. İşte bu karamsar zamanlarda; son dönemde iyiden iyiye yükselişe geçen rock müziğe; eskiyi yad ederek grubu toparlayıp geri dönen isimler sayesinde yüreklerimize su serpilmiş olmakta. Geçen seneyi hatırlayın mesela; The Pixies aradan geçen uzun yıllar sonrasında tekrar birleşmiş, dünyayı turlamış fakat bizim buralara uğramamıştı ama en azından bir umuttu gelmeleri, ya da Peter Murphy’ nin grubu Bauhaus da aynı şekilde birleşme kararı alıp turlamışlardı. Şimdi ise diğerlerinden geri kalmama kararı vererek tekrar birleşen ve diğerlerinden farklı olarak İstanbul sahnesini de renklendirecek bir efsane grup var; Tim Booth’ un James’ i.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;James aslında çıktığı ilk dönemlerde The Smiths’ in varisi, ya da daha doğru bir tabirli “İkinci The Smiths” olarak adlandırılmıştı dönemin İngiltere’ sinde. Onlar da The Smiths gibi 1982 yılında Manchestar’ da kurulmuşla&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rdı; gitarda Paul Gilbertson, bassta Jim Glennie ve davulda Gavan Whelan’ ın Manchestar üniversitesinde vokalist Tim Booth ile karşılaşıp, grubumuza katılır mısın demesiyle. 86’ da ilk albümleri “Stutter” çıktığında olumlu tepkiler almıştı grup. 88’ de “Strip-Mine” albümünü bir yıl sonra gelen konser kaydı “One Man Clapping” izlemişti. Gruba daha sonra klavyede Mark Hunter, kemanda Saul Davies ve trompette Andy Diagram da katılmış; bu yepyeni formuyla efsane albümlerinden “Gold Mother” ı yayınlamışlardı ki büyük hit “Sit Down” ın ve “Come Home” şarkısının bulunduğu albümdür bu. 1993 yılı ise James için iyi gelişmelerin olduğu bir yıldır, zira Brian Eno’yu prodüktör koltuğuna oturtup olayı o noktada garantilemişlerdir. Albümle aynı adlı şarkı “L&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;aid” hala James’ in en mühim şarkılarında biridir; ki Laid albümünde boş şarkı yok gibidir; herkesin bir yerlerden bir şekilde duyduğuna emin olduğumuz “Sometime” ve “Say Something” de bu albümde yer bulmuştur kendine. Aynı zamanda hem vurucu balladları hem de 80’lerin eğlenceli pop-rock sound unu barındırmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;1996 yılında saygıdeğer müzisyen Angelo Badalamenti ile albüm kaydetme kararı veren Tim Booth; grubun yavaştan dağılmanın eşiğine geldiğinin de mesajını vermektedir, ki zaten o noktaya gelene kadar James içinde eleman açısından yoğun bir sirkülasyon da yaşanmaktadır. “Booth And The Bad Angel” isimli bu söz konusu albüm; Tim Booth’ un vokalinin biçim değiştirmiş haliyle kaydedilmiş ve “I Believe” gibi bir şa&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/timbooth.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/timbooth.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rkının doğmasına sebep olmuş oldukça saygıdeğer bir albümdür. Grubun kuruluşundan yaklaşık 20 yıl sonra ise artık sona gelinmiştir; 2001 yılında Tim Booth; gruptan ayrılma kararı verir-ki bu grubun dağıldığı anlamına da gelmektedir - ve James plakları da müzik piyasasının arşiv bölümüne alınmış olur. Tim Booth o günden bu güne kadar 2004’ te “Bone” albümünü kaydetse de; grubun fanları James tadını burada  bulamamışlardı ve giriş paragrafında bahsettiğim gibi yeniden birleşme kararını verecekleri günü iple çekmekteydi. 2007 yılı bu kitle için muradlarına erdikleri yıl olarak kayıtlara geçti ve James birleşmelerinin startını bir turneyle verme kararı aldı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Evet, hepimizi yerinden hoplatan bir programla ikincisi düzenlenecek olan Radar Live 2007; James’ in tekrar bir araya gelmesinin şerefine bize büyük bir sürpriz yapıyor ve bize 30 Haziran Cumartesi gecesini Tim Booth’ u dünya gözüyle görme fırsatını veriyor. Hepimiz orda olacağız pek tabi ki.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"JAMES&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-9064223378572425883?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/9064223378572425883/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=9064223378572425883&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/9064223378572425883'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/9064223378572425883'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/05/james.html' title='JAMES'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-7641011466738502051</id><published>2007-05-07T19:28:00.000+03:00</published><updated>2007-05-07T19:34:05.649+03:00</updated><title type='text'>THE ALIENS - ASTRONOMY FOR DOGS</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; Hayır hayır; bu sefer ‘The ...s’ önyargısını bir kenara&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/astronomyfordogs.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 291px; height: 291px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/astronomyfordogs.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; bırakın. Çünkü bu bilindik son dönem pop-rock gruplarından değil. Durum burada biraz farklı. Hemen açıklığa kavuşturalım ve The Aliens kimin nesiymiş bakalım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Hatırlarsınız The Beta Band’i . İki sene önce maddi olanaksızlıklar yüzünden dağılmışlardı. Bu karardan sonra tüm müzik camiası oldukça şaşırmış ve parasızlıktan dağılmak zorunda kalan bu ne yaptığını bilen yetenekli müzisyenler için paraya bir kez daha lanet etmişti. İşte şimdi eski The Beta Band üyeleri; bu iş burada bitmez diyor ve y&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;üreklerini koydukları müzik yapma işine yepyeni bir grupla tekrar başlıyorlar; karşımızda The Aliens.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Üç kişilik grubun tamamı yukarıda da belirttiğimiz Beta Band’den. John Maclean ve Robin Jones Beta Band dağıldıktan sonra müziğe ara vermiş. Diğer üye ise bu arada boş durmayan ve The Lone Pigeon grubu ile iki albüm çıkartmış olan Beta Band’ in kurucu üyesi Gordon Anderson.  Aslında yaptıkları müzik genel olarak Beta Band sound’unda olsa da grup etkilenme aşamasında birkaç isim vermekten çekinmiyor; Sergio Leone, Serge Gainsbourg, Brian Eno ve Brian Wilson, ve Larry David. Geçen senenin başında çıkardıkları 'Alienoid Starmonica' EP’sinin ardından The Aliens debutuyla bu yılı renklendiriyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Grubun adıyla ilişkili olarak çıkan “Astronomy For Dogs” albümü, tüm perişan rock severlerin gönlünde taht kurmuş olan film High Fidelity’de çalan ve grubun adının duyulmasında büyük pay sahibi olan “Dry The Rain” şarkısından biraz farklı tonlarda; saykodelik, epic, elektronik ve etkileyici. Albümü dinerken Bowie’ nin Talking Heads’ l&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/thealiens.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 256px; height: 256px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/thealiens.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;e buluştuğuna, The Beatles’ ın 80’ lerde funk yaptığına şahit olacaksınız, ama fazla şaşırmayın, çünkü Beta Band dağılırken de süper müzik yapıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Albümün açılış şarkısı aynı zamanda single olan “Setting Sun”, The Doors tarzı klavye tonlarıyla akan şarkı, Gordon Anderson’ un buğulu vokalleriyle renk kazanıyor. Uzay, yaratık olayların kafayı takmış olduklarını tahmin ettiğimiz grubun bir diğer şarkısı elektronik tonlarla rave ruhuna bürünen ve Happy Mondays’ e göz kırpan “Robot Man”; ve evet ‘They are the robot man’. Aynı tarza mensup birkaç şarkı daha mevcut; “Rox” gibi; veya bize Beta Band’ i hatırlatacak olan “Tomorrow”  ve “She Don’t Love Me” gibi. The Aliens hem yeni bir şeyler arayanlar hem de Beta Band’ in tadı damağında kalanlar için bulunamayacak bir fırsat gibi duruyor. Umarız bu sefer yeterince ilgi bulurlar ve tekrar maddi sorunlar yüzünden dağılmak zorunda kalmazlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51); font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"THE ALIENS - ASTRONOMY FOR DOGS&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold; font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-7641011466738502051?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/7641011466738502051/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=7641011466738502051&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/7641011466738502051'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/7641011466738502051'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/05/aliens-astronomy-for-dogs.html' title='THE ALIENS - ASTRONOMY FOR DOGS'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-3490734657589153277</id><published>2007-04-23T22:22:00.000+03:00</published><updated>2007-04-23T22:56:34.533+03:00</updated><title type='text'>BALKAN FOLK MÜZİĞİ</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;Bu müzik bize çok yakın, hiç olmadığı kadar.. Yıllarc&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;a aynı topraklarda yaşad&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;ığımız ve benzer kültürleri paylaştığımız Balkan ve Doğu Avrupa ülkelerinin olduğu kadar bizim çingenelerin de müziği bu. Güneyd&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;oğu Avrupa’nın müziği, Avrupa’nın geri kalanından epey farklılık göster&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;miştir çünkü hepsinin Osmanlı İmparatorluğu’yla kültürel geçmişi mevcuttur ve bu müziğin en önemli özelliği karmaşık ritmidir. Demirbaş enstrümanların başında trompet ve akordeon gelir; bu iki enstrümana ise klarnet, gitar, perküsyon ve daha nice alet eşlik eder. Harikulade melodileri barındıran bu tür, şarkılard&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;a sırayla bir enstrümanın liderliğinde ilerlerler genel itibariyle. Bu dur&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;um da dinleyeni; belki başka hiçbir türde b&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;ulamayacağı bir sıcaklığa kavuşturur.&lt;/span&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İletişim imkanların gelişmesiyle birlikte artık&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Amerika’daki veya Kuzey Avrupa’daki gruplar bile bu müziğin sıcaklığını anlamış olacaklar ki ellerine enstrümanları alıp balkan folku&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; yapmaya başladılar. Ve evet gayet de layıkıyla yapıyorlar bu işi. Bunun yanında Bulgarist&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;an’dan, Macaristan’dan veya Makedonya’dan gruplar da yıllardır bizim bir türlü beceremediğimiz ama sürekli becerdiğimizi sandığımız doğu batı sentezini de gerçekleştirip bu müziği dünyaya tanıtmaya çalışmaktalar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Aslında birçok kişinin bildiği bir grupla açılışı yapmak yerinde olacaktır; Neutral Milk Hotel. Fakat hem tam olarak balkan folk müziği yapmadıklarından dolayı hem de bu yazıda daha çok bilinmedik gruplardan bahsedeceğimiz için Neutral Milk Hotel’i es geçeceğiz. Sadece grubun bir üyesinin bu müziğe gönül verip, elebaşılığa soyunması dolayısıyla grubun adını yazıya koymadan olmaz diyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 51, 153);" class="style3"&gt;Beirut&lt;/span&gt;; aslında 2006’nın en iyi ve farklı çıkışlarından&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/beirut-1.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 295px; height: 222px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/beirut-1.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; birini yapmıştı &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ve balkan folk unu dünyaya tanıtma görevini bu genç yaşında omuzlarına almıştı. 16 yaşında okulu bir kenara bırakıp soluğu doğu avrupada alan Zach Cordon, dönüşünde Neutral Milk Hotel’in davulcusu Jeremy Barnes ve A Hawk And A Hacksaw’dan Heather Trost’un yardımlarıyla; batının indie rock’ını doğunun folkuyla birleştirip 4AD plak şirketiyle ilk albümü Gulag Orkestar’ı müzik marketlerinin vitrinine yerleştirmişti. Henüz 21 yaşında olan Condon, albümde saksafondan akordeona, klarnetten mandoline ka&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;dar bir çok enstrümanı kendi çalmakta ve geçtiğimiz ay da,  Lon Gisland EP’sini çıkartmış bulunuyor. Ve tabii ki James Barnes davullarda ve Trost’ un da keman ve çello da olduğunu hatırlatmak gerek. Vokali hüzünlü Concon’un, şarkılar&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;da da genel itibariyle bir ağırlık var. Hareketli parça olarak “Brandenburg” ve “Sceneic World” albümlerin&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; en iyi parçaları.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style3"&gt;A Hawk And A Hacksaw&lt;/span&gt;;&lt;/strong&gt; yukarıda da sözü geçen, Neutral Milk Ho&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;tel’in &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;davulcusu Jeremy Barnes’ın&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/ahawkandahacksaw.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 302px; height: 228px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/ahawkandahacksaw.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; kurduğu ve sonrasında 2004 yılında Leaf Records’ tan grupla aynı isimli albümü çıkarttığı bir grup. Bu albümü tamamiyle yalnız başına çıkartmasını bir sonucu olarak canlı performanslarda tüm enstrümanları doğaçlama bir şekilde kendi çaldı. Hatta başına bağladığı bir baget ile davula vururken, diğer yandan şapkasındaki zilleri sallamıştır. Bundan bir yıl sonra bunun pek akıl karı bir iş olamadığını anlayacak ki yanına tubada Mark Weaver’ı, trompette Dan Clucas’ı ve kemanda Heather Trost’ u alarak Darkness At Noon albümün kaydetti. Aslen New Mexico’ lu olan Barnes, bu albümden sonra amerikan folku ve doğu avrupa folkunu&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; araştırmaya soyundu ve Heather Trost’ u da yanına alarak 3. albüm için  Romanya’ya doğru yola koyuldu. Burada çingene müziği yapmakta olan Fanfare Ciocarlia grubuyla yolları kesişen ikili geçtiğimiz sene The Way The Wind Blows albümünü kaydetti. Fanfare Ciocarlia, bizim düğünlerde dinlemekte olduğumuza benzer o&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ldukça sokaktan gelme bir müzik yapmakta ve onların bu etkisi grub&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;a sentez konusunda epey yardımı olmuştu. The Way The Wind Blows albümü genel olarak yavaş ritimde ilerleyen bir kayıt ve vokal minimum düze&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;yde tutulmuş. Bize selam çakan “God Bless The Ottoman Empire” şarkısı albümün iyilerinden; diğerleri ise “Oporto” ve “Gadge Sirba” gibi şarkılar. Grubun myspace sayfasına girdiğinizde ise şaşırmayın, zira müzik türü olarak disco house ve grunge yazmakta.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style3"&gt;Storsveit Nix Nolte&lt;/strong&gt;; bizden epey kuzeyde, ada ülkesi&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/storsveitnixnoltes.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 269px; height: 179px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/storsveitnixnoltes.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; İzlanda’da hayatını devam ettiren bir grup. Başkent Reykjavik’ te soğuktan korunmak için kendilerini stüdyodan dışarı atmayan grup Avrupa’nın bu ucundaki müziğin farkına varmış ve 2006 yılında ilk albümleri Orkideur Haw&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ai’yi Animal Collective’in şirketi Bubblecore’dan çıkartmış. İlk albüm için oldukça övgüye değer bir iş çıkartan grup A Hawk And A Hacksaw’ a nazaran daha hareketli şarkılar üretmiş. Burada folk tanımının da biraz dışına çıkarak genel olarak balkan müziğinin hareketinin dozunu albüme fazlasıyla monte &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;etmişler. Orkideur hawai’ yi dinlediğinizde kulaklarınız çok tanıdık ritimler duyacak emin olun. “Isinova Oro”yı veya “Daichovo”yı dinlediğinizde&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; ne demek istediğimi anlayacaksınız. Hızlı temposuyla halay çekmeye iten şarkı “Odessa Bulgarish”;  ise Storsveit Nix Nolte gibi balkan müziği yapan Municipale Balcanica grubunun da çaldığı ortak bir şarkı.&lt;/span&gt;       &lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Aslında yelpazeyi biraz daha geniş tutarsak balkan müziği inanılmaz sayıda müzisyeni kapsar. Burada daha çok balkan müziğinin, batının indie folkuyla harmanlayan ve ortaya fazla bilinmedik, alternatif işler çıkaran gruplardan bahsetmek istedik. Şimdi biraz da etnik veya world müzik olarak tanımlanan ama çıkarttığı albümlerde balkan ezgilerinde şarkılar da bulunan biri ki gr&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;uba değinelim.&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/kaisersorchestra.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 279px; height: 214px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/kaisersorchestra.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style3"&gt;Kaizers Orchestra&lt;/strong&gt;; yine bir İskandinav ülkesi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Norveç’in mütevazı ş&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ehri Berg&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;en’de 90’ların sonunda kuruldu. Vokalde Jan Ove Ottosen ve Geir Zahl, klavyede Helga Risa, akordeon ve bass’ta Oyvind Storesund, gitar ve perküsyonda Terge Vinterstoen ve davulda Rune Solheim’den oluşmakta. İlk albümleri 2001 yılında “Ompa Til Du Dor” idi ve albüm Norveç’in grammyleri diyebileceğimiz ödülleri topladı birer birer; Norveç’ in de en fazla satan debutu oldu. İkinci albüm “Evig Pint” ise ilkinden daha etkileyici bir kayıt olmakla beraber sadece balkan müziği dinlemek iste&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;yen bünyeler için değil, oldukça eğlenceli müzik dinlemek isteyenler için biçilmiş kaftan durumunda. “Djevelens Orkester” parçası bir kuzeylinin bu türü nasıl da iyi kotarabileceğinin en iyi göstergesi.&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/municipalebalcanica.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 273px; height: 188px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/municipalebalcanica.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong class="style3"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Municipale Balcanica&lt;/span&gt; &lt;/strong&gt;ise yukarıda da sözüne ettiğimiz; İtalya’dan komşularına hediye bir grup. İnternette araştırdığımızda pek bir bilgi bulamadığımız grup hakkında gru&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;bun ana sayfasından bir şiirle özetleyelim konuyu; Sesleri doğudan aldık/ Üzüntünün ve mutluluğun müziği/ Hiç bitmeyen bir yolculuğun şarkıları/ Akdeniz’de dolanan ritimlerden/ Ve onları ülkemizin harmonisiyle kaynaştırdık/ Ve bildiğimiz tüm melodilerle/ Hem sevimli hem vahşi. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;strong style="color: rgb(153, 51, 153);" class="style3"&gt;Gogol Bordello&lt;/strong&gt;’dan ise kısaca bahsetmeden olmaz diyoruz;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; her ne kadar kendileri folk’tan ziyade sapına kadar punk yapsa da, bu topraklarda, hele de geçen seneki Rock n Coke şovundan sonra en fazla tanınan gruplardan biri olmuş bir grubu balkan dosyamıza dahil ediyoruz.&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/gogolbordello.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 248px; height: 165px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/gogolbordello.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; 2002’de iki albüm ile işe başlasalar da pek tanınmayı başaramayan grup, 2005’teki Gypsy Punks Underdog World Strike albümüyle turnayı gözünden vurmuştu ve adından söz ettirir olmuştu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;div style="font-family: verdana;"&gt; &lt;/div&gt;       &lt;div style="font-family: verdana;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Evet, az önce de dediğimiz gibi çemberi daha fazla açsak ucu Goran Bregoviç’e, Emir Kusturica And The No Smoking Orchestra’ya, Fanfare Ciocarlia’ya hatta bizim Ciguli’ye kadar varır. Şimdilik burada keselim; belki ilerleyen dosyalarda konuyu tüm balkan coğrafyası müziği olarak açarız ve tüm bu gruplardan ve diğerlerinden etraflıca bahsederiz. Ha bu arada bahsetmeden geçemeyeceğim. Bir haftalık balkan müziği araştırmalarımda şu an televizyonda dönen pop gruplarımızla aynı ezgilere sahip epey bir şarkıya rastladım, artık onlar mı bizden, biz mi onlardan &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Esen kalın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51); font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"BALKAN FOLK MÜZİĞİ&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold; font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;       &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-3490734657589153277?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/3490734657589153277/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=3490734657589153277&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/3490734657589153277'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/3490734657589153277'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/04/balkan-folk-mzii.html' title='BALKAN FOLK MÜZİĞİ'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-8561067584206036852</id><published>2007-04-17T21:02:00.000+03:00</published><updated>2007-04-17T21:25:53.225+03:00</updated><title type='text'>I'M FROM BARCELONA - LET ME INTRODUCE MY FRIENDS</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt; Gördüğünüz en kalabalık grup hangisi? –The Envelopes? - Architecture In Helsinki? - Broken Social Scene? Evet&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/letmeintroducemyfriends.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 294px; height: 294px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/letmeintroducemyfriends.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt; şimdiye kadar en fazla; sahaya çıkan bir futbol takımı kalabalığında  gruplar görmüştük. Ama şimdi sıkı durun, hepimizi Barça Barça diye Nou Camp stadında tezahürat yaptıracak olan bir grup var karşımızda. Hayır hayır Barcelonalı falan değiller. 120 bin nüfuslu ufak bir İsveç şehrinden çıkma bir gr&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;up bahsettiğim ve tam tamına 29 kişiden oluşmaktalar. Yani konserlerine kimse gelmese bile bir kısmı sahne önüne inip, yeterli kalabalığı oluşturur. Ya da prova yapmak için hep birlikte bir stüdyoya girmek isteseler, sığamayacaklarını düşünürsek, sırayla girip çıkmalılar provaya. Bazı 3-5 kişilik grupların bile elemanları arasında fikir çatışması yaşanırken I’m From Barcelona,  nasıl oluyor da bir arada tutunacak diye düşünürken, bu sayıca çok olma dezavantajını çok kolaylıkla avantaja dönüştürdüklerini görüyoruz. Müziğin en önemli unsuru olan vokal bölümlerinin koro halinde gelmesine kim&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt; hayır diyebilir ki?&lt;/span&gt;         &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Grubun elebaşı Emanuel Lundgren, bir gün müzik yapmaya karar verir ve evine topladığı, ve bir çoğunun müzisyen olmadığı  arkadaşlarından ona yardım etmesini ister. Çıkan sonuç hiç de fena değildir ve EP’yi beğenen EMI grupla masaya oturur. Sonrası ise malum; akordeon, korna, banjo ile folk etkileşimi yaratan; zaman zaman Sufjan Stevens tarzı melodiler duyabileceğimiz, ıslıklarla, zillerle ve alkış ritmiyle bezenmiş  bir pop albümü. Bu kadar kişiyle ve enstrümanla yapılmış bir albüm her şeyden önce, p&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rodüksiyon ve aranje olarak iyi bir örnek olarak kabul edilmeli. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Şarkı sözlerinde ise ana konu sevgi. Bakın mesela Barcelona  Loves You’ya;&lt;br /&gt;”We never wanna say goodnight/ We never wanna say 'It's time/ There's a thing left to say before we go/ We would sing that we're all in love with you.” Sizce de çok hoş değil mi? Aynı şekilde  We Are From Barcelona’ daki sözlere bakın;&lt;br /&gt;“We'll aim for the stars / We'll aim for your heart / We'll bring you love / You'll be one of us” “I'm gonna sing this song with all of my friends/ And we're I'm from Barcelona/ Love is a feeling that we don't understand/ But we're gonna give it to ya”. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Grubu&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/imfrombarcelona.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/imfrombarcelona.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;n şarkı sözleri çevremizdeki her şey hakkında olabilir; ağaçtan evler, sürekli uyuma hali, pul koleksiyonları. Mesela “Collection Of Stamps” ta  Emanuel Lundgren; koleksiyonundaki her pulu, gidebilecekleri bir yer olarak görmekte. Albümdeki diğer şarkılar da tek başına gayet sağlam durabilen ve zaman geçirmek için çalınmadığı belli olan parçalar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Burada değişik bir müzikal havadan bahsediyoruz. Eğlenmek ve yüzünüzde gülümseme istiyorsanız I’m From Barcelona tam da sizin aradığınız şey. 29 tane çok mutlu ve iyimser insan, bir araya gelip, cool olmaya çalışmadan akılda kalan pop şarkıları yapmakta. Tamam  bazılarına bu çok çocukça gelebilir ve hepimiz az çok depresif müzikleri severiz; ama mutlu bir grup o kadar da kötü bir şey değil emin olun. Açın Youtube’ ü ve grubun “We Are From Barcelona” videosunu izleyin. Ufak bir tribünde yan yana oturmuş, sağa sola sallanıp ayaklarıyla ritim tutan ve sürekli bir tebessüm halini yüzlerinde bulunduran 29 kişi. Bunun neresi kötü allah aşkına.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"I'M FROM BARCELONA - LET ME INTRODUCE MY FRIENDS&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-8561067584206036852?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/8561067584206036852/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=8561067584206036852&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/8561067584206036852'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/8561067584206036852'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/04/im-from-barcelona-let-me-introduce-my.html' title='I&apos;M FROM BARCELONA - LET ME INTRODUCE MY FRIENDS'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-3382198692437193189</id><published>2007-04-14T05:42:00.000+03:00</published><updated>2007-04-14T05:50:55.690+03:00</updated><title type='text'>THE NEW PORNOGRAPHERS - MASS ROMANTIC</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt; Hepiniz bilirsiniz bu soruyu ve zaman zaman müzikal sohbet yaptığınız ortamlarda da yanınızdakilerle&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/massromantic.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 261px; height: 261px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/massromantic.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt; tartışmaktan çekinmezsiniz; iyi müzik Britanya’dan mı yoksa Amerika’dan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt; mı çıkar? İşte bu klasik sorunun artık çehresi değişiyor son zamanlarda. Sayıca bu iki merkezden daha az grup barındırsa da artık Kanada’yı kimse görmezden gelemiyor. Zamanında Bryan Adams ve Alanis Morisette’le devler liginde küme düşmemeye oynayan kuzey amerikanın soğuk ülkesi, şimdilerde adından çokça söz ettirir oldu.&lt;/span&gt;           &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Adının nasıl oluştuğunu bir kenara bırakalım ve The New Pornographers’ın müzik piyasasında nasıl yükseldiğine bir göz gez&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;direlim. Şu Kanadalı müzisyenler cidden garip insanlar. Her birinin on parmağında on marifet. Hani yukarıda grup sayısı az dedik ya, işte bu tespiti yerle bir etmek için, her biri ayrı ayrı projelerde başka başka roller üstlenmekte ve grup sayısı yönünden yaşadıkları dezavantajı yenmeye çalışmakta. Aslında her şey Vancouver’da Zumpano adlı grubuyla takılan Carl Newman’ın başının altından çıkıyor. The Evaporators’tan John Collins, Destroyer’dan Dan Bejar ve asi star Neko Case gibi isimlerin de katılmasıyla yeni bir grup fikri doğmaya başlıyor. Ama bu insanların hayatları öylesine düzensiz ki, gruptan biri çıkıyor, çok geçmeden biri gruba dahil oluyor. 2000’ de ise artık albüm çıka&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/newpornographersd.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 291px; height: 240px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/newpornographersd.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rma zamanı geldiğinde ise ortaya “Mass Romantic” albümü çıkıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Şarkı yazma üstatları Newman ve Bejar’ın ustalıklarını sergiledikleri albüm, indie pop semalarında gezinirken, dinleyiciyi de cachy ritimleriyle yakalayıp bombalamakta. Gürültülü, karmaşık, sert gitarlar, askeri bando tarzı davullar ve bir çok grup üyesi tarafından eşlik edilen vokaller. Özellikle Neko Case’in önderlik ettiği; albümle aynı adı taşıyan şarkı ‘Mass Romantic’ ve ‘Letter From an Occupant’, çığırtkan haliyle insanı kışkırtmakta. ‘Jackie’ Daniel Bejar’ ın bilindik vokali ile ve ‘Body Says No’ ise akıcı ritmiyle öne çıkan parçalar. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;60’ larda The Who’nun ve The Beach Boys’un yaptığı popu, kendi istedikleri biçimde farklı bir forma sokup ortaya bir power-pop albümü çıkartmış The New Pornographers. Aslında Mass Romantic, 2005’ te grubun tüm dünyaca bilinmesini sağlayacak olan albüm “Twin Cinema” nın geldiği yeri tespit etmemizi sağlayan çok önemli bir kayıt.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"THE NEW PORNOGRAPHERS - MASS ROMANTIC&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-3382198692437193189?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/3382198692437193189/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=3382198692437193189&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/3382198692437193189'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/3382198692437193189'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/04/new-pornographers-mass-romantic.html' title='THE NEW PORNOGRAPHERS - MASS ROMANTIC'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-4349261597389781391</id><published>2007-04-11T00:46:00.000+03:00</published><updated>2007-04-11T00:53:37.325+03:00</updated><title type='text'>KINGS OF LEON - BECAUSE OF THE TIMES</title><content type='html'>&lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kings Of Leon, 70’lerde oldukça popüler olan eski bir grup. Büyüklerimiz bilirler; onların zamanında saç&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; sakal biçimi olsun, giyilen kılık kıyafet olsun biraz farklıymış. Kings Of Leon da o zamanların modasını&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/becauseofthetimes.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 288px; height: 288px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/becauseofthetimes.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; yakından takip edermiş ve kendilerini bu şekilde tanıtmışlar müzik piyasasına. 1978’deki Güney Amerika turnesi için yola koyulduklarında, alt grupları The Rolling Stones, tur otobüsünün ön koltuklarında konser heyecanı yaşarken, Kings Of Leon arkalarda groupie’leri&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;yle birlikte keyif çatarmış. İşte o anda hiç beklenmedik bir olay olmuş ve grup kendini aniden 2003 yılında buluvermiş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Şaka bir yana,  bundan dört sene önce; Kings Of Leon’un doğuşunu bu şekilde özetlersek pek de yanılmış sayılmayız. Babaları papaz olan üç kardeş ve onların kuzenlerinden oluşan Nashville’li dörtlü aradan geçen 20 küsür yıla rağmen kaldıkları yerden müziklerine devam etmektedirler. Müzik piyasası ilk anda grubu bir müzeye kapatıp sergilemeyi düşünürken; onları tekrar ünlü yapmanın hiç de fena bir fikir olmadığına karar verir. İlk önce “Youth &amp; Young Manhood”, ondan iki sene sonra da “Aha Shake Heartbreak” albümlerinin hatırı sayılır biçimde iyi tepkiler alması, hiç de fena bir karar vermediklerini göstermiştir. Güney Amerika’ nın o buram buram rock ‘n roll’uyla,  garage rock’ı birleştirip; üzerine de az biraz blues etkisi serpiştiren Kings Of Leon; son albümleri “Because Of The Times” ile bir kez daha bize 70’leri getiriyor. Ama bu albüm diğer ikisinden biraz farklı durmakta ki; grubun ön elemanı Caleb Followill de bunu doğruluyor ve bir röportajda albüm için; “Bu şarkılar daha büyük, grup her zamankinden daha iyi. Aha Shake Heartbreak’te Youth And Young Manhood’tan çok fazla şey duyduğunu söyleyen epey bir kitle mevcuttu, fakat bu sefer benzerlik yok, insanlar albümü dinlediğinde bunu besbelli anlayacaklar.” Followill’e katılmamak elde değil. İlk single olm&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/KINGSOFLEON.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 233px; height: 281px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/KINGSOFLEON.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;asına karar verilen ve albümdeki en süper şarkılardan biri olan, ‘On call’ daki bass çizgilerini dinleyin; hala tatmin olmadıysanız ‘My Party’ ye geçin. Hayır hayır o bir LCD Soundsystem şarkısı değil, bu çılgın çocukların elinden çıkma bir dans şarkısı o..&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bundan tam bir yıl önce prodüktör Ethan Johns önderliğinde stüdyoya giren grup’ ta hoşumuza gitmeyen bir şey var ki söylenmeden geçilmemeli. Bir çok insan eminim Followill’ in vokaline sinir olmaktadır, ama siz de biliyorsunuz ki farklı olduğu aşikar. ‘Mcfearless’ ta ekolu duyduğumuz bu ses, sinir olmaktan bir adım daha öteye geçip kendini çok güzel bir noktada buluyor ve süper bir biçimde bizi karşılıyor. Reggae esintili ‘Ragoo’ ve sözlerinde; “Annesinin söylediklerini önemsemiyor/ Benim çocuğumu doğuracak” haykırışlarının bulunduğu yedi dakikalık ‘Knocked Up’ albümün güzel anlarını barındırıyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Adını Louisiana’ da düzenlenen büyük bir papaz konferansından alan albüm, 70’lerde yapılsaydı büyük ihtimalle unutulmaz albümler listesine yerleşmişti, fakat bir şey kaybetmiş değiliz; albüm günümüz için de muazzam düzeyde çıkarılmış bir iş.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51); font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"KINGS OF LEON - BECAUSE OF THE TIMES&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold; font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-4349261597389781391?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/4349261597389781391/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=4349261597389781391&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/4349261597389781391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/4349261597389781391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/04/kings-of-leon-because-of-times.html' title='KINGS OF LEON - BECAUSE OF THE TIMES'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-2744166598623420011</id><published>2007-04-07T01:29:00.000+03:00</published><updated>2007-04-07T01:36:08.590+03:00</updated><title type='text'>THE STONE ROSES - SECOND COMING</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;The Stone Roses evrendeki en muhteşem gruplardan biriydi, 89’da çıkan ve grupla aynı adı taşıyan ilk&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/thesecondcoming.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/thesecondcoming.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt; albümleri bir çok farklı özelliği içinde barındıran ilginç bir albümdü ve tam anlamıyla bir klasikti. Bu müzik bir devrin müziğiydi; Manchester sound’uydu. Yüzlerce İngiliz grup, yaptıkları müziğin çıkış noktası olarak onları göster&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;mekteydi. O dönem her front man Ian Brown gibi karizmatik olmak istiyordu, ama hiç biri ikna edici değildi [ hatta Liam Gallagher bile]; her gitarist John Squire olmak istiyordu, ama hiç birinin onunki kadar iyi bir tekniği yoktu [hatta Noel Gallagher’ın bile]. Suya attıkları ilk taş denizde koca bir dalga yaratmıştı ve bu dalga kıyıya vurmadan yeni bir tane daha yaratmaları gerekiyordu. İkincisi için çok b&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;eklemişlerdi, 5 sene kadar, ama “Second Coming” [daha kötü bir albüm ismi de olabilirdi pek tabi, mazur görelim] ilkinin yanında çok sönük kalmıştı ve sahneden inip yerlerini brit pop’un yaramaz çocuklarına bırakmaları gerektiğinin sinyalini vermişti, yıllar 1994 gibi önemli bir tarihi gösterirken. &lt;/span&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“Second Coming” üzerine tüm müzik basının ortak görüşü aynıydı, albüm tam bir hayal kırıklığıydı. Peki aradan geçen 5 sene gibi uzun zaman dilimine rağmen neydi The Stone Roses’ı kötü bir albüm yapmaya iten se&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;bepler. Uyuşturucu mu? Belki. Plak şirketleri Silvertone’la olan saçma sürtüşmeleri mi? Belki. Kendi aralarında; özellikle Ian ve John arasındaki grup içi çekişmeler mi? Belki. Bunların cevabını aradan 10 yılı aşkın süre geçtiği için bulmak oldukça zor görünüyor ama görünen bir şey var ki, o beş senede grunge’ ın hakim olduğu müzikal piyasa, grubun müziğine negatif etki etmiş. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İlk şarkı ‘Breaking Into Heaven’ın yer yer güzel anları var, eski moda gitar solosu eğlenceli ama yaklaşık 12 dakikalık ve orman temasının hakim olduğu bir rock şarkısında kim kuşları, su seslerini dinlemek ister? Hey o zaman vokallere kimin ihtiyacı var ki? İlk single ‘Love Spreads’ te de durum bundan farklı değildi. Tamam virtü&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/thestoneroses.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/thestoneroses.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;özlük olarak kimse sizin elinize su dökmek istemez ama bir araya gelip uyumu yakalasaydınız daha iyi olmaz mıydı?  Bunun yanında ‘Daybreak’ in funky tonları ve ‘Begging You’ nun tekno tabanlı müziği ve vokal efektleri dinlenmeye değer elbette. Peki ya kimsenin umrunda olmayan ama gelmiş geçmiş en muazzam şarkılardan biri olan ‘Tears’ a ne demeli? Ian Brown'ın sesiyle ve akustik gitarla başlayan şarkının boyut değiştirmesi için iki dakikadan fazla beklememiz gerekiyor. Sonrasında gelen tüm zamanların en iyi iki gitar solosu, ki soloları önemsiz bulan biri söylüyor bunu, ve tabii ki Ian Brown'ın söz yazma becerisi, bu şarkıyı unutulmazlar arasına yerleştiriyor bünyede.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Aradan geçen bunca senenin ardından geri dönüp baktığımızda, belli bir sıradanlık hakim olsa da “Second Coming” in hiç de kötü bir iş olmadığını anlıyoruz. Belki ilk albümün bünyeler üzerindeki etkisinin aşırı olması ve ardından bu albümün gelmesi; belki albümün çıkışının hemen ardından Brit-pop’ un patlayıp; daha üzerine konuşulmadan albümün piyasadan uçup gitmesi. Kim bilir? Ama insan ’She Bangs The Drums’ı dinledikten sonra; 'neden oldu ki bu, neden hep böyle şarkılar yapmadılar?' diyesi geliyor. Duruma iyi yönünden bakarsak bu efsanevi grup ve çıkardıkları iki albüm; şu an dinlediğimiz kaliteli müzik yapan grupların fitilini feci şekilde ateşlemiştir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51); font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"THE STONE ROSES - SECOND COMING&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold; font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-2744166598623420011?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/2744166598623420011/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=2744166598623420011&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/2744166598623420011'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/2744166598623420011'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/04/stone-roses-second-coming.html' title='THE STONE ROSES - SECOND COMING'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-118680391094870497</id><published>2007-04-04T19:39:00.000+03:00</published><updated>2007-04-04T19:46:19.177+03:00</updated><title type='text'>THE RAKES - TEN NEW MESSAGES</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;Biliyorum siz de sıkıldınız artık. Birbirinin benzeri – şunlara kısaca “The ....s” diyelim isterseniz – tonlarca grup ve&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt; yaptıkları müzik doğrultusunda birbirlerinden pek d&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;e ayrılmayan albümler. İşte bu&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/TENNEWMESSAGES.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 288px; height: 288px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/TENNEWMESSAGES.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt; noktada iş sadece şarkı kalitesine kalıyor; git&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;ar tonları aynı, ritimler benzer; o zaman şarkıların kulağa hoş gelmesi, dinleyici tarafından yakalanması önemli olmakta. &lt;/span&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;The Rakes 2002’ de Londra'da kurulduğunda, grubun; ilk albümleri Capture/Release’ i çıkarmak için oldukça fazla zamanları olmuştu. Fakat o seneyi hatırlarsanız; Kaiser Chiefs, Franz Ferdinand, Bloc Party gibi gruplar; The Rakes'i henüz sahneye çıkmadan, dışarı it&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;mişlerdi. Bir grubun yaşayabileceği en büyük hayal kırıklıklarından birini yaşamışlardı, ama biri onlara bunu daha önceden söylemeliydi; “rakipleriniz sizden daha iyiyse bi zahmet bundan daha fazlasını beklemeyin”.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Grubun yırtık hiperaktif solisti Alan Donohoe son albüm Ten New Messages için; “Bu albümde koro müziğinden, 24 dizisinden, James Bond themeinden, birinci dünya savaşı şiirlerinden ve Sugababes'ten etkilendik” diyor bir röportajda; bunun yanında; İngiltere'de meydana gelen patlamalardan hemen sonra yazdıkları “Suspicious Eyes” tan da anlayabileceğimiz gibi; sokaktaki yaşam&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/THERAKES.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/THERAKES.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;dan, sosyal ve politik olaylardan da etkilenmişler..&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;T&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;e&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;n &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;N&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ew Messages; telaşlı &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;bass çizgileri ve yankılı gitarlarla bezenmiş ve şarkı sözleri; Bloc Party’ nin son albümü A Weekend In The City’ deki gibi iç duygulardan beslenmiş. İlk single “We Dance Together”, diğer bir şarkı “Trouble” gibi albümün en iyilerinden biri. Kapanış şarkısı “Leave The City And Come Home” ise dinlemeye değer gibi duruyor. Geri kalan parçalara da sadece göz atmakta fayda var, fazla zaman kaybetmemek gerekir zira.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;The Rakes’ in müzikal macerasının nereye gideceğini kestirmek zor görünüyor. Şimdiden oturup sakin kafayla düşünmeleri gerekmekte çünkü benzerlerinden ancak bu şekilde ayrılabilirler. Peki onları canlı izlemeye hayır diyebilir miyiz; hiç sanmıyorum. Grup, yaz başı düzenlenecek olan Radar Live Festival’ e konuk olacak. Belki sahne performanslarını izledikten sonra, mest olup, grup hakkındaki yorumlarımızı tekrar gözden geçirmek zorunda kalırız.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51); font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"THE RAKES - TEN NEW MESSAGES&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold; font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-118680391094870497?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/118680391094870497/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=118680391094870497&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/118680391094870497'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/118680391094870497'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/04/rakes-ten-new-messages.html' title='THE RAKES - TEN NEW MESSAGES'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-8165196150089822680</id><published>2007-04-03T23:15:00.000+03:00</published><updated>2007-04-03T23:25:03.487+03:00</updated><title type='text'>DESTROYER - DESTROYER'S RUBIES</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;Çalışkan müzisyenleri, her zaman sevmişizdir. Hele ki yaptıkları müzik mp3 playerlarımızda dönüp dururken, günlük sıradan&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/destroyer_rubies.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 241px; height: 241px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/destroyer_rubies.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt; yaşamımızı, arka fonda çalarak anlamlı kılarsa, o müzisyenlerin art arda albümler yapmasında hiçbir&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt; sorun yoktur.10 yılı geride bırakan ve 7 albüm yapan Destoyer’ ın son albümü ise geçen senenin en iyilerinden biri olarak gösterilen Destroyer’ s Rubies.&lt;/span&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Eğer Destroyer’ ı daha önce dinlemeyen biriyseniz, albümü dinlerken bu vokal bir yerlerden tanıdık geliyor dememeniz imkansız. Bu Tim Booth’ u andıran harikulade ses, 2005’ te yine en iyi albümlerden biri olarak lanse edilen Kanadalı grup The New Pornographers’ ın son işi, Twin Cinema’ da 3 şarkıya kompozitörlük yapmış ve seslendirmiş Daniel Bejar’ a ait.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Destroyer’ın hikayesine&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; gelince; 90’ların ortalarında, Kanada’ nın soğuk havasından ısınmak için evinde, yalnız başına takılmakta ve kendi sitilini ve vizyonunu yaratmak için uğraşmaktadır Daniel. Tüm şarkılarının üzerinde büyük bir titizlikle, istediği uygun tonu ve vokali bulana kadar uğraşan Bejar, tarihler 1996’yı gösterdiğinde elinde yeterince materyal olduğunu fark edip, debutunu çıkarmaya karar verir;  We’ll Build Them A Golden Bridge. Lo-fi elektrnoik folk sularında gezen bu albüm onu Vancouver vitrinine taşır. Destroyer’ın müziğine ritmi de ekleyerek City Of Daughters  albümü gelir iki yıl aradan sonra, ama bu sefer gerçek bir stüdyoda kaydedilir bu albüm. 2000’de Thief, 2001’de Streethawk: A Seduction albümleri Bejar’ın eşsiz vokalinin kalitesini arttırmasına yardımcı olmuş, boş durmayı kati suretle sevmeyen biri o&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/destoyer.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/destoyer.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;lduğundan bu kayıtları 2002’ de This Night ve  midi-synthesizer senfonisi Your Blues takip eder. Sayısız eleman değişikliği Destroyer’ı, Dan Bejar’ ın solo projesi gibi gösterse de, o buna karşı çıkarak Destoyer’ ın bir grup olduğunu cümle aleme duyurma isteği yaşamıştır. Grup elemanlarını bir arada tutmakta oldukça beceriksiz olan Bejar, son albümleri Destoyer’s Rubies’de çalanlar için şu ana kadar ki en iyi birleşim yorumunu yapmakta, ki bunda da haksız sayılmaz zira enstrümanların birlikteliğine hayran kalacaksınız dinlerken.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;div style="font-family: verdana;" align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Destroyer’s Rubies albümü, özellikle Belle &amp; Sebastian tarzı chamber pop seven kitle için bulunmaz bir nimet. Her ne kadar Destroyer ismi kulaklara bir heavy metal grubu ismi gibi gelse de, muhteviyatı son derece yumuşak albümün. Bunu test etmek isterseniz albümün 9 küsür dakikalık açılış parçasını dinlemeniz yeterli, dalgalanan enstrümanlar ve üzerine la la la şeklinde ilerleyen ve iç huzuru yüksek vokaller. Bu la la la’ ları albümde bol bol duyacaksınız zira birkaç şarkı hariç hepsinde varlar. Bilhassa Priest's Knees öne çıkan parçalardan ve ondan daha da önemlisi Painter In Your Pocket'ı bir aşk marşı olarak göreceksiniz. Şairlikle şarkı sözü yazma arasında mekik dokuyan Daniel, her şarkıda döktürmekte bilesiniz. Evet, bu albümde mitoloji var, tarih var, hayal kırıklığı ve hepsinden önemlisi grubun zaferi var.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="font-family: verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51); font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"DESTROYER - DESTROYER'S RUBIES&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold; font-size: 85%;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-8165196150089822680?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/8165196150089822680/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=8165196150089822680&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/8165196150089822680'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/8165196150089822680'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/04/destroyer-destroyers-rubies.html' title='DESTROYER - DESTROYER&apos;S RUBIES'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-5792490538542673076</id><published>2007-03-25T18:00:00.000+03:00</published><updated>2007-03-25T18:07:11.468+03:00</updated><title type='text'>LCD SOUNDSYSTEM - SOUND OF SILVER</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;Disco, Disco, Disco. Sanıyorum geçen yazdı, her zamanki gibi bir cumartesi gecesi Peyotenin o sıkış tepiş giriş&lt;/span&gt;&lt;a style="font-family: verdana;" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/lcdsoundsystem-soundofsilver.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 283px; height: 283px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/lcdsoundsystem-soundofsilver.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt; katında en süper dans figürlerimizi sergilerken kulağım birden çalan şarkıya ilişmişti. Adamın teki Disco Disco Disco diyip durmaktaydı ve herhangi bir insanoğlu o şarkı çalarken, yerinde  durması için ya feci şekilde sarhoş olmalıydı veya sağır. Bütün müzikal kaynaklarımı bir araya getirerek o disco şarkısını bulmalıydım, uzun zaman süren araştırmalarım sonucu bütün oklar bana LCD Soundsystem diye bir grubu göstermekteyd&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;i. Kimdi bunlar?&lt;/span&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;font-family:verdana;"  align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;LCD Soundystem, eski indie rock’çılardan James Murphy’ nin solo projesiydi, ki bu abimiz DFA records’un yarısını oluşturuyor - diğer yarısı Murph’ nin kankası Tim Goldsworthy -. Yıllardan 2002 ve ilk single’ı “Losing My Edge” i piyasaya sürmüş – aynı zamanda DFA’ nın  da ilk single’ı – ve tepkileri beklemeye koyulmuştu. Müzik basını Murphy’ yi evrenin en cool adamı olarak lanse etmişti ve bu sayede işler yolunda gitmişti. Beklemek anlamsızdı ve LCD Soundsystem, 2005 yılında grupla aynı isimli, duble albümünü raflara yerleştirmişti. "Daft Punk Is Playing at My House"’ ın keskin gitarları dans ettiren ritmi, club ortaml&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/jamesmurphy.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 191px; height: 238px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/jamesmurphy.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;arının vazgeçilmez şarkısı olmuştu. “Disco Infiltrator”, bilgisayar başında müzik yapmaya çalışan nice genç müzisyen adaylarına ilham kaynağı olmuştu. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;font-family:verdana;"  align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Albüm yapmak için standart süre olan iki yılın ardından LCD bu kez “Gümüşün Sesi” ile karşıladı bizi. İlk albümdeki havayı solumak istiyorsanız öncelikle, ilk single “North American Scum” ı bir deneyin derim, ama sözlere dikkat; “I hate the feelin' when you're looking at me that way cause we're north americans”. “All My Friends” teki ritmik klavyeye eşlik eden vokal  The Strokes’ un Julian’ ına benzemiyor mu diye kendinize sorarken “Time to Get Away” de dans edeceksiniz diye tahmin ediyorum. Ama siz de benim gibi bu albümde bir glam balladı beklemiyor olacakasınız ki “New York I Love You But You're Bringing Me Down” şarkısını duyunca şaşıracaksınız, olmuş evet, olmuş bu da.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p style="font-family: verdana;font-family:verdana;"  align="left"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Evet, LCD Soundsystem, fabrikada çalışan bir grup mühendisin kurduğu bir grup değilmiş. Peki o Disco, Disco, Disco şarkısı LCD’ nin işi miymiş diye sorarsanız; o şarkı; LCD’ yi tanımak için bana, indie elektronic müziğin kapılarını açan bir işaretmiş. En azından buna sevinmeliyim sanıyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="font-family: verdana;font-family:verdana;" class="MsoNormal" &gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"LCD SOUNDSYSTEM - SOUND OF SILVER&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-5792490538542673076?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/5792490538542673076/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=5792490538542673076&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/5792490538542673076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/5792490538542673076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/03/lcd-soundsystem-sound-of-silver.html' title='LCD SOUNDSYSTEM - SOUND OF SILVER'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-233859743302758785</id><published>2007-03-25T17:50:00.000+03:00</published><updated>2007-03-25T18:00:51.630+03:00</updated><title type='text'>BEIRUT – LON GISLAND</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hatırlayın, bundan bir kaç yıl önce her elinizi  sallayışınızda; bir indie folk söyleyen, müzik basını&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/beirut.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 320px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/beirut.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; tarafından singer-songwriter kategorilerine yerleştirilen birine çarpıyor muydu mutlaka. Yıllar yılları kovaladı, albümler albümleri ve Bonnie Prince Billy’ler, Sufjan Stevens’lar, Joanna Newsom’lar piyasayı bu müzik olayıyla salladı. Kimse bu müziğe kötü, sıradan veya basit diyemiyordu çünkü inanılmaz rahatlatıcı ve eğlenceliydiler.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;             &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İşte bu halkanın son zincirlerinden biri durmakta şimdi de karşımızda; 20 yaşındaki Zach Condon’ un solo projesi Beirut. Bu genç yaşında Balkan Folk müziğini tüm dünyaya tanıtmayı kendine görev edinmiş Zach Condon, geçen yıl mayıs ayında ilk albümü “The Gulag Orkestar” ile kulaklarımızın pasını silmeyi başarmıştı. Genelde akordeon ağırlığındaki albüm, ara ara trompet ve saksofon, mandolin ve bunun yanında  tef benzeri bir şey olduğunu tahmin ettiğim bir vurmalıyla, cayır cayır elektro gitar kullanmadan da gayet melodik ve etkileyici bir albüm yapılabileceğini kanıtlamıştı müzik camiasına. Bu albüm 2006’ nın en beklenmedik derecede vurucu albümlerinden biriydi – The Decemberists de 2005’ te aynısını yapmıştı hatırlarsanız-.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Aradan henüz bir yıl ge&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/longisland.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 235px; height: 235px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/longisland.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;çmemesine rağmen, bildiği yolda devam eden Beirut, şimdi ise Lon Gislang – Long Island mı desek acaba- EP’ siyle karşımızda. Balkan folku ile indie rock’ ı birbirine iyi yediren ve hani buralarda sıkça duyduğumuz ve artık bıkkınlık veren sentez olayını layıkıyla yerine getirmiş Zack Condon. Mevzubahis Ep’ de beş şarkı bulunuyor, ilk albümdeki Scenic World, değişik bir yorumla bu Ep’de de mevcut. Diğer şarkılar da ilk albüm çizgisinde ve iyice bulanan müzikal piyasada, ağzımızın tadını tekrar yerine getiecek gibi duruyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;             &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sen git 16 yaşında doğu avrupayı turla, ardından dön evine, yatak odana kapan ve böyle bir albümler yap, olacak iş değil. Burada çok farklı bir müzikten bahsediyoruz. Beirut’ ta uzun zamandır bulamadığınız ‘organik’ liği ve hüznü ve sevinci aynı anda bulacaksınız. Ha bir  sevindirici haber daha, Beirut, 30 haziran’ da Radar Live Festivali kapsamında, bu müzikal şöleni, canlı dinlememiz için ülkemiz sınırlarına teşrif edecek.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;BEIRUT – LON GISLAND&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2007 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-233859743302758785?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/233859743302758785/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=233859743302758785&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/233859743302758785'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/233859743302758785'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/03/beirut-lon-gisland.html' title='BEIRUT – LON GISLAND'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-9016675659121024545</id><published>2007-03-18T17:02:00.000+02:00</published><updated>2007-03-18T17:15:59.913+02:00</updated><title type='text'>MODEST MOUSE - WE WERE DEAD BEFORE THE SHIP EVEN SANK</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/WEWEREDEAD.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 221px; height: 221px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/WEWEREDEAD.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt; Yeni bir “Float On” beklemeyin. Biliyorum çok sert bir giriş, ama madem bu Amerikalılar bizi 2004’ te çıkardıkları “Good News for People Who Love Bad News” - adı bile gayet vurucu, fark ettiğiniz üzere – albümüyle dikkatimizi çektiler ve Atlantiğin öteki yakasından da garip şeyler çıkabileceğini gösterdiler; müziksiz kalamayan kulaklar için yeni “Float On”lar, “Ocean Breathes Salty” ler dinlemek hakkımızdı. Aslında bu ‘Mütev&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;azi Fareler’ – en kötü grup isimleri top 5’ e iki numaradan girer – yaklaşık 10 yıldır pek de güzel albümler kaydetmişlerdi, hatta ilk albümleri “This Is a Long Drive for Someone with Nothing to Think About” – şu ana kadar bahsettiğim albümler en uzun isimli olanları, emin olun diğerleri kısa – de bünyeler üzerinde iyi bir etki bırakmıştı ama belki biz farkında değildik, belki onlar. Olsun, geç oldu, güç olmadı, Modest Mouse son senelerde adından çokça söz ettirmeye başladı.&lt;/span&gt;           &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;-- Alo Johnny Marr, yeni albümümüzde bizimle çalmak istermisin? demiş grubun ön adamı Isaac Brock eski The Smiths üy&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;esine, ardından da kayıtlara başlamış grup. Isaac Brock, Johnny Marr için, “Grubun gerçek bir elemanı gibiydi, umarım albümün tanıtım turnesinde de bizleri bırakmaz” diyor. Albümdeki diğer konuk ise hepimizin yakından tanıdığı The Shins’ ten. “We've Got Everything”,  Missed The Boat" ve "Florida” şarkılarında tanıdık bir ses duyarsanız; işte o ferahlatıcı vokal, The Shins solisti James Mercer‘ e ait. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Albümden çıkan ilk single trompetlerle renklenen “Dashboard”, Modest Mouse çizgisinden biraz farklı bir şekilde rave havası sezebileceğiniz şarkı eğlenceli haliyle uygun bir seçim olmuş. Isaac Brock’ un vokalini sevmeyebilirsiniz ama farklı olduğu kesin; yine yer yer kulak tırmalayıcı yükseklikte,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; yer yer yumuşak bir yönde. Albüm son zamanların popüler enstrümanı akordiyonla açılan “March Into The Sea” ile başlıyor, az önce sözünü ettiğim; vokaldeki yükselip alçalmaların en göz önünde olduğu parçayla. Albümün zirvelerinden biri James Mercer’ in vokaliyle “Missed The Boat” ile yaşanıyor, hemen ardından “We've Got Everything” ile de devam ediyor. Sadece bu iki şarkıyı dinleseniz bile bu adamların bu işi oldukça iyi bildiğini anlıyorsunuz. Yeni bir “Float On” mu dediniz, yok yok; burada daha iyi birşeylerden bahsediyorum, Modest Mouse, bir öncekinin üzerine çok şey koyup girmiş Portland’ taki stüdyolarına. “Spitting Venom” un sert girişinin ardından gelen gitarları duyduğunuzda siz de ne demek istediğimi gayet iyi anlayacak&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/modest_mouse_01l.gif"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 201px; height: 140px;" src="http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/modest_mouse_01l.gif" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;sınız. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Modest Mouse; gitarlarını sert kullanmaktan hiçbir zaman çekinmedi (bir önceki albümdeki “Bury Me With It”i hatırlayın); işte grubun sırrı da burada ortaya çıkıyor. Diğer enstrüman ve vokaller bunu öylesinde dengeliyorlar ki; albümü dinlerken yüz ifademizdeki şaşkınlık her daim hazır bulunuyor. Misal “Fire It Up” ve “Little Motel” deki duygusal hava; dinleyeni hüzünlendirmekten geri kalmıyor. Grupla özdeşleşen bir diğer şey ise şarkıların hiçbir zaman sabit bir noktada durmayıp, kendi halinde kayarak gitme isteği.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;           &lt;p  align="left" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Başa dönelim; Johnny Marr'ın oluşu albümü dinlemenizde bir büyük bir etken sayılabilir ama asıl mesele zaten Modest Mouse’ un bunu 10 yılda çıkarttıkları 7 albümde yapması ve yapacak olması. Elimizde 2007’ nin en iyi albümlerinde biri durmakta. Sizin için hayırlı olansa; sene sonunda bilimum dergiler tarafından yapılan yılın en iyi albümleri listelerini beklemeden “We Were Dead Before The Ship Even Sank”i edinip dinlemeniz. Pişman olmayacaksınız biliyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  class="MsoNormal" style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;MODEST MOUSE - WE WERE DEAD BEFORE THE SHIP EVEN SANK&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;"© 2006 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-9016675659121024545?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/9016675659121024545/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=9016675659121024545&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/9016675659121024545'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/9016675659121024545'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2007/03/modest-mouse-we-were-dead-before-ship.html' title='MODEST MOUSE - WE WERE DEAD BEFORE THE SHIP EVEN SANK'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115783012605996863</id><published>2006-09-09T22:25:00.000+03:00</published><updated>2006-09-16T09:46:52.436+03:00</updated><title type='text'>THE DECEMBERISTS</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;Hayır hayır, boşuna sevinmeyin. The Decemberists&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i15.photobucket.com/albums/a356/scottgentryfan/decemberists.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0pt 0pt 10px 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: pointer" alt="" src="http://i15.photobucket.com/albums/a356/scottgentryfan/decemberists.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; yeni albüm çıka&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;rmadı. Bu yazı söz konusu grup The Decemberists yeni bir albüm çıkardığı için değil, hala farkına varamamış ve grubu dinlememiş &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;müzikseverlerin neler kaçırdığını göstermek ve onların&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; da bu olağanüstü gü&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;zelliği yaşama&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;ları için yazılmıştır&lt;/span&gt;.&lt;/span&gt; &lt;p class="MsoBodyText2" style="MARGIN-RIGHT: -32.4pt;font-family:verdana;" &gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kaliteli ve güzel müzik yapmak son derece zor&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; bir iştir. Y&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;eni ve farklı bir sound yakalamak, enstrümanların birlikteliğine &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;vokalle karşılık vermek ve üzerine etkileyici şarkı sözleri yazmak. Albümü oluştu&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rurken, zamanı doldurmaktan &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ziyade en iyi olanı koyma&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;k ve ortaya çıkacak şeyden gurur duymak. Hepimizin hayatına giren bir çok müzik grubu bizi hay&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;atımızın bir bölümünde etkilemiştir, uykusuz gecelerimize eşlik etmiş, günün değişen saatlerinde aklımıza gelip mırıldandığımız &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;şarkılar üretmiş ve onsuz yapamaz hale gelmişizdir. İşte The Decemberists de bir çoğunun karşısına bu noktada çıkmıştır.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-RIGHT: -32.4pt;font-family:verdana;" &gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;“BEN MEZAR&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;DAN BAŞKA GİDECEK YERİ OLMAYAN YOKSUL VE&lt;/span&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;SARHO&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;Ş BİR ÖKSÜZÜM”&lt;/span&gt;&lt;?xml:namespace prefix = o /&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-RIGHT: -32.4pt;font-family:verdana;" &gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;The Decemberists’ in sitesine girdiğimizde biyografi bölümü Chris Funk’ ın işte&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; bu cümlesi karşılıyor bizi. Grubun beyni Colin Mel&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;oy ile Portland&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;’ da temeli atılan grup, toplam beş kişiden oluşuyor. İlk albümleri 2003 yılında yayınladık&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ları “Castaways And Cutouts” ile müzik piyasasına göz yumdular. Colin’ in hemen hemen her karakter hakkında -ki bu&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;nlara savaşlardaki askerler,fahişeler de dahil- yazdığı şarkı sö&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;zleri, ve bunları etkileyici ve tutkulu bir biçimde dile getirmesi ilerleyen senelerde, diğer albümlerle birlikte onu söz yazarlığı konusunda o&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ldukça önemli bir yere taşıyacaktı. İlk albümleriyle Ne&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;utral Milk Hotel’ in “Aeroplane Over The Sea” albümüne benzetilseler de, bu o anki durum için gruba artı değer katmaktaydı. Güzel bir pop şarkısı olan gayet eğlenceli “July,July” , Chris Funk’ ın elinden gelen teremin sesiy&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.shakingthrough.net/images/music/decemberists_castaways_and_cutouts.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0pt 10px 10px 0pt; WIDTH: 181px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 181px" alt="" src="http://www.shakingthrough.net/images/music/decemberists_castaways_and_cutouts.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;le devam ederken, “A Cautionary Song” da ise bu sefer Jenny Conlee’ nin ellerinde değer kazanan akordiyon, ritim &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;tutmakta. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Albüm genel olarak hüzünlü bir biçimde dev&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;am etse de araya sıkıştırılmış ve mutluluk aşılayan “The Legionnaire's Lament” gibi şarkılar oldukça eğlenceli. Albümün en etkileyici &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;şarkısı ise hiç şüphesiz, akordiyon raylarının bi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;r tar&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;afında melankolinin ellerinde kendini bulan 'Odalisque' dan ziyade, albümün kapanış&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; şarkısı “California One Youth And Beauty Brigade”. On dakikaya yakın süren şarkı, iki bölüm halinde ve ikinci bölümde albüme yakışır bir sonla bitmekte. Grup “Castaways And Cutouts” ile aynı yıl “5 Songs” adlı ep’ yi yayınlar. Daha çok akustik gitarın ve yine akordiyonun birlikteliğinin fazlasıyla olduğu bu ep’ de dikkatleri latin melodisiyle “Angel, Won't You Call Me?” şarkısı başta olmak üzere, tereminin ne menem bir şey olduğunu ispatlayan “Apology Song” dinlenmelidir. Bunlara elbette mutlu olmak içi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;n çalınması gereken “Shiny” de akorlarınd&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;aki naiflikle dahil olmalı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-RIGHT: -32.4pt;font-family:verdana;" &gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;LOS ANGELES, I'M &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;YOURS&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-RIGHT: -32.4pt;font-family:verdana;" &gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Grubun bundan sonraki stüdyo albümleri ise “Her Majesty The Decemeberists” ismiyle yine 2003 yılında, ilk &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;albümden s&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;adece altı ay sonra çıkmıştı. Az zamanda çok işler başaran bir grup ve şaşırtıcı derecede iyi ilk albümün üstüne eklenen bir gömlek daha. Colin Meloy ve ekibinin çok daha fazla &lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://decemberists.com/images/HerMajestyCover.gif"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0pt 10px 10px 0pt; WIDTH: 189px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 189px" alt="" src="http://decemberists.com/images/HerMajestyCover.gif" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ortaklaşa çalışarak çıkarttıkları Her Majesty, daha zengin, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ki bu zenginlik şarkı sözlerinde çok daha fazla hissedilmekte. Daha önce Elliott Smith ve Sleater Kinney ile de çalışan prodüktör Larry Crane önderliğinde, enstrümanların -ki saymakla bitmez- bu kadar iyi senkronize olup, tınladığı bir albüm var karşımızda. Korku filmi müziği havasın&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;da ve bir çığlık sesiyle açılan “Shanty For Arethusa” davulların adeta bir ordu bandosu ritminde&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; ilerlediği ve Meloy’ un tutkulu vokaliyle açılan albüm,&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;“Los Angeles I’m Yours” ile melekler şehrinin boğukluğunun kişiyi kendisine esir bırakarak oraya olan sevgisini tezat bir şekilde dile getiriyor. Benzer bir sevgiyi bu kez “Song For Myla Goldberg” te New York’ a gösteriyor (“I know New York, I need New York, I know I need unique New York”). Her Majesty’ nin duygusal zirvesi “I Was Meant For The Stage” teki üflemelilerle, eğlenceli yüzü ise “Billy Liar” ve “The Chimbley Sweep” &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;dinlerken gerçekleşiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyText" style="MARGIN-RIGHT: -32.4pt;font-family:verdana;" &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.cokemachineglow.com/images/decemberists_tain2004_cover.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0pt 10px 10px 0pt; WIDTH: 175px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 175px" alt="" src="http://www.cokemachineglow.com/images/decemberists_tain2004_cover.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İkinci ep’ leri de çok geçmeden, adını Celtic mitoloji &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;devrinden alan “The Tain” ile ve onun birbirinden ayrılmış beş bölümünden alıyor. Yani tek şarkının beş ayrı devri. Neden bunları arka arkaya çalmaktansa beşe bölmüşler derseniz, ep’ yi dinleyince bu sorunun cevabını rahatlıkla verebilirsiniz. Adından da anlaşılabileceği gibi konsept bir tarzı olan bu kayıt -ki bazı yerlerde konuşma biçimindedir-, önceki albümlere nazaran daha sert bir soun&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;da sahip -ya da daha az yumuşak diyelim- ama bunu da layığıyla yerine getirmişler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyText" style="MARGIN-RIGHT: -32.4pt;font-family:verdana;" &gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyText" style="MARGIN-RIGHT: -32.4pt; FONT-FAMILY: verdana"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyText" style="MARGIN-RIGHT: -32.4pt" face="verdana"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;I'M AN ENGINE DRIVER ON THE BUS MALL&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-RIGHT: -32.4pt;font-family:verdana;" &gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;The Dec&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;emberists’ in müziğinde bazı temel unsurlar yerini hiç kaybetmiyor. Jenny Conlee’ nin elinden çıkma yumuşak bir akordeon, Chris Funk’ ın bizdeki kanuna benzer enstrüman pedal steel gitarı ve teremini, piyano, çello ve keman gibi yaylılar ve tabiki Colin Meloy’ un Jeff Magnum ile boy ölçülebilecek vokali. Tüm bunları topladığımızda ise melankoli &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ağırlıklı fakat uçarı bir mutluluğu da barındıran Kill Rock Stars etiketli, folk ve country ağırlıklı pop-rock albümler. Durmaya hiç niyetli olmayan bu beşli geçtiğimiz yılın m&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.decemberists.com/shop/picaresque.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0pt 10px 10px 0pt; WIDTH: 210px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 211px" alt="" src="http://www.decemberists.com/shop/picaresque.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;art ayında ise kendilerini zirveye taşıyan -albüm bir çok eleştirmen ve müzik dergisinden tam not almıştı- Picaresque albümü. Bir orta çağ akımı olan Picaresque, baştan beri grubun çizmek istediği görünüş ve dur&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;uşa oldukça uymakta. Zenginlerin uşaklığını yapan yoksul halkın kıyafetleri, The Decemberists’ in ender bulunan fotoğraflarındaki ana temayı fazlasıyla belli ediyor. Albüme geçersek eğer, Colin Meloy yine herkesi kendine karakter seçip onların iç dünyalarını bizlere yansıtmış. Barındırdığı tüm şarkıların güzel olduğu albüm kategorisine girmeyi fazlasıyla hak eden Picaresque’ de herkes kendinden bir şeyler bulabilir. Kimi zaman sadece basit bir akustik gitar ile ilerleyen şarkıları inip çıkan vokal tekniğiyle tepelere çıkaran bir solist olursa, önceki cümlenin nedeni daha iyi anlaşılabilir. Elbette Jenny Conlee’ nin vokalleriyle eşlik ettiği noktaların da altını çizmek lazım.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyText3"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Portland’ ta bir kilisede kaydedilen ve Death Cab For Cutie’ nin&lt;span style="font-size:+0;"&gt; &lt;/span&gt;gitaristi Chris Walla&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;’ nın prodüktor olduğu albüm, yine bu ortaçağ karakteri tarzlarıyla adeta bir romanı veya müzikal bir tiyatroyu andırmakta. Baskın davullarla açılan “The Infanta” da İspanyol prensesinden bahsediyor Colin. Ardından The Decemberists’ in yaptığı en güzel şarkılardan biri olan “We Both Go Down Together” bize kemanın ve piyanonun hüznünü getiriyor. Iggy pop’ un “Lust For Life” ritmine benzer şekilde açılan “The Sporting Life” ve grubun şu ana kadar yazdığı en epik şarkılardan “The Bagman's Gambit”, bize albümün güzelliğinin arttığını ispatlıyor. “Öne çıkan şarkılar” deyiminin nadiren tıkandığı bir nokta bu albüm. Ne öne çıkan, ne de biraz geride duran bir şarkı mevcut değil. Eğlenmek isteyen dokuz dakikaya yakın, balkan ritimleriyle süslenmiş “The Mariner's Revenge Song” u dinleyebilir, melankolinin denizinde yüzmek isteyen “Of Angels And Angles” ın akustiğine bırakabilir kendini. Fakat, değinmeden geçilemeyecek iki şarkı mevcut ki - zaten arka arkaya sıralanmış durumdalar – o noktada durup biraz cd çalarlarımızın ‘previous’ tuşunu aşındırmamız gerekiyor. Bunlardan ilki olan &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;“The Engine Driver” da, “and if you don’t love me let me go”(beni sevmiyorsan eğer gitmeme izin ver) satırları, insanı öylesine içine çekiyor ki içinden çıkılması imkansız bir ruhaline geliyor durum. Hele ki ardından başlayan “On The Bus Mall” ın açılışındaki akustik gitara sonrasında eşlik eden davullar ve bir de Colin Meloy’ un “I will not mourn for you”( senin için yas tutmayacağım) deyişi; dinleyenin gözyaşlarını tutmasını imkansız hale getiriyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyText3"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;The Decemberists, günümüzde zaman geçtikçe türeyen yeni yetme gruplardan sıkılan bünyeler için fazlasıyla iyi bir seçim. Üç seneye sığan üç albüm ve iki ep ile üretkenliklerinin zirvesinde olan grup gün geçtikçe daha fazla aşama kaydediyor ve bunu gerçekten hak ediyor. Umarım bu yazının ardından grubu dinlemeyenler çok fazla şey kaybettiklerinin farkına varmışlardır ve en yakın zamanda grupla tanışırlar.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyText3"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Grup hakkında merak ettiklerimizi grubun gitaristi Chris Funk’ a sorduk, o da bizim sorularımızı yanıtladı.&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.killrockstars.com/bands/decemberists/photos/Decemberists_press3.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0pt 0pt 10px 10px; WIDTH: 320px; CURSOR: pointer" alt="" src="http://www.killrockstars.com/bands/decemberists/photos/Decemberists_press3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyText3"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;Pedro&lt;/span&gt;: Son zamanlarda, etrafta (özellikle Britanya’ da) yeni yetmelerden oluşan b&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ir çok grup var ve bunlar debut albümlerinden sonra bir anda patlıyorlar. Ama The Decemberists’ e baktığımızda durum biraz değişik. İlk albüm Castaways And Cutouts sonrasında ufak bir tanınmışlık, sonrasında iki ep ve Her Majesty albümleri. Bunların ardından tanınmışlığınız biraz daha arttı. Son olarak geçen sene çıkarttığınız Picaresque albümüyle müzik basını tarafından 2005’ in en iyileri listelerindeydiniz ve iyi eleştiriler aldınız. Yani bir anlamda tepeyi yavaş yavaş çıktınız, şimdi ise zirvedesiniz. İlk albümden sonra olayın bu noktaya gelebileceğini düşünüyor muydunuz?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoBodyText3"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;Chris&lt;/b&gt;: Aslında şu an hiçbir şeyin zirvesinde olmadığımızı düşünüyorum. Mesela bugün berbat durumdaki mutfağımdaydım ve sonrasında tüm günümü boya dükkanına gitmek için trafikte geçirdim. Bu nasıl bir zirve(gülüyor). Soruya dönersek, en başından beri insanların bizi önemseyeceği konusunda bir fikrimiz yoktu. Hiçbir zaman fanlarımız olsun diye albüm yapmadık, sadece müzik yapmak istiyorduk –ki şu anki nedenimiz de bu- . Tabi ki bunu sizin yaptığınız şeyleri dinlemekten zevk alan insanlarla paylaşmak oldukça hoş bir durum, gurur okşayıcı hatta.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal" style="MARGIN-RIGHT: -32.4pt;font-family:verdana;" &gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;: Sizin gibi gruplara baktığımızda - Belle &amp; Sebastian, Sufjan Stevens- şarkı yazma konusunda büyük bir yetenek görüyoruz. Colin Meloy nasıl oluyor da bu kadar iyi sözler yazabiliyor, işin sırrı nedir?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;Chris&lt;/b&gt;: Benim açımdan işin sırrı sürekli olarak yeni fikirler üretmek ve bunları kullanmak. İşin içinde biraz sihir olduğunu da düşünmek istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;: Sitenizde biyografi bilgisi çok fazla yok, birbirinizle nasıl tanıştınız?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;Chris&lt;/b&gt;: Önemli bir hikaye değil aslında. Yaşadığımız şehir olan Portland’ ta bir müzik topluluğunda tanıştık. Colin’ in özel bir enstrümantasyona dayalı bir fikri vardı. Başlamak için biz de bu enstrümanları çaldık.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;: Grubun isminin 19. yy Rus devrimcilerden geldiğini duydum. Bu doğru mu, neden bu ismi seçtiniz?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;Chris&lt;/b&gt;: Evet doğru, ama farklı bir yazılışla. Biz onu bir ay ismine benzesin diye biraz değiştirdik, “The Sundays” teki gibi (gülüyor).&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;: Üç senede üç albüm ve iki ep çıkarttınız. Nasıl bu kadar üretken olabiliyorsunuz? Bir sonraki albüm ne zaman?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;Chris&lt;/b&gt;: Yeni albüm kuzey Amerika’ da 3 Ekimde, ocakta ise tüm dünyada yayınlanacak. Üretkenliğe gelince; sadece halihazırda fikirler dolaşırken albüm yapmaya devam etmek istiyoruz. Zaten hayatlarımızda özeli bir bölüm yaşıyoruz, daha farklı işler yapmadan buna devam etmek istiyoruz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;: Bir soundtracki andıran çok fazla melankolik şarkınız mevcut. Daha önce bir film yapımcısından teklif aldınız mı bu yönde?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;Chris&lt;/b&gt;: Hayır, henüz değil. Colin Meloy, Peter Pan hakkında bir müzikal için bir teklif almıştı ama işler yürümedi. Bunu yapmak için de çok fazla vaktimiz yok açıkçası.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;:&lt;/b&gt; Son albümde iki tane birbirinden şahane parça var; The Engine Driver ve On The Bus Mall. Ve bunlar arka arkaya dizili albümde. Bunu bilerek mi yaptınız yoksa sadece bir tesadüf müydü?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;Chris&lt;/b&gt;: Evet, bilerek yaptık. Arka arkaya çok güzel tınlayacaklarını düşündük.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;:&lt;/b&gt; Sıradan bir günde neler yapıyorsun?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;Chris&lt;/b&gt;: Evet, bundan ilk sorunda bahsetmiştim, evde çalışıyorum(gülüyor). Bir çocuğum oldu ve oldukça vakit alıyor. Grup haricinde bir projem var ve stüdyomda onunla uğraşıyorum. Bu aralar keman öğrenmeye başladım ayrıca.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;:&lt;/b&gt; Son zamanlarda neler dinliyorsun peki?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;Chris&lt;/span&gt;:&lt;/b&gt; Yeni şeyler yok açıkçası. Sadece bluegrass tarzında eski folk ve prog- rock kayıtları. Yeni gruplar keşfetmek istiyorum ama pek şansım yok bu konuda. The Steve Miller Band’ in Fly Like An Eagle albümün yeni versiyonunu dinliyorum(çok sıkı bir iş değil aslında). Talkdemonic, Psudeo 6 ve Horsefeathers gibi buradaki güzel grupları dinliyorum. Onları çok seviyorum ama kimse bilmiyor ne yazık ki. İnsanların Belle &amp; Sebastian veya The Arcade Fire gibi bizim sevebileceğimizi düşündüğü grupları dinlemiyorum. Etrafta çok fazla güzel eski müzik var. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold"&gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;: Ne zaman kız arkadaşımın evinde kalsam, bir sokak akordiyoncusu beni sürekli harikulade akordiyon sesiyle uykumdan uyandırıyor ve The Decemberists’ in, sokağımda çaldığını hayal ediyorum. Bu taraflara gelmeyi düşünüyor musunuz? Hiç gördün mü ülkemizi?&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;Chris&lt;/span&gt;:&lt;/b&gt; Wow, hikayen kulağa çok hoş geliyor. Tabi ki gelmek isteriz. Ben daha önce İstanbul, Antalya ve şaşırtıcı derecede güzel Kapadokya’ da bulunmuştum. Tavlada gayet iyiyimdir ve tüm ülkenle yarışabilirim bu konuda. Türkiye çok güzel, değişik bir kültür ve muhteşem insanlar. Umarım görüşürüz.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(153,51,153)font-size:85%;" &gt;Pedro&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;b&gt;:&lt;/b&gt; Çok teşekkürler Chris.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(51,0,51);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(153,51,153)font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;THE DECEMBERISTS&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(153,51,153)font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;"© 2006 'Alternation' All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115783012605996863?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115783012605996863/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115783012605996863&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115783012605996863'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115783012605996863'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/09/decemberists.html' title='THE DECEMBERISTS'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115369483461866602</id><published>2006-07-24T01:41:00.000+03:00</published><updated>2006-07-24T01:47:38.946+03:00</updated><title type='text'>THE ZUTONS - TIRED OF HANGIN' AROUND</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Eğlenceli müzik yapmak güzeldir. Hemen yakal&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;anan ritimler, basit&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://images.radcity.net/6241/1402122.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 207px; height: 207px;" src="http://images.radcity.net/6241/1402122.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt; gitar riffleriyle dinleyiciyi ilk anda &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;içine çekmek, komik bir vokal ve sözler. The Zutons piyasaya ilk çıktığı anda böyle bir etki bırakmıştı. Depresif şarkıların kol gezdiği müzik ortamına, “bırakın üzülmeyi, biz buradayız” mesajını vermişti. Ian Broudie’ nin prodüktörlüğünü yaptığı “Who Killed... The Zutons” albümü iki sene öncesinde solist ve gitarist David Mc Gabe’ nin önderliğinde Liverpool’ da kurulan grubun ilk meyvesiydi. Tadına baktıkça daha çok sevilen ve Mercury ödüllerine aday olan albümde sabah kalktığımız andan gece yatağa girene kadar dilimize yapışan –ki levi’s reklamında da fonda çalardı- Pressure Point şarkısının yanı sıra, You Will You Won’t gibi bir marş ve Remember Me gibi melodik bir parça da kendine yer edinmişti.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.controlarms.org/famous_faces/images/uk/festivals/zutons.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 266px; height: 194px;" src="http://www.controlarms.org/famous_faces/images/uk/festivals/zutons.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;Ta&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana;font-size:85%;"&gt;kılmaktan sıkılan bu gençler şimdi ise hep birlikte koro halinde arka arkaya “takılmaktan sıkıldık” diye bağırıyor ve “Tired Of Hangin’ Around” isimli bir albüm yapıyor. Gençlerin derdi başka, pek bir şeye kafa yormak gibi bir sorunları yok, o yüzden doğal karşılamak lazım. Bırakalım eğlensinler eğlendirsinler. 60’ ların pop soundunun baskın bir şekilde hissedildiği bu albüm de yine ilkine benzer çizgide, aynı formülle duyuruyor kendini. İlk dinleyişte dikkatleri çeken Why Won't You Give Me Your Love? albümün ilk single ı olarak yayınlandı. Grubun bayan üyesi ve saksafonuyla müziği daha da eğlenceli hale getiren Abi Harding’ in David ile dueti You've Got A Friend In Me de güzel şarkılardan biri. Sonuç olarak diyebiliriz ki The Zutons formundan hiçbir şey kaybetmemiş ve eğlendirmeye devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:85%;" &gt;&lt;font&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;THE ZUTONS - TIRED OF HANGIN' AROUND&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;"© 2006 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115369483461866602?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115369483461866602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115369483461866602&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115369483461866602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115369483461866602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/zutons-tired-of-hangin-around.html' title='THE ZUTONS - TIRED OF HANGIN&apos; AROUND'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115368447575263904</id><published>2006-07-23T22:44:00.000+03:00</published><updated>2006-09-16T09:48:11.276+03:00</updated><title type='text'>KEANE - UNDER THE IRON SEA</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;2004 yılıydı. Keane dahil bir çok grubun ilk albümleriyle&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" style="FONT-FAMILY: verdana" href="http://www.bestrock.cz/include_images/k/keane/obal/2006_under_the_iron_sea.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: right; MARGIN: 0pt 0pt 10px 10px; WIDTH: 216px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 216px" alt="" src="http://www.bestrock.cz/include_images/k/keane/obal/2006_under_the_iron_sea.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt; birlikte çıkışını yaptığı yılların en verimlisiydi. Ama keane diğerlerinden biraz daha farklı bir yolda yapmıştı başlangıcını. En azından isimlerinin önünde the yoktu. (The keane; hiç de fena durmadı aslına bakarsanız). Türlü türlü post- rock şemsiyesindeki gruplardan piyanonun ritminde ayrılıyorlardı. Solist Tom Chaplin' in tipine uyuz olmadan edemiyor ve aynaya bakıp; “O rock grubunun ön adamı olduysa herkes olabilir” diyorduk. Ama sesindeki enfesliği ve Tim Rice Oxley' in çaldığı piyanonun rahatlatıcı ve sürükleyici ritmini duyunca az önce yapmış olduğumuz tespiti tekrar gözden geçiriyorduk, ta ki onların videosunu televizyonda bir daha dönerken görene kadar. "Hopes and Fears" albümü barındırdığı bir çok hitle, o senenin takdire şayan albümlerinin başında gelmişti. "Somewhere Only We Know", "Everybody’s Changing" bunların başında geliyordu, aslında bu “umut ve korku” dolu albümdeki diğer şarkılar da bu iki klip şarkısından geri kalmıyordu. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://musica.terra.es/addon/img/3dad16keanep.jpg"&gt;&lt;img style="FLOAT: left; MARGIN: 0pt 10px 10px 0pt; WIDTH: 258px; CURSOR: pointer; HEIGHT: 193px" alt="" src="http://musica.terra.es/addon/img/3dad16keanep.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;İki albüm arasındaki standartlaşmış süre bu yıl itibariyle Keane için doldu ve onlar yeni yüzleriyle karşımıza çıktılar. Tom Chaplin' in çocuksu tipi az da olsa olgunlaşmış, yaptıkları müzik ise onun da dediği gibi ilk albümdeki garip havanın dağılmasıyla gerçekleşmişti. Buradaki garip sözcüğünden anlamamız gereken iyi şeyler muhakkak. Haziran sonunda yayınlanan albüm"Under The Iron Sea", yine piyano dokunuşlarıyla dikkati çekse de, bu durum ilk albümdeki kadar hissedilir ve etkili değil. İlk albümdeki sadeliğin yerini ara ara elekto öğeler ve gitardaki yoğunluk almış. "Hamburg Song" bize bu sadeliği hatırlatan ve albümde öne çıkan şarkılardan. "Crystal Ball" albüme adını veren satırlarla yine dinlemekten bıkılmayacak cinsten. İlk single "Is It Any Wonder" ve "Nothing In My Way" ise diğer hoş şarkılar. Fakat bu albümün en büyük sorunu ilkine göre görünür bir hit şarkının olmaması ve bu da "Under The Iron Sea"’ yi "Hopes And Fears" ın gerisine düşürüyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"  style="font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="COLOR: rgb(51,0,51);font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(153,51,153)"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(153,51,153)font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;KEANE - UNDER THE IRON SEA&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="FONT-WEIGHT: bold; COLOR: rgb(153,51,153)font-size:85%;" &gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;&lt;span style="font-size:+0;"&gt;"© 2006 'Alternation' All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115368447575263904?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115368447575263904/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115368447575263904&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115368447575263904'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115368447575263904'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/keane-under-iron-sea.html' title='KEANE - UNDER THE IRON SEA'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115264988819534456</id><published>2006-07-11T23:03:00.000+03:00</published><updated>2006-07-11T23:48:07.716+03:00</updated><title type='text'>ROCK N COKE 2006</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Tür&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;kiye' n&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;in en büyük&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt; açık hav&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;a festivali&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt; Rock N Coke yine yapa&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;cağını&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt; yaptı ve bi&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;zi süper gruplarla buluşturmaya karar verdi. 2-3 Eylül 2006 'da 3 senedir&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt; o&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;lduğu gibi yine H&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;azerfen hava alanında harika 2,5 gün geçirecek müzik severler. Festivale gelen gruplar şu şekilde;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left; font-family: verdana;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;ul  style="text-align: left;font-family:verdana;" type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.artistdirect.com/Images/artd/amg/music/bio/1630577_gogolb_200x200.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 176px; height: 176px;" src="http://www.artistdirect.com/Images/artd/amg/music/bio/1630577_gogolb_200x200.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Gogol Bordello: 2005' te&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;      çıkardıkları "Gypsy Punks" adlı debut albümleriyle&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; aynı yılın en iyi      çıkışların&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;dan birini gerçekleştiren grup, çingene punk müzik y&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;apmakta. Oldukça&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; eğlenceli&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; anların yaşanacağı performa&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;nslarında Start &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Wearing Pur&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ple çalındığı anda lütfen&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; fazla &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;zıplalamayalım.Balkanlardan New York city' ye uzanan bir müzik macerasının meyvesi olan grup, sahnelerinde iki tane de dansöz kullanmakta ğelneceyi arttırmak için.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.bbc.co.uk/music/profiles/images/muse_main2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 154px; height: 160px;" src="http://www.bbc.co.uk/music/profiles/images/muse_main2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left; font-family: verdana;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;ul  style="text-align: left;font-family:verdana;" type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Muse: Ülkemize ikinci kez      gelec&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ek olan&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; İngiliz grup Muse son a&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;lbü&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;mü "Bla&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ck Hole&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;s &amp; Re&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;velations"&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;      ağırlıklı bir sah&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ne&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; şovu sergil&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;eyecekler. Eski&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; albümle&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;r olan&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; "Showbiz" ,      "Orig&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;in Of&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Syymmetry" ve "Absolution" daki,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Sunburn, Citizen Erased, Muscle Museum,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Hyster&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ia, Dark Shine ve bir&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; çok hit de umarız play list&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; te kendine      yer &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;bulur.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://i4.photobucket.com/albums/y150/Saltlick/mercuryRev.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://i4.photobucket.com/albums/y150/Saltlick/mercuryRev.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left; font-family: verdana;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;ul  style="text-align: left;font-family:verdana;" type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Mercury Rev: 98 tarihli      "Deserter's Songs" albümleri &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;bir çok İngiliz müzi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;k dergisi ta&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rafından yılın&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;      a&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;lbümü seçilen Mercury Rev, bu onuru&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; alan nadir Amerikalı gruplarda&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;n. Geçen senenin&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; ortalarında çıkan "The &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Secret Migration"&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; albümleri de      festivalin gözbebeği olacak durumda.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://musicweb.cz/data/2143/placebo.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 168px; height: 163px;" src="http://musicweb.cz/data/2143/placebo.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left; font-family: verdana;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;ul  style="text-align: left;font-family:verdana;" type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Placebo: Ülkemiz&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;in      gediklilerinden olan Placebo, yine ruh hastalıkjla&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rım&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ıza şifa n&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;iyeti&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ne &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;3. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kez İstanbul sahnesinde olacak. Bu yılın&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; başında son alb&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ümleri "Meds" ile &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;süper şarkılara imza atan grup, Brian&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Molko' nun harikulade sesini dinlemek      isteyenler için hap&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; vazifesinde.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kindamuzik.net/gfx/editors-grp1-0505.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 155px; height: 164px;" src="http://www.kindamuzik.net/gfx/editors-grp1-0505.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left; font-family: verdana;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;ul  style="text-align: left;font-family:verdana;" type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;E&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ditors: İngiltere' nin Int&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;erpol' a cevabı olan The Editors, tek al&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;bümleri "Th&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;e Black Room"&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; ile      gözünü Inte&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;rp&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ol' ün&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; koltuğuna dikmişti geçen sene. Hoş, Interpol' ün      koltuğuna oturmak için epey ekmek yemeleri lazım ama Interpol' ün      yokluğunda hiç de fena&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; gözükmüyor.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left; font-family: verdana;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;ul  style="text-align: left;font-family:verdana;" type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Reamonn: Yine ülkemizin&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;      gediklileri&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;nden Alman grup&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Reamonn,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; en &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;son iki s&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ene önc&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;e İtü &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;maslak&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;      &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://kniazeu.by.ru/images/music/reamonn_photo.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://kniazeu.by.ru/images/music/reamonn_photo.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;kampüsünde beğenimize sunulmuştu. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Son albümleri "Wish" ile yine romantik      şarkılara imzasını atan grup,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; muhtemel akşam üstü konserleri için&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; iyi      vakit geçirtecek.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.hallgrenwernstedt.com/hans/som/sisters.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer; width: 161px; height: 145px;" src="http://www.hallgrenwernstedt.com/hans/som/sisters.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left; font-family: verdana;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;ul  style="text-align: left;font-family:verdana;" type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Sisters Of Mercy: Kısmen      sert müzik dinleyenler için festivalin b&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;u&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; yılki konuğu ise Sisters Of Mercy.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Punk ile metal müziğin birleştiği noktada müzik yapan yaşlı      amcaların performansları çadırda uyunarak geçirilebilir.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: left; font-family: verdana;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;ul  style="text-align: left;font-family:verdana;" type="disc"&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kasabian: 2004' ü grupla      aynı adlı albümle zafer yılı ilan eden&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.showandtellonline.com/images_splash/kasabian.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.showandtellonline.com/images_splash/kasabian.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kasabian, festivalin e&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;n büyük&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;      bombası. Geçen sene büyük uğraşla&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ra rağmen getirilemeyen grup, önümüzdeki      ay çıkaracakları "Empire"&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; is&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;imli albümün tanıtım turnesinde bizleri      coşturacak. 2004' te&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; çıkardıkları albümle Oasis başta olmak üzere birçok      grubun desteğini&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; alan Kasabian, aynı zamanda muhalif bir tavır da      sergiliyor.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; U-Boat, Cutt Off, Butcher Blues, L.S.F. ve Club Foot gibi      hitleri de&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; playlistlerinde çalmaları için birileri harekete &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;geçmeli. Kasabian&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; tişörtlerinizi&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; hazırlayın.&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div style="text-align: left; font-family: verdana;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p  style="text-align: left;font-family:verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="text-align: left;font-family:verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Festivale gelen Türk gruplar&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; ise;  Duman, Şebnem Ferah, Yüksek Sadakat, Vega, Hayko Cepkin, Ogün Sanlısoy;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burn sahnesini şenlendirecek isimler; Tiga, Danny Howells, Tangun, Hyper Live, The Glimmers, Aydilge, Demi, Direc-t, Mabbas &amp; Stylist, Headman, Ali &amp;amp; Ozan, The Rogers Sisters, Portecho ve West Hand Girls.&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;&lt;p  style="text-align: left;font-family:verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ayrıntılı bilgi için;&lt;a href="http://www.rockncoke.com/tr/default.asp"&gt;Rock N Coke;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="text-align: left;font-family:verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Bilet almak için;&lt;a href="http://www.biletix.com/"&gt;Biletix&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="text-align: left;font-family:verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Şimdi elbette müzik dinlemeyi kafa sallamaktan ibaret sanan bazı sabit fikirli siyah adamlar diyeceklerdir ki(hatta ekşi sözlükte diyorlar ki)  Gogol Bordello kim, Mercury Rev de nerden çıktı, Kasabian geliyosa manavian ve bakkalian da gelsin falan. Müziğin nereye gittiğine dair zerre bilgisi olmayan ve yeniliğe kapalı bu bünyeler bi zahmet festivale gelip de kalabalık yapmamalarını rica ediyoruz, onları Rock Republic gibi festivallere davet ediyoruz. Yurtdışındaki müzik sektöründen bi haber, sürekli olarak "hani rock festivaliydi bu" diyip duran bu insanlar, rock' ın diğer anlamalrı için bi zahmet seslisozluk.com a girmeliler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="text-align: left;font-family:verdana;" class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-size:85%;" &gt;&lt;font&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;ROCK N COKE 2006&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;"© 2006 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115264988819534456?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115264988819534456/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115264988819534456&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115264988819534456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115264988819534456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/rock-n-coke-2006.html' title='ROCK N COKE 2006'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115236369687471110</id><published>2006-07-08T15:58:00.001+03:00</published><updated>2006-07-08T16:01:36.876+03:00</updated><title type='text'>RADARLIVE</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/1600/RadarLivePostersmall.0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0px auto 10px; display: block; text-align: center; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/400/RadarLivePostersmall.0.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115236369687471110?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115236369687471110/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115236369687471110&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115236369687471110'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115236369687471110'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/radarlive_08.html' title='RADARLIVE'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115227744149641211</id><published>2006-07-07T16:02:00.000+03:00</published><updated>2006-07-07T16:06:24.270+03:00</updated><title type='text'>HERBETTE JOYEUSE  @ JOKER</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;JOKER' DE HERBETTE JOYEUSE İLE İNDİE GECESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Lisans öğrenimini "Rock Müzik" üzerine yapıp, bitirme tezininin konusunu "İskandinavya Post Rock Camiası" olarak seçen ve bunu da layığıyla yapan Herbette Joyeuse, şimdilerde de "Indie Elektronik" masterı yapmakta. Bu seferki tez konusu ise "Electroclash ile Indie' nin Buluştuğu Noktalar". Ve evet işte güzel haber; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Herbette Joyeuse&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt; her ÇARŞAMBA akşamı Joker Cafe' de bizlerle buluşuyor. Setlist' inde genel olarak indie electronic ve elctroclash olacak, yer yer post punk ve post rock' a da yer verecek. Bu müzik şölenini kaçırmayın.&lt;br /&gt;Adres: Ağa Cami Sokak. Yoğutçu İşhanı. Kat No:5 Beyoğlu/ İstanbul.&lt;br /&gt;İletişim: gokhankarabicak@yahoo.com&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;hr  style="width: 100%; height: 2px; color: rgb(51, 0, 51);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;font&gt;HERBETTE JOYEUSE &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;"&gt; @ JOKER"© 2006 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115227744149641211?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115227744149641211/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115227744149641211&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115227744149641211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115227744149641211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/herbette-joyeuse-joker.html' title='HERBETTE JOYEUSE  @ JOKER'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115226934587388254</id><published>2006-07-07T13:47:00.000+03:00</published><updated>2006-07-09T16:40:53.176+03:00</updated><title type='text'>NO MORE MUSIC</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;p&gt;Söz konusu müzikse eğer herkes kendine ayrı bir pencere açar. Müzik, ne sinema ne tiyatro ne de resim gibidir, 7 sanat içerisinde kulaklarımızı bu kadar meşgul eden ve işitsel anlamda bu kadar önemli olan olan tek sanat dalıdır. Müzik dinlerken birşeyler okuyabiliriz, ders çalışabiliriz, bulaşık yıkayıp yemek bile yapabiliriz. İşte müziğin kitlerler tarafından takip edilip sıradan günlük yaşam içerisinde bu kadar yer almasının sebebi, bütünüyle kulağımıza hitap etmesidir. Bir film veya tiyatro seyrederken, yada resim yapıp dans ederken, başlıbaşına; 'duymak' fiili bu kadar önemli olmaz hiç bir zaman. Ve evet müzik ruhun gıdasır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;NEDENLER&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Bundan birkaç sene evveline baktığımızda ne müzik dergileri ve festivalleri bu kadar çok sayıdaydı, ne de günümüz insanının müziğe olan ilgisi bu seviyelerdeydi. İlk önce bunu kabul etmeliyiz ki bir çok açıdan gelinen noktanın önemini anlayalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son yıllarda internetin de yaygınlaşmasıyla yeni bir döneme girmiş bulunuyoruz. Bunun akabinde türk müzik sektörünün daha alternatif işlere yoğunlaşması da kaçınılmaz olmuştur. önceleri arabesk &lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/1600/mp3.0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/400/mp3.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;müziğin ağırlığını hissettiğimiz müzik piyasası yavaş yavaş rock müzik tabanlı grupların albümlerini birbiri ardına basmaktadır. Gelinen bu noktanın sebebini ve sonuçlarını, avantajlarını ve dezavantajlarını bu bölümde okuyacaksınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebeç-sonuç ilişkisini oturtabilmek için ilk önce bir milat belirtmek lazım. Bundan bir kaç sene öncesine kadar ne evlerimizde 24 saat yüksek hızda bağlanabileceğimiz internet vardı, ne de müzikle haşı neşir bu kadar fazla insan. İnternetin yaygınlaşması ve asıl konumuzun merkezine oturan internetten müzik indirme sayesinde birçoğumuz müzik sahnesinin dünyada gelişiminin ve akabinde içine düştüğümüz darboğazın etkilerinin farkına varıyoruz, yada varmaktayız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de diğer yandan internetin bize sağladığı uçsuz bucaksız okyanusun yanında sistemin bize sunduğu daha 'çok tüket' ve insan doğasının kökeninde bulunan 'merak et ve öğren ' dürtülerini de bu yelpazeye katarsak geldiğimiz noktanın sebebini daha iyi anlayabiliriz. Şunu baştan belirtmekte fayda var ki tartıştığımız konuyu genele yayıp, bir çok bakımdan doğruluğunu kavrayalım. İnternet ve sayesinde tüm download programlarını hemen hemen çoğumuz kullanıyoruz. Müzikle bilinçli bir şekilde ilgilenen kesimin büyük çoğunluğunun çok yüksek meblağlarda para kazanmadığı gerçeğiyle hareketle ve alım gücünün de düşüklüğüyle, özellikle yurtdışı etiketli albümleri almak, müziği takip etmek isteyen bizler tarafından kabul edin ki hayli zor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konunun 'dinleyici' ekseninden bahsettikten sonra 'medya' eksenine taşıyalım. Müzik üzerine yoğunlaşmış pek çok dergi ve internet sitesi bulunmakta, sayıları da giderek artmakta. Bu medya kanalları sayesinde müziği takip etmek oldukça kolaylaşmış bulunuyor. Yeni çıkan gruplar, konser haberleri, albüm kritikleri gibi yazıları bu sayede okuyabiliyoruz. Daha da yetmediyse kendi keşfimize çıkıyoruz ve plak şirketlerinin internet sitelerini sık sık ziyaret edip, e-posta listelerine üye oluyoruz ki daha su yüzüne çıkmamış, popüler olmamış şeyleri biz bulalım, keşfedelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçgenin; medya, müzik dinleyicisi kenarlarından sonra bir de 'müziği icra edenler' açısından bakalım duruma ki üçgen tamamlansın. Burada da müziğin artık kolay yapılabiliyor olması nedenlerden biri gibi gözükmekte. Eskiden bir albüm yapmak için en azından bir stüdyoya ihtiyaç duyulurken, son yıllarda, bilgisayarla müzik yapmak için programlanmış yazılımlar sayesinde müzik yapmak için dışarı çıkmaya gerek bile görülmüyor, herkesin odası kendi stüdyosu oluyor. Yapılan müzik türlerinin çoğunu elektronik müzik oluştursa da hemen hemen her tür müzik artık bilgisayar başında yapılabilmekte. Yaptıkları müziği bloglarına koyup, sonrasında 'debutu ilk bir haftada en çok satılan albüm' olan Arctic Monkeys, evlerine kapandıktan sonra çanak çömlek bile kullanıp kayıt yapan kız kardeşler Cocorosie, yine evlerinde bilgisayar başında yaptıkları albümleri postayla plak şirketlerine yollayıp albüm çıkaran Djler bu konuda verilebilecek örnekler arasında. Majör plak firmalarının öncelikli olarak elde edebilecekleri kar oranına bakıp hareket etmeleri sebebiyle, yaptıkları albümleri kendi basma yetisine sahip müzisyenler ise kendi şirketlerini kurmaktalar. Yanlarına, büyük şirketlerle yaşanılan bu mantalite sorununa tavır alanları da almalarıyla; 'indie' adı verilen bağımsız şirketleri müzik piyasasına albüm pompalamaya devam etmekteler.(sonrasında da indie kelimesi bu oluşumun devamında müzik tarzı olarak adını almıştı ). Geçmişe baktığımızda müzik icra edenlerin best of albüm yayınlama seviyesine ulaşmaları için en azından beş-altı albüm çıkartmış olma zorunluluğunu kendilerinde görmektelerdi fakat son zamanlarda bu best of'lar öyle bir hal aldı ki, özellikle bir anda parlamış gruplar, iki albüm yapsalar bile kendilerinde bir best of yayınlama ihtiyacı hissetmekteler. Bunda tabiki plak şirketlerinin de bu grupları 'yolunacak kaz' şekilnde görüp, daha anlaşmalarının başında sözleşmelerine 'şu kadar sayıda albüm çıakrtacaksınız' maddesini koymalarının, ardı ardına en iyiler veya konser kayıtları basmalarının da etkisi epey fazla.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt; &lt;/p&gt;  Müzik türleri arasındaki keskin sınırların artık ortadan kalkmış bulunuyor. Birbiri içine girmiş müzik tarzları yeni türler ortaya çıkarıyor ve bunlar da müzik dinleyicisine yeni seçenekler&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt; sunuyor. Bunlara ek olarak müzisyenlerin de sadece tek kulvarda kalmak yerine yeni yeni projelerde boy göstermesi (misal Broken Social Scene - The Reindeer Section), bir grubu oluşturan müzisyenlerin ayrı ayrı solo kariyerlerine de başlaması müzik ortamını tam bir curcunaya çevirmiş bulunuyor. Belki çok klasik olacak ama 60'ların 70'lerin ve 80'lerin müziği de sık sık önümüze sunulmakta. "Yapılabilecek her şey yapıldı" gibi absürd birşey söylemek tabiki de yanlış olur fakat özellikle son sönem çıkan, The Strokes'un startını verdiği ve 'yeni yetme' diye tabir edilen grupların yaptıkları müzik bir çok kesim tarafından 'eski'nin vuku buluşu şeklinde görülüyor. Müziği kendince domine eden İngiliz müzik basının da 'yeni bir grup çıksa da onları meşhur ederken biz de dergimizi sattırsak' anlayışı sonu gelmez bir döneme soktu müzik piyasasını.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/1600/MP3_man.0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/400/MP3_man.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;Kimse bize yeniyi hatta ondan daha yeniyi dinleme baskısı yapmıyor. Sonuçta&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt; bütün olay biz dinleyicilerde&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:georgia;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt; son buluyor. Gündemi takip etme zorunluluğunu, merak edip sahip olma ihtiyacını, diğer sebepler sadece körüklüyor o kadar. Kendimizi bu dış çevreden soyutlayıp sadece eski müzikleri de dinleyebilme özgürlüğüne pek tabiki sahibiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;NEYİ ARIYORUZ VE ONU BULABİLECEK MİYİZ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Bu noktada artık şuna değinmek gerek. Aradığımız şey ne? Sadece bize sunulan bu sonsuz müzik okyanusunun mümkün olduğunca bir çok yerinde yüzmek mi, keşfedilmemiş denizleri bulmak mı? Ya da amacımız sadece eğlenebileceğimiz, zevk alabileceğimiz müzikler mi dinlemek. Şurası kesin ki hiç bir zaman müzik tüketimimizin hızı onların üretilme hızına yetişemeyecek. Şu an dünyanın bir çok yerinde birileri mutlaka müzik yapıyor. Yeni birşeyler ise amacımız bunu pek tabiki başarabiliriz. Plak şirketlerinin yeni çıkanları listelerinde gezinerek, arkadaş arası sohbetlerde duyduğumuz albümlere, ya da rasgele ulaştığımız yeni grupların albümlerine; müzik indirme programlarımızın 'search' butonuna tıklayarak kolayca ulaşabiliriz. Peki ya sonrası? Bunun; hayal ettiğimiz, dinleyince zevk alabileceğimiz bir albüm olma olasılığı, bunları dinlerken harcadığımız zamanı ve verdiğimiz emeği(müzik dinlemek emek ister) ne kadar karşılar, yoksa her albümü sadece bir kere dinleyip bir daha dinlenmeyecek şekilde sabit diskimizin bir köşesine mi atmalıyız? Kalitenin zamanla anlaşıldığı gerçeği bu tavrımıza ters düşmez mi? İleride tekrar vuku bulacaksa eğer; ‘the next big thing’ diye adı artık öbekleşen sonraki büyük şeyi bulmamız zor görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Son zamanlarda çok fazla 'tek hit şarkılık' albüm yayınlanmakta, bu nedenle müzik piyasası kalıcı müzisyenler çıkartmakta zorlanıyor.' Bu sözler EMI müziğin patronu Alain Levy'nin müzik piyasasının son yıllardaki durumunu açıklayan yorumu. Mtv' nin yardımcı başkanı Tom Calderone ise bu konuda; 'bir grubun, albümlerle ve canlı performaslarla yavaş yavaş yükselme devri artık bitti' diyor. Rolling Stones dergisinin, sitesinde yaptığı anketin sonuçlarına göre, özellikle 2000 yılından sonra yapılan albümlerin eskileri kadar iyi olmadığı sonucuna ulaşılıyor. Bu veriyi yorumlarsak eğer, ortalıkta bu kadar çok albüm varken boğulmakta olan dinleyicinin bu düşüncede olması da gayet normal.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;SONUÇ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Özetle şunu bir kez daha belirtmekte fayda var. Müzik endüstrisi, internetin ve teknolojik gelişmelerin etkisiyle giderek büyüyor ve sonrasında da bölünerek çoğalıyor. Şu anda eskiye nazaran müzik dinleyenler için çok fazla seçenek var. İleride de bu seçeneklerin sayısı giderek artacak. Peki bunun neresi kötü? Bu durum, tonlarca yiyecekle donatılmış bir masaya oturtulup, 'hadi bakalım yiyebileceğin kadarını ye' gibi birşeye benziyor. Tamam önümüzde az sayıda da olsa güzel olan ve hiç denemediğimiz yemekler var, ama birbirinin benzeri bir çok sıradan ve kötü yemek de var. Hepsini yemeye çalışıp acı çekmek oldukça saçma. Kendi kendimize uyguladığımız bu ‘daha çok dinle’ baskısından ve müziğin içinde bulunduğu kısır döngüden biraz kurtulmalıyız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlü trompetçi Louis Armstrong' un deyişiyle: 'dünyada iki tür müzik vardır: iyi muzik ve kotu muzik. Ben birincisi ile ilgilenirim'. Etramızıda bize sunulan bir çok öneriye bir süre kulak tıkayarak, iyi müziği bulma, dinleme ve ondan zevk alma yolunda hepimize başarılar.&lt;br /&gt;&lt;hr style="width: 100%; height: 2px;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"NO MORE MUSIC"© 2006 Alternation By Pedro" All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115226934587388254?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115226934587388254/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115226934587388254&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226934587388254'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226934587388254'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/no-more-music.html' title='NO MORE MUSIC'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115226921746358825</id><published>2006-07-07T13:43:00.000+03:00</published><updated>2006-07-07T13:47:06.490+03:00</updated><title type='text'>ELBOW BABYLON KONSERİ</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;p&gt;Daha önce karşılaşmışsanız eğer, ilk kez elbow dinlediğinizde nasıl hissettiğinizi, neler düşündüğünüzü hatırlar mısınız? Muhtemelen yüzünüzde, yapılmış olan müziğin sizin için pek bir anlam ifade etmediği bir bakış oluşmuştur. Ama zaman geçtikçe ve albüme fazlaca şans verdikçe bir uyanış, fark ediş yaşamışsınızdır. Bundan sonrası da malum, artık kopamadığınız, sarılıp uyumak istediğiniz bir albüm&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/1600/EL%3F%3FB.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/200/EL%3F%3FB.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; olmuştur, o bir zamanlar algılayamadığınız kayıt. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;İşte müziklerinde Manchester’ ın kasvetli havasını fazlaca bulabildiğimiz Elbow, geçtiğimiz ay iki gün üst üste; biz müzikseverlere, müziğin nasıl yapıldığını göstermek için şehrimizdeydi. Mavi müzik kapsamında gerçekleşen konserler unutulmaz anlara tanık oldu. Gidenler çok eğlendi, kaçıranlar bu müzik şöleninden mahrum kaldı. İki günlük performans olması dolayısıyla, ferah bir seyirci kalabalığı konserlere renk kattı.&lt;/p&gt;  Açılışı son albüm “Leaders Of The Free World” ün giriş parçası “Station Approach” la yapan grupta Guy Garvey’ in sesini duyar duymaz kısa süreli bir şaşkınlık ve hayranlık yaşandı. Zaten albümlerde yeterince harikulade olan vokal, canlı haliyle nasıl bundan daha güzel gelebilirdi? Tekrarlandıkça adeta hipnotize eden&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;“I never know what I want but I know when I'm low that I / I need to be in the town where they know what I'm like and don't mind” satırları ve sonrasında gelen keskin gitar tonları, konserin devamının iyi geçeceğini garanti etmekteydi. Birçoğumuzun favori şarkısı, ilk albümden “Red” geldi bunun ardından. Guy ile birlikte gitarist Mark Potter, giydikleri resepsiyonist ceketlerini yavaş yavaş çıkartamaya başladıktan sonra, muhalif şarkıları “Leaders Of The Free World” ile ilgili yerlere göndermeler yaptılar. Bir kağıda yazılı Türkçe cümleleri söylemeye çalışarak bizleri güldüren Guy ve ekibi, “Great Expectations” ve “Fugitive Motel” ile ortamı biraz hüzünlendirseler de sonrasında çaldıkları “Mexican Standoff”, sert gitarlarıyla müziğe eşlik etmeye çalışan bizleri tekrar hareketlendirmeye yetti. Guy’ ın ara sıra seyirciyi yoklamak için “everybody still OK?” sözleri şarkı aralarında duyulurken, siyahı basçı Pete Turner’ in sempatik tavırları gözlerden kaçmadı. İlk kez çaldıkları “Mcgreggor” da ise Guy’ ın vokalinin buğulu değil, farklı bir tonda geldiğini gördük ve bir kez daha hayran kaldık. Konserin en hareketli dakikaları, Guy’ ın seyirci arasına dalıp bizlerle birlikte son albümün ilk single’ ı “Forget My Self” i söylemesiydi. “Scattered Black &amp; White” öncesi ‘bu bizim son şarkımız’ diye bis öncesi sinyalini verdiler, dönüşü “Puncture Repair” in ufak dokunuşlu sakin klavyesiyle yaptılar. Yine yeni bir şarkı “The Stops” ın ritmini Guy eline aldığı iki bageti önündeki trampetlere sertçe vurarak arttırdı, finali ise konserin geneline yakışır bir biçimde “New Born” ile yaptılar. Elbow, “Any Day Now” çalmayarak yarattığı ufak çaplı hayal kırıklığını, “New Born” u doğaçlamalarla epey uzatarak affettirdi ve Babylon seyircisine inanılmaz bir gece yaşattı.&lt;hr style="width: 100%; height: 2px;"&gt;&lt;font&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(153, 51, 153);"&gt;"ELBOW BABYLON KONSERİ"© 2006 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115226921746358825?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115226921746358825/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115226921746358825&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226921746358825'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226921746358825'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/elbow-babylon-konseri.html' title='ELBOW BABYLON KONSERİ'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115226899654857673</id><published>2006-07-07T13:41:00.000+03:00</published><updated>2006-07-07T13:43:29.350+03:00</updated><title type='text'>SNOW PATROL - EYES OPEN</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/1600/SNO.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/200/SNO.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;Karda yürür izini belli etmez grup Snow Patrol’u bir çoğumuz yaklaşık iki sene önce çıkardıkları “Final Straw” albümüyle tanımıştık. İçerdiği Spitting Games, Chocolate ve özellikle harikulde parça Run sayesinde&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;gönüllerimizde yer eden grubun, Final Straw öncesi iki albüme daha sahip olduğunu “geç olsun güç olmasın” yorumuyla geçiştirmiştik. Bir nevi debut etkisi yaratan bu kayıt onları U2 ile turneye bile çıkartmıştı. İskoçya diyince aklımıza ilk gelen Glasgow Rangers - Celtic rekabetini bir tarafa bırakırsak eğer, Belle &amp; Sebastian- Arab Strap - Snow Patrol&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;arkadaşlığı her zaman karşımıza çıkmakta. Hatta vokalist Gary Lightbody, ortak proje The Reindeer Seciton grubunda da boy göstermişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim gözümüzü dört açmamız gereken “Eyes Open” albümüne. İlk bakışta önceki albüm Final Straw’ la epey benzerlik gösterdiği aşikar, ama şarkı kalitesine baktığımızda biraz daha zayıf kalmış diyebiliriz. Şarkı sözleri ise yine ilişkiler üzerine odaklanmakta. Bir ayrılık şarkısı olan “You Could Be Happy” de; “her nasılsa sahip olduğum her şey sen kokuyor ve ufacık bir an için bunların hiçbiri gerçek değil” diyerek üzülmemizi sağlıyor. “Make This Go On Forever” ve “Shut Your Eyes” gibi parçalarda gospel etkili korolar Gary Lightbody’ nin vokaline eşlik ederek farklı bir etki bırakıyor. “Set The Fire To The Third Bar”da ise bu sefer onunla birlikte söyleyen mükemmel ses Martha Wainwright’ e ait. Sürükleyici sert gitarların önderlik ettiği “Hands Open”, Sufjan Stevens’ a selam veriyor ve onun “Chicago” sunu favori gösteriyor. Single olarak seçilen “You’ re All I Have” albümün ilk yakalanan parçalarından olması bakımından uygun bir karar olmuş. Albümün kapanışı ise adına uygun olarak sessiz sakin parça “The Finish Line” ile vuku buluyor.&lt;hr style="width: 100%; height: 2px;"&gt;&lt;font&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"SNOW PATROL - EYES OPEN"© 2006 'Alternation'  All Rights Reserved.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);"&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115226899654857673?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115226899654857673/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115226899654857673&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226899654857673'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226899654857673'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/snow-patrol-eyes-open.html' title='SNOW PATROL - EYES OPEN'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115226882072242336</id><published>2006-07-07T13:35:00.000+03:00</published><updated>2006-07-07T13:40:31.526+03:00</updated><title type='text'>HOOVERPHONIC - NO MORE SWEET MUSIC</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;p&gt;Yıllardır müzik dinleriz, yazılanları okuruz, arkadaş arası sohbetlerde müzik hakkında konuşuruz ve tartışırız. Fakat cevaplanamayan bir soru sürekli vardır: “Bu şarkıyı bu kadar güzel yapan nedir?”. Davullardaki sadelik veya karmaşıklık mı, gitardaki etkileyicilik mi, basslardaki akıcılık mı, vokaldeki sesin rengi mi yoksa şarkı sözlerindeki vurucu etki mi? Hepimiz kendimize göre, şarkıdan şarkıya farklı yorumlar getirerek kilit&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/1600/HOO.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/200/HOO.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; noktanın hangisi olduğu düşüncesini kurcalar dururuz. Tüm bu parçaları ortak noktada buluşturan şarkıdan, bunlardan herhangi birini çıkarsak, önemini yitirdiğini, kulaklarımıza eskisi kadar güzel gelmediğini fark ederiz. Evet işte önemli nokta da burada yatıyor, aynen fiziksel güzellikteki gibi şarkı güzelliğinin de bütünü oluşturan parçalardan ayrı olarak değerlendirilemediği bir sonuç olarak karşımıza çıkıyor. Bu parçalardan herhangi birini tekrar düzenlersek şarkının apayrı bir boyut kazandığını, adeta farklı bir şarkı olduğunu şaşırarak görürüz. Cover ve remix kavramları da bu temele dayanmaz mı zaten. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Hooverphonic, bunun böyle olduğunu gözler önüne seren yegane gruplardan bir tanesi. Eski albümlerindeki şarkılardan bazılarını tekrar düzenleyip sonraki albümlere koyan grup, geçtiğimiz aylarda çıkarttığı 11 şarkılık “No More Sweet Music” albümüne ek olarak aynı sıralya, farklı düzenlemelerle bu sefer “More Sweet Music” adıyla ikinci bir albümü aynı anda bizlerin beğenisine sundu. Adeta aynı şarkıdan istenilse birçok farklı düzenlemeyle yepyeni bir ruha ve bedene sahip güzel işler çıkarılabileceğini göstermek istediler. Kendileri gibi Belçikalı olan dEUS’ un daha fazla yüksek sesli müzik istemediklerini beyan eden “No More Loud Music” albümlerinden sonra, Hooverphonic de daha fazla sevimli şarkı istemiyor.(Veya daha fazla istiyor)&lt;/p&gt;  &lt;p&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;TRIP HOP-AMBIENT-POP ÜÇGENİNDEKİ GRUP; HOOVERPHONIC &lt;/p&gt;  &lt;p&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Kural bir; insan sesinin tınısına en yakın ikinci enstrüman olan(birincisi çello) ve hüznü, neşeyi, korkuyu güzel ifade edebilme yetisine sahip tek çalgı aleti olarak keman, bir grupta çalınıyorsa, büyük ihtimalle o grup güzel müzik yapıyordur.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Kural iki; dinlemesi insanı rahatlatan ender enstrümanlardan piyano(klavye) çalındığı grubun müziğini üst noktalara çıkarır.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Kural üç; rock müzik tabanlı müzik camiasında az sayıda bulunan bayan bir vokaliste sahipseniz ve sesi itibariyle etkili bir vokal yapıyorsa, bu durum grubu benzerlerinden daha öne taşır.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;İşte Hooverphonic’ in son on seneye sığdırdığı altı albümün hala bizlerden güzel yorumlar almasının en önemli noktaları bu avantajlar. Avrupa siyasetinin merkezi Brüksel şehrinde 1995’ te kurulan grubun tanınması, ünlü İtalyan yönetmen Bernardo Bertolucci’ nin 1996 tarihli “Stealing Beauty” soundtrack’ indeki “2wicky” şarkıları ile gerçekleşmişti. Bunun&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;sonrasında da şarkıları filmlerde ve reklamlarda boy gösterecekti. Ardından bir yıl sonra çıkardıkları ilk albüm, “A New Stereophonic Sound Spectacular” gibi iddialı bir isimle müzik marketlerde boy göstermişti. Bu albümde vokallerdeki isim &lt;font&gt;Liesje Sadonius&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;font&gt; ise kısa bir aradan sonra yerini güzeller güzeli &lt;font&gt;Geike Arnaert&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;’ e bırakıyordu. Yaptıkları müzik başlarda trip-hop’ un pop hali gibi lanse edildi, çok zaman aynı dönemde çıkan Lamb’ le, veya daha eskilerden Everything But The Girl ve Mazzystar’ a benzetildi, hatta kimi müzik eleştirmenleri tarafından epey abartılı bir şekilde; triphop’ un Portishead’ ten sonraki varisi şekline yorumlar bile almıştı. Aslında A New Stereophonic Sound Spectacular, ne bünyesinde sadece trip-hop barındıran bir albümdü, ne de daha sonra çıkaracakları albümler kadar popa yakın duran bir hali vardı. 90’ ların ortalarında, grunge’ ın tarih olduğu, brit pop’ un hızının yavaşlamaya başladığı tarihlerde, iyiden iyiye sayıları artan ve daha çok su yüzüne çıkmaya başlayan trip-hop, ambient, electronica etkili gruplardan bir tanesi de Hooverphonicti ve çıkışı da gayet başarılıydı. Daha sonraları, yaptıkları müzik giderek popa yaklaşacak -ama bunu hiçbir zaman ipin ucunu kaçırmadan başaracak- grubun bu albümü olması gerektiği yerde ve zamanda müzikseverlere iyi bir seçenek sunmuştu. Grubun beyni olarak nitelendirebileceğimiz Alex Callier’ in başta bu albüm olmak üzere tüm Hooverphonic albümlerine katkısı inanılmaz boyutlarda bulunuyordu. Elektroniklerden ve bass gitardan sorumlu olmasının yanı sıra şarkıların sözlerinde ve bestelenmesinde aldığı rol fazla olan Alex, sahnede de grubun en hareketli üyesiydi. Epey distorsiyonlu gitarıyla “Nr.9”, oynak ritmiyle “Revolver” ve dinlerken Piano Magic şarkısı sanabileceğiniz “Inhaler” albümde öne çıkan parçalardan sadece birkaçıydı. &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;AYIN KARANLIK YÜZÜNE YOLCULUK&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;Takvimler 1998 yılını gösterdiğinde; Geike’ nin vokalinin ve kemanın büyüsüne kapıldığımız “Blue Wonder Power Milk” albümü, akıcı drum ‘n bass ritimleriyle grubun yerini de sağlamlaştırıyordu. İçerisinde barındırdığı tüm şarkıların aynı eksende ve-fakat farklı boyutlarda seyrettiği, hepsinin birer hit olma potansiyeline sahip olduğu su götürmez bir gerçekti. Neredeyse bir sonraki adım olan “The Magnificent Tree” nin de böylece ön hazırlığını yapıyordu. Grubun geniş çevrelerce tanınmasını sağlayan ve uzay boşluğunda oradan oraya seyahat etmekten vazgeçip ayın karanlık yüzüne yolculuğa çıkan “The Magnificent Tree” albümü “Autoharp” gibi bir trip şarkısıyla başlayarak bunun sinyalini fazlasıyla veriyordu. Eski albümlere nazaran elektronik etkileşim, bu sefer yerini synth versiyonuyla ve gitarın ön planda olduğu daha pop şarkılara bırakıyordu. “Jackie Cane”, “Mad About You”, “Vinegar And Salt” ve arkadaşlıktan bahseden “Out Of Sight” grubun takipçilerinin favori şarkıları olmuştu. Çoğu grupta olduğu gibi Hooverphonic de bu kadar uzun süre iyi gidemezdi ve kısmen vasat “Hooverphonic Presents Jackie Cane” 2002 yılında raflardaki yerini aldı. Açılış şarkısı “Sometimes”, ufak dokunuşlu klavyesiyle, üflemelilerle ve Geike’ nin marş etkili vokaliyle, bu vasat albümü bile dinlemeye değer kılıyordu. “The Magnificent Tree” deki hayali star Jackie Cane’ in hayat hikayesinin anlatıldığı albümde, yer yer latin ezgileri bile duymaktaydık. Müziğin ‘bedeva bir prozac’ olduğunu dile getiren Geike, Jackie Cane’ in ağzından “The World Is Mine” da ise sık sık “dünya benim ve çok mükemmel hissediyorum” demekteydi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;OTURUN VE HOOVERPHONIC DİNLEYİN&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;“Jackie Cane” in farklı duruşunun ardından 2003 yılının eylül ayında, ülkemizde Rock ‘n Coke festivalinde performanslarını sergileyen Hooverphonic, dinleyenler üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştı. Aynı yılın aralık ayında, eski şarkılarının yeni düzenlemeleriyle ve önceki albümlerde bulunmayan yeni birkaç şarkı daha ekleyip, oldukça iddialı isimli albümleri “Sit Down And Listen To Hooverphonic” albümünü çıkarttı. İşte bu noktada yazının en başındaki noktaya tekrar değinmek gerekiyor; zira şarkılar, eski düzenlemelerin yerine gelen bol yaylı ve tuşlu, elektronikten uzak versiyonuyla karşımıza çıkıyor ve Tori Amos dinliyor etkisi hissettiriyordu. “Jackie Cane”, bu haliyle zayıf kalıyor, “Eden” ve “Vinegar And Salt” yepyeni bir güzelliğe kavuşuyordu.&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;Geçtiğimiz aylarda yayınlanan ve iki cd halinde piyasaya sürülen “No More Sweet Music” de işte tam bu noktada; grubun yaptığı müziğin nereye doğru gittiği ve gideceği karmaşasında vuku buldu. İlk cd bir önceki albümle benzer şekilde kemanın devamlı olarak arka fonda duyulduğu, vokalde aşırıya kaçmayan, genel olarak yavaş seyreden, daha organik bir albüm. İkinci cd ise, şarkıların ilkiyle aynı sırada dizilişiyle ve sadece şarkı sözlerinin değişmediği; bunun dışında her şeyin apayrı olduğu bir albüm. Bol sample’lı, ritimlerin daha baskın olduğu, trip-hop ve elektronik bir kayıt. Toplam 22 şarkıdan oluştuğunu düşünürsek en az 11 ini severek dinleyeceğimizi vaad ediyor. Akılda kalıcı melodileriyle, “We All Float”, “You Hurt Me” ve Dirty Lenses” ilk dinleyişte öne çıkan parçalardan sadece üçünü oluşturuyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;BOĞAZA NAZIR HOOVERPHONIC&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;Yaklaşık üç sene sonra tekrar ülkemizi ziyarete gelen Belçikalı grup, mayıs ayının 20 sinde Galatasaray Üniversitesi festivali kapsamında, boğazın karşı yakasındakileri bile müzikleriyle mest ettiklerini düşündürten bir performans sergiledi. Kırmızı elbisesiyle ve sarı saçlarıyla, -bilmeyerek de olsa- geldiği ortamın renklerine selam eden, vokal yaparkenki hali haricinde ancak fark edebileceğimiz batı flemen aksanıyla Geike Arnaert ve dinleyenleri coşturan Alex Callier başta olmak üzere grubun diğer elemanları iki saate yakın sahnede durdular, harika bir gece yaşattılar. “No More Sweet Music” in açılış şarkısı olan “You Love Me To Death” ile başlayan konser, “We All Float” ile ve albümle aynı adlı parçayla devam etti. Eski albümlerden araya sıkıştırılan “Jackie Cane”, Mad About You” ve “Battersea” gibi şarkılar seyirciyi hareketlendirmeye yetti. İlk bis’ te bass gitarını bırakıp klavyeye geçen Alex Callier eğlenceli hareketleriyle tüm dikkatleri üzerine topladı. Ardından ikinci bis’ in sonunda kapanışı “Sometimes” ile yapan grup, şarkıyı sık sık seyirciyle birlikte söyledi.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;Grubun bundan sonra müzikal yönden nereye gideceğini bu albüm iyice belirsizleştirmiş bulunuyor. Ne tür müzik yaparlarsa yapsınlar, bunu gayet layığıyla yapan Hooverphonic, bundan sonra çıkaracakları tüm albümlerde turne programlarına ülkemizi de eklerlerse, biz de onları sık sık görmüş oluruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;span id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"HOOVERPHONIC - NO MORE SWEET MUSIC"© 2006 'Alternation'  All Rights Reserved.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115226882072242336?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115226882072242336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115226882072242336&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226882072242336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226882072242336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/hooverphonic-no-more-sweet-music.html' title='HOOVERPHONIC - NO MORE SWEET MUSIC'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115226852373302576</id><published>2006-07-07T13:33:00.000+03:00</published><updated>2006-07-07T13:35:23.740+03:00</updated><title type='text'>MÜZİK DERGİLERİ</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana; color: rgb(51, 0, 51);font-size:85%;" &gt;&lt;span id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;p&gt;Son zamanlarda ülkemizdeki müzik ortamının iyiden iyiye hareketlendiğini farketmişsinizdir. Festival sayisi arttı, gelmez denilen gruplar geldi(gelecek), rock tabanli gruplarin sayisi arttı. İşte bunlarla doğru orantılı olarak sektörün basın ayağında da iyice hareketlenme yaşanıyor son zamanlarda. Müzik dergilerinin sayisi gittikçe artıyor. Bahsetmekte fayda görüyorum.&lt;/p&gt;   &lt;div style="text-align: center;" align="center"&gt;  &lt;hr style="height: 2px;" align="center" size="2" width="100%"&gt;  &lt;/div&gt;   &lt;p&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Basatap:&lt;/span&gt; Basatapa torpil geçerek ilk önce ondan bahsetmek istiyorum. İlk olarak bundan tam iki yıl önce bayilerde boy gösteren Basatap ilk başlarda büyük boyutuyla, sayfa kalınlığıyla ve isminin anlamıyla ilgili söylentilerle karşımıza çıkmıştı. Geçen iki senenin ardından dergide hafiften bir yaprak dökümü yaşansa da(ufaldı,inceldi), arkasına aldığı Sistemsensin, Nokia gibi destekçilerle yoluna emin adımlarla devam ediyor ve ikinci yaşını kutluyor. Editörlüğünü eski Lull yazarı Pınar Üzeltüzenci' nin yaptığı dergide hip-hoptan technoya, elektrodan rock müziğe kadar her tarz hakkında yazılar çıkmakta. Alınız okuyunuz.&lt;/p&gt;   &lt;div style="text-align: center;" align="center"&gt;  &lt;hr style="height: 2px;" align="center" size="2" width="100%"&gt;  &lt;/div&gt;   &lt;p&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Bant: &lt;/span&gt;Tam olarak bir müzik dergisi olmasa da burada bahsedilmeyi hakediyor. Şu an ülkemizde çıkan en iyi dergilerden biri olan Bant' ın editörleri arasında Ekin Sanaç, Aylin Güngör, Alper Bahçekapılı ve Müge Turan gibi camianın tanınmış isimlerini görmek mümkün. Genç yazarlara da kapısını sonuna kadar açan Bant' ta sinemadan, müzikten, her ay ayrı bir konudan ve vesire bölümünden okunacak çok şey mevcut.&lt;/p&gt;   &lt;div style="text-align: center;" align="center"&gt;  &lt;hr style="height: 2px;" align="center" size="2" width="100%"&gt;  &lt;/div&gt;   &lt;p&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Roll:&lt;/span&gt; Ülkemizde çıkan en uzun soluklu müzik dergisi Roll geçtiğimiz aylarda 100. sayısını basmıştı hatırlarsanız. Genel olarak yurtdışı dergilerinden çevirilen röportajlardan oluşan ve aykırı bir üslubu da olan dergide yazanlar arasında Sarp Keskiner, Yiğit Atılgan ve eski rockçılardan Gökhan Akçura bulunmakta.&lt;/p&gt;   &lt;div style="text-align: center;" align="center"&gt;  &lt;hr style="height: 2px;" align="center" size="2" width="100%"&gt;  &lt;/div&gt;   &lt;p&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Koara:&lt;/span&gt; Eski Lull tayfasından Bora Şimşek' in iki senedir yürüttüğü fanzin, 3 ay önce gerçek bir dergi olarak vuku buldu. Lull' daki esprili anlayışın devam ettiği 'aylık evlilik teknolojileri dergisi' Koara' da konular derinlemesine incelenmiş ve okuması bazen zorluyor. Genel olarak müzik üzerine kurulu dergide edebiyattan sinemaya bölümler de mevcut. Koaradıkça kaçan ateş böceği misin?&lt;/p&gt;   &lt;div style="text-align: center;" align="center"&gt;  &lt;hr style="height: 2px;" align="center" size="2" width="100%"&gt;  &lt;/div&gt;   &lt;p&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Volume:&lt;/span&gt; Kendini müzik enstrümanları, ses ve görüntü teknolojileri dergisi olarak tanıtan Volume, müziğin mutfak kısmında olanlar için birebir. Stüdyo çalışanları, ses mühendisleri ve müzisyenlerin takip ettiği dergide ilk albümünü çıkaran Aydilge Sarp editör koltuğunda. &lt;/p&gt;   &lt;div style="text-align: center;" align="center"&gt;  &lt;hr style="height: 2px;" align="center" size="2" width="100%"&gt;  &lt;/div&gt;   &lt;p&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Yüxexes:&lt;/span&gt; İlk başlarda bir hanzo metal süsü verse de kendine, indie müzik dinleyenleri de kendine çekmiş bulunuyor Yuxexes, tabi orta bölümde bulunan gürültü kısmını atlamak şartıyla. Türkiye' de müzik adına en iyi işlere imza atan Güven Erkin Erkal' ın sahibi olduğu dergi genç yazarların da önünü açmaya çalışıyor. Verdiği posterler de oldukça güzel derginin ve birinci yılını da doldurmuş durumda. Dağıtım ağı geniş olduğu için epey sattığını düşünüyorum derginin zira arkasında Dream tv nin Şafak Onganı da var.&lt;/p&gt;   &lt;div style="text-align: center;" align="center"&gt;  &lt;hr style="height: 2px;" align="center" size="2" width="100%"&gt;  &lt;/div&gt;   &lt;p&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Rec: &lt;/span&gt;Yine Volume benzeri bir dergi de Rec. Üç ayda bir yayınlanan kayıt kültürü dergisi Rec, Volume okuyanlarla aynı kategoride okuyucu buluyor, yani işin mutfağı, sahne arkası, albümün el emeği göz nuru.&lt;/p&gt;   &lt;div style="text-align: center;" align="center"&gt;  &lt;hr style="height: 2px;" align="center" size="2" width="100%"&gt;  &lt;/div&gt;   &lt;p&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Dream:&lt;/span&gt; İki ay önce Dream tv' nin sahibi Şafak Ongan' ın önderliğinde çıkan Dream dergi, Yüxexes' in müziğin sert kısmını almasıyla, kalemlerini az biraz rockla karışık olmak üzere pop müzik ağırlıklı yazılar için oynatıyor. Blue- jean' in şu ana kadarki en büyük rakibi olan dergi, fiyat bazında Blue-jean' in yarısı konumunda. Müge Turan ve ailemizin dj'i Hakan Tamar da yazar kadrosunda.&lt;/p&gt;   &lt;div style="text-align: center;" align="center"&gt;  &lt;hr style="height: 2px;" align="center" size="2" width="100%"&gt;  &lt;/div&gt;   &lt;p&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Blue-Jean&lt;/span&gt;: Teenager kesimin gözde dergisi Blue-jean, yine Dream gibi, az biraz rockla beraber popun nabzını tutuyor. Genelde ortaokullu ve liseli genç kızların rağbet ettiği dergide yazanlar arasında Selin Özavcı gibi isimler mevcut. Eski 'Lanetli' Çağlan Tekil derginin önde gelen isimlerinden.&lt;/p&gt;&lt;hr style="width: 100%; height: 2px;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;"&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);"&gt;Rolling Stone Türkiye:&lt;/span&gt; Ve evet, son zamanların en iyi haberi. Amerika' da varlığını yıllardır sürdüren ve önümüzdeki ay 1000. sayıya ulaşacak olan efsanevi dergi Rolling Stone, artık Türkiye versiyonuyla bizlerle buluşuyor. Sabah gazetesi yazarlarından Mehmet Tez' in yıllardır istediği dergi çıkartma hayali önümüzdeki ay raflarda gerçekleşiyor. İlk transferi de Blue-jean' den Ayhan Abayhan. Derginin ilk sayısı 2ytl olacakmış ve sonraki aylarda 4ytl diye devam edecekmiş. İlk sayıda bir de ek sürprizi var. Kaçırmamanızı öneriyorum. Umarım sonu NME Türkiye gibi olmaz.&lt;/span&gt;&lt;div style="text-align: center;" align="center"&gt;&lt;hr style="height: 2px;" align="center" size="2" width="100%"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: 12pt;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"MÜZİK DERGİLERİ"© 2006 'Alternation'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115226852373302576?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115226852373302576/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115226852373302576&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226852373302576'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226852373302576'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/mzik-dergileri.html' title='MÜZİK DERGİLERİ'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115226838914374284</id><published>2006-07-07T13:30:00.000+03:00</published><updated>2006-07-07T13:33:16.933+03:00</updated><title type='text'>YEAH YEAH YEAHS - SHOW YOUR BONES</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;p&gt;Yeah yeah yeahs’i nasıl bilirsiniz? Cool duruşlu Nick Zinner’ in çaldığı patlak gitarlar, John Lennon gözlükleriyle davulcudan çok işadamına&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/1600/YYY.0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/200/YYY.0.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; benzeyen Brian Chase’in hiç kesilmeden ilerleyen ve ritim olgusundan çok şarkıya melodi veren karmaşık davulları ve tabi ki fileli çoraplarıyla ve enerjik, seksi, çığırtkan vokalleriyle kulaklarımızı rahatsız edercesine nüfuz eden Karen O’ nun sesi. Bilindik gitar-davul-bass üçlüsünden bass’ı çıkararak-bunu eksiklikten ziyade&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;avantaja dönüştürerek- 2003’ te ilk albümleri Fever To Tell ile gönüllerimizi fetheden Yeah yeah yeahs, ikinci albümlerinde de bildiğimiz gibi. Kendileri gibi Newyork’lu, The Strokes ve Interpol gibi onların da ikinci albümlerinin, biraz debutlarının gölgesinde kaldığını söyleyebiliriz. Yoksa olgunlaşıyorlar mı demeliyiz?&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kapağının tasarımını internet sitelerindeki bir yarışma sonucunda belirleyen grup, albümün ismi için ise başlarda  Karen’in kedisi coco’dan hareketle Coco Beware olarak belirlese de sonrasında Show Your Bones’ ta karar kılmış. Karen O’nun albümle ilgili; ‘Show Your Bones, ampul yuvasına parmağınızı soktuğunuzda neler hissetiğinizdir, belki albümümüzde şarkıların içlerinde ilerleyen bir elektrik vardır, bu sayede ağlamak ve gülmek için aydınlanırsınız’ diyor. Albümde Dudley gibi ilk albümdeki Maps benzeri balladların yanı sıra, Phenomena ve Way Out gibi yine cumartesi gecesi dışarı çıkmadan önce dinleyip havaya girebileceğimiz enerjik şarkılar da bulunuyor. Single olarak seçilen Gold Lion da girişindeki akustik gitarıyla isabetli bir seçim olmuş. Cheated Hearts ise özellikle dinlenilmesi gerekenlerden. Hoş gürültülü, eğlenceli ve enerjik müzik dinlemek isteyenler için Yeah yeah yeahs yine huzurlarımızda.&lt;/p&gt; &lt;hr style="width: 100%; height: 2px;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-family:Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro.&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"YEAH YEAH YEAHS - SHOW YOUR BONES"© 2006 'Alternation By Pedro'  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115226838914374284?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115226838914374284/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115226838914374284&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226838914374284'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226838914374284'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/yeah-yeah-yeahs-show-your-bones.html' title='YEAH YEAH YEAHS - SHOW YOUR BONES'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115226822707896958</id><published>2006-07-07T13:28:00.000+03:00</published><updated>2006-07-07T13:30:27.086+03:00</updated><title type='text'>KARIŞIK KASET</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;p&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Geceler uzun uykuyla kısatmamalı, gündüzler aydınlık günahla karartmamalı&lt;/span&gt;”CDsi&lt;/p&gt;    &lt;p&gt;Toplam süre: 81:55(Overburn’e ihtiyacımız olacak)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;1. Consequence/ Neon Golden / The Notwist / Domino / 2003 / 5:13&lt;/strong&gt; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;Bu şarkıyı ilk kez The Notwist’in geçen sene Phonem Elektronik Müzik Platosu kapsamında verdikleri konserde dinlemiştim. Konserin sonlarına yaklaşılıyordu ve yorgunluktan oturmaya karar verdiğimiz an büyüleyici synth’ıyla beni ilk dinleyişte içine çekmişti. Bir film müziği olduğunu düşünmüştüm ama öyle olmadığını uzun araştırmalar sonucunda anladım. İleride bir film çekersem(!) bu şarkıyı filmin en vurucu sahnesinde fonda dinlettireceğim.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;2. God's Cop / Pills 'n' Thrills And Bellyaches / Happy Mondays / Elektra / 1990 / 4:58&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;’&lt;/b&gt;24 saat parti insanı’ olmaya karar verdiğimden beri taptığım Happy Mondays’ ın en süper albümü &lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Pills 'n' Thrills And Bellyaches’ in güzel şarkılarından bu. Bir çok insan Kinky Afro, Loose Fit ve Step On sever ama God’s Cop’ ın ayrı bir yeri var. Konu Manchester olunca da dans etmeden olmaz. En azından Shaun Ryder böyle der.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;3. Stripper Vicar / Attack Of The Grey Lantern / Mansun / Epic / 1996 / 4:04&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;Manchester demişken yaptıkları müzik Manchester’ dan çıkma gibi görünen ama Liverpool’ lu olan, ismi haliyle ülkemizde çeşitli esprilere malzeme olan Mansun’ dan da bir şarkı koymadan olmaz. Grubun geçtiğimiz aylarda parasızlıktan dağıldığını da ekleyelim ve iyi müziğin karın doyurmadığı gerçeğiyle yüzleşelim. Bünyesinde yer yer sert gitarlar ve geri vokaller bulunduran Stripper Vicar albümün en güzel şarkısı.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;4. Autoharp / The Magnificent Tree / Hooverphonic / Epic / 2000 / 4:24&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;H&lt;/b&gt;ooverphonic yaklaşık 3 sene önce ülkemiz topraklarında yapılan, program açısından en iyi festivale konuk olmuşlardı ama ben onları maalesef canlı dinleyememiştim. Bir zamanlar Portishead’ in trip hop’ taki varisi olarak gösterilen Hooverphonic Belçika’ dan çıkmış en iyi şeylerden. Autoharp insanı hipnotize ediyor ve başka dünyalara götürüyor. Yukarıda bahsettiğim gibi film çekersem filmin trip sahnesinde arkada Autoharp çalacak. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;5. Lollobrigida / Disco Volante / Cinerama / Manifesto / 2000 / 3:35&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;Bu şarkı kadar kırılgan ve yumuşak şarkı yapılmış mıdır acaba? Ufak dokunuşlar, hüzünlü bir hava katan keman, David Gedge’ nin harikulade vokali ve sonlara doğru şarkıyı başka bir boyuta geçiren gitar. Tam bir aşk şarkısı, erotik sözlerle bezenmiş. Bir sevgiliden hediye edilebilecek en iyi şarkı.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;6. Safe European Home / &lt;/strong&gt;&lt;span&gt;&lt;b&gt;Give 'em Enough Rope&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;strong&gt;/ The Clash / Epic / 1978 / 3:49&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;Sadece karışık kasette değil, tüm listelerde olması gereken The Clash’ in bu şarkısı inanılmaz eğlenceli. Gerek şarkının sözleri gerekse geri vokallerin şarkıya kattığı hava bakımından kanımca en iyi The Clash şarkısı.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;7. &lt;/strong&gt;&lt;b&gt;Ladies And Gentlemen We Are Floating In Space&lt;strong&gt; / &lt;/strong&gt;Ladies And Gentlemen We Are Floating In Space&lt;strong&gt;/ Spiritualized/ 1997 / Arista / 3:40&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;En son ne zaman ağladınız? Uzun zaman mı oldu? Cd çalarlarınıza Spiritualized’ ın bu şarkısını koyup dinledikten sonra inanın epey dolacak gözleriniz. Adıyla paralel ‘ruhsallaştırılmış’ müzik yapan Jason Pierce ve tayfası&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;size uzun süredir hissetmediğiniz duyguları hissettirecek. 2 sene önce geldiklerinde bu şarkıyı çalmadan gidip ve beni hayal kırıklığına uğratmışlardı. Üst üste binmiş, kimi yerde 4 vokal, zamansal düzlemde kaymış sözler. ‘All i want in life's a little bit of love to take the pain away/ Getting strong today, a giant step each day’ dizeleriyle başlayan ve daha da güzelleşerek giden, tam bir aşk şarkısı.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;8. Last Day Of Summer/ On Your Side / Magnet / Import&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;/ 2004 / 4:40&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;İ&lt;/b&gt;şte size bir vurucu şarkı daha. Az önceki şarkıda ağlayamadıysanız diye onun ardından bunu koyuyorum ki yalnızlığınıza çare olsun. Even Johansen’ın grubu Magnet Norveç’ li ve çok hoş bir vokali var. Bob Dylan’ ın Lay Lady Lay’ ini de coverladığı albümü On Your Side’ ın en güzel anlarını oluşturan The Last Day Of Summer, yazın son gününün neden bu kadar melankolik olduğunu anlamak istiyorsanız bire bir.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;9. I Believe/ Booth &amp; the Bad Angel /Tim Booth &amp;amp; Angelo Badalamenti / Polygram/ 1996 / 2:56&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;James’ in vokalisti Tim Booth’ un, tüm James şarkılarını da dahil edersek en çok dinlediğim şarkısı. Hem gitarlar hem de Tim Booth’ un güzel sesiyle oldukça güzel bir girişe sahip parça.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;10. Red / Asleep In The Back/ Elbow / V2 / 2001 / 3:44&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;Manchestar’ dan çıkmış ve hemşehrilerinden zıt tarzda bir müzik yapan Elbow sizi dans ettirmiyor. Karışık kasede hakim olan melankoli burada da su yüzüne çıkıyor. Davulların etkileyiciliğine Guy Garvey’ in sesi ve kemanın hüznü eşlik ediyor.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;11. Stop Crying Your Heart Out/ Heathen Chemistry/ Oasis / Epic / 2002 / 5:04&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;Oasis’ in genel olarak en sönük albümü olarak nitelendirilen Heathen Chemistry’ yi dinlediğimde Little By Little kadar zevk vermeyen bu şarkı beni; The Butterfly Effect’ in sonunda çalınmaya başladığında; ekranda beliren Manhattan(benim için çok şey ifade eder) ve ardından filmin en süper anında giren gitarıyla, kalbime oturmuştu. O gün bugündür en favori Oasis parçam. Film için özel olarak yapıldığını sanalar yanılıyor, Oasis o filmi 2 yıl önce çekmişti bile. ‘Dur, bekle, korkma, olan biteni asla değiştirmezsin, gülüşünün parlamasına izin ver, korkma, kaderin seni sıcak tutacak/ Çünkü bütün yıldızlar yavaşça sönecek, sadece endişelenmemeye çalış, elbet bir gün göreceksin, ihtiyacın olanı al, yoluna devam et, hüzünlenmeyi bırak’&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;12. I.D. / Kasabian/ Kasabian/ &lt;/strong&gt;&lt;b&gt;BMG-RCA&lt;strong&gt; / 2004 / 4:53&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;Kanımca 2004’ ün en iyi çıkışını yapan Kasabian, bu debut albümüyle, barındırdığı tüm şarkıların güzel olduğu bir albüm çıkarma becerisine sahip olmuştu. 80’ lerin rave’ini 90’ ların brit pop’ uyla harmanlayan ve Primal Scream benzetmelerini pek doğru bulmadığım Kasabian kasedimi biraz olsun eğlendiriyor.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;13. Star- Crossed / Meltdown / Ash / &lt;/strong&gt;&lt;b&gt;Infectious&lt;strong&gt; / 2004 / 4:50&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;Ash’ in sadece İrlanda’ dan çıkma bir grup olduğu azami bilgisiyle izlediğim Rock ‘n Coke sahnelerinde bu şarkıyı hiçbir zaman unutamayacağım galiba. ‘This one is called star crossed’ repliği ve ardından çalan gitarlar beni direk sahneye odaklandırmıştı. Eve gelir gelmez izlediğim videosu da olaya tuz biber ekmişti.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;14. Sweet Thing / Astral weeks / Van Morrison /&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;Warner Bros&lt;/b&gt;.&lt;strong&gt; / 1968 / 4:23&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;İrlanda demişken güneyinden kuzeyine uğramakta fayda var. Yıllardan da 1968. Uzunca bir zaman benim için pek bir şey ifade etmeyen Van Morrison isminin epey yüksek bir mertebede anlam bulduğu albüm; Astral Weeks. Yapılması gereken her şey zaten yapılmış tezini destekleyen duygusal albümün çok sesli doruk noktası; Sweet Thing.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;15. The Last Day Of Summer / Bloodflowers / The Cure &lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;/ &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;b&gt;Fiction-EastWest&lt;strong&gt; / 2000 / 4:55&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/b&gt;Bir kasette iki tane The Last Day Of Summer olur mu, evet olur. Alın size The Cure’ un en depresif albümü Bloodflowers’ ın, daha da depresif şarkısı The Last Day Of Summer. Başladıktan iki dakika sonra anca giren Robert Smith’ in vokali, yazın son gününün hiçbir zaman bu kadar soğuk olmadığından bahsediyor.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;16. Snowfall Soon/ Low Birth Weight/ Piano Magic/ Rocket Girl / 1999 / 5:01&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;Shoegaze, post-rock ve deneysel müziğin kesişim noktası, No Closure parçasıyla tanınan Piano Magic, albümün açılışını yaptığı Snowfall Soon ile kasedime ayrı bir hava katıyor. İlk kez belediye otobüsünde dinlediğim şarkı gayet yavaş başlıyor ama sonlara doğru gelen bir çığlıkla beni otobüste korkutmayı başarmıştı.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;17. The Blind Stagger /Us And Us Only / The Charlatans UK / MCA / 1999 / 4:58&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;Bir dönem, İstanbul’ dan aile yanına dönüş yolculuğumun soundtracki olan Us And Us Only kasedini, yeni aldığım walkmenimde bol bol dinlerdim. Country etkilerinin hissedildiği ve harmonikanın bol bol çalındığı albümün sürükleyici şarkısı The Blind Stagger.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;strong&gt;18. Tears/ Second Coming/ The Stone Roses/ Geffen / 1994 / 6:50&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;  &lt;strong&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;Ben de kasedimi en sevdiğim şarkıyla bitireyim diyorum ve çok az kişinin farkında olduğu bir şarkı koyuyorum; Tears. Kasedime hakim olan duyusal havayı da; gerek müziğiyle, gerek sözleriyle, gerekse ismiyle tam olarak tamamlayan Tears; Stone Roses’ ın brit pop’un patlamasıyla piyasadan uçup gittiği 94 yılında çıkan Second Coming albümünün, ve bence debutlarını da sayarsak tüm şarkılarının arasına sıkışıp kalmış bir şarkı. Ian Brown’ ın sesiyle ve akustik gitarla başlayan şarkının boyut değiştirmesi için iki dakikadan fazla beklememiz gerekiyor, sonrasında gelen tüm zamanların en iyi iki gitar solosu (ki soloları önemsiz bulan biri olarak, ben söylüyorum bunu) ve tabiki Ian Brown’ ın söz yazma becerisi, bu şarkıyı unutulmazlar arasına yerleştiriyor bünyede.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;hr style="width: 100%; height: 2px;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: tahoma,helvetica,sans-serif; color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"KARIŞIK KASET"© 2006 Alternation By Pedro" All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115226822707896958?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115226822707896958/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115226822707896958&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226822707896958'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226822707896958'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/kariik-kaset.html' title='KARIŞIK KASET'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115226810212123164</id><published>2006-07-07T13:26:00.000+03:00</published><updated>2006-07-07T13:28:22.126+03:00</updated><title type='text'>THE STROKES - FIRST IMPRESSIONS OF EARTH</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: verdana;font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;Gerçekten 5 yıl oldu mu? Daha dün 'Bu mudur?' diyerek karşımıza çıkmamış mıydı bu zengin veletleri karşımıza? Hani akabinde tüm müzik camiası; 'Evet budur, Rock 'n Roll kurtuldu' diye ortalığı velveleye vermişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman oldukça hızlı geçiyor. Yukarıdaki sorunun cevabı ise koca bir 'EVET'. New York'u tekrar rock müzik gündemine taşıyan, haliyle de ada'ya nazaran,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/1600/F%3F%3FRST.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/200/F%3F%3FRST.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt; Amerika'da da -uzun yıllar sonra- iyi müziklerin yapıldığını gösteren bir furyanın ilk temsilcileri olarak sahnadeki yerlerini almıştı The Strokes. Gerçi kendileri İngiltere'de keşfedilip, sektöre kazandırılmışlardı ama sözüne ettiğim furyanın yolunu açmaları bakımından New York şehrinin önemini beli&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;rtmek lazım elbet. Sonrasını hepimiz çok iyi biliyoruz Interpol'ler, Yeah Yeah Yeahs'ler, The Rapture'lar vs. Gerisi halen gelmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedik ya aradan koca bir 5 sene geçti, peki neler değişti bu zaman sürecinde? İlk olarak müzikal açıdan yukarıda da saydığım gibi; 'the' ile başlayıp 's' ile biten, yeni yetme diye tabir edilen grupların sayısı ekponansiyel olarak arttı, artıyor. Çoğunun post-punk, disco-punk janrlarına dahil edildiği bu gruplar bir çeşit deneme tahtası gibi sürekli olarak önümüze konuldu. Alışık olduğumuz şekilde yurtdışı kökenli dergiler tarafından pohpohlanarak tuttu, tutmadı, tutuyor denilirken bir de baktık vitrin sürekli değişiyor, takip edemez olduk. Peki bu giysilerden üzerimize uyanı, hoşumuza gideni nasıl bulup da giyeceğiz derken, fark ettik ki mağazadan çıkamaz olduk, her gün yeni kıyafetler aldık, giydik ve bir daha kullanılmamak üzere odamızın bir köşesine attık. İşte son Strokes albümü de bu karmaşanın ortasında vuku buldu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;Peki geçen zaman sürecinde Strokes'ta neler değişmişti. Tamamının özünde Amerikalı olmadığı bu beşli bilindiği üzere zengin çocuklarıydı ve rock müziğin kurtarıcıları görevi verilmişti kendilerine. Rock müziğin genel hatlarını oluşturan 'duruş-muhalif olma-müzikal ' üçlüsü ekseninden bakarsak, duruş konusunda oldukça tatmin ediciydiler. O kadar cool duruyorlardı ki özellikle baygın bakışlı, 'göz altı morluğu' adamımız Julian Casablancas'ın tipinden iyiden iyiye gıcık kaptığımız oluyordu ama Courtney Love onun için şarkı bile yapıyordu. İşte elinden sigarası düşmeyen, dünya pek de umrunda olmayan, kızların etrafında dört döndüğü bu yakışıklı adam geçtiğimiz sene bu zamanlar evlendi. Davullardan sorumlu Fabrizio Moretti, Drew Barrymore'la ilişkisine emin adımlarla devam ediyor. Grubun geri kalanını da dahil edersek; kılık kıyafet bakımından hala yırtık jeanlerle, eskimiş pabuçlarla, takım elbiseleriyle ve haliyle yine kendilerine dönen gözlerin önüne 'şık' bir biçimde çıkıyorlar. Hatta bazen grubun yaptığı müzikten bile daha çok konuşulur olmuştu bu duruş olayı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müzikal açıdan ise grup; bir çoklarına göre 60'ları ve özellikle 70'leri 'kopyala-yapıştır' şeklinde müziklerinde kullanıp 2000'lere bunu The Strokes paketiyle sunuluşu şeklinde geliyordu. Kendileri gibi New York&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;'lu olan The Velvet Underground, Ramones ve Television gibi isimlere sık sık benzetiliyorlardı. Diyecek bir şeyimiz yok zira alışık olduğumuz bir yorumdu bu. Ne zaman yeni bir grup çıksa, bu benzetmelerden payına düşeni alıyor. Bir noktaya kadar da gerekli olduğunu düşünüyorum zira müziğin biz müzik severlere daha kolay ulaşması bakımından oldukça yararlı bir durum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beş yıl öncesine dönüp baktığımıza; "Is This It" ile bir dönemin başlangıcını yapan grup, özellikle "New York City Cops" ve "Last Night" gibi eğlenceli şarkılaıyla albümü dinleyen insanları dans etmeye teşvik ediyordu. İçerdiği 11 şarkının neredeyse tamamının birden öne çıktığı albümde, gözlemlediğim kadarıyla herkesin farklı farklı şarkılardan daha fazla haz etmesi bunun kanıtıydı. Şarkı sözlerine baktığımızda ise sıradan günlük hayat hikayelerinin ağırlıklı olduklarını görmekteydik. İsimlerinden hareketle müzik sektörünü ve biz müizk seveleri kalbimizden vuran grup, turneden turneye koşmaktaydı. Ardından klasik 'ikinci albüm sendromu'nu 2003'te çıkarttıkları "Room On Fire" albümüyle az kayıpla atlatmışlardı. İlk albümün iyi yorumlar almasından ve akabinde kendilerine yüklenen ağır misyonun etkisinde çıkarttıkları bu albümün böyle olmaması da sürpriz olurdu zaten. Genel olarak, müzikal açıdan "Is This It" ekseninde ilerleme&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;kle birlikte, ilk albüm için sözünü ettiğim her şarkının hit olma konusu bu albüm için geçerli değil diye düşünmekteyim. Single olarak çıkarttıkları "Reptilia" öncelikli olmak üzere "12:51" ve "What Ever Happened" gibi gayet güzel şarkılar içermekteydi. Julian'ın sesi kalınlaşmış gitarlar da fena çalınmamıştı albümde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Muahlif olma tavrı konusuna gelirsek eğer iki albümde de bu durumla pek de ilgili değillerdi. Ki zaten bu burnu havada çocuklardan bu tip şeyler beklemek de saçma olurdu. Bahsettikleri konular, kendi hayatlarından hareketle 'boşver, hadi dışarı çıkıp takılalım' teması üzerine kuruluydu. Zira Julian "Under Control"de bunu açıkça dile getiriyordu; 'I dont want to change the world'-dünyayı değiştirmek istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte geçen senelerin kısa bir özetini bu şekilde yaptıktan sonra, yeni yılla birlikte, ocak ayının ilk haftasında(bizde biraz geç) piayasaya çıkan "First Impressions Of Earth" raflardaki yerini almış bulunuyor. İlk dinleyişimizle birlikte kesinlikle farklı bir albümle karşılaştığımız anlıyoruz. "Room On Fire"ın stresini üzerlerinden atıp, kaygısız b&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;ir ruh halinde çaldıklarını düşünürsek bu durumun nedenini açıkça görebiliyoruz. David Kahne'yi ve daha önce de birlikte çalıştıkları Gordon Raphael'i prodüktör olarak yanlarına alan grup, yine benzerlerinden sıyrılmayı başarmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümü dinlemeye başladığmızda dikkatimizi çeken ilk şey 35 dakikanın sonunda, tekrar ilk şarkıyı beklerken olayın böyle vuku bulmaması. Zira önceki iki albümde alışık olduğumuz yarım saatlik Strokes kayıtlarına nazaran bu albüm tamı tamına 52 dakika sürmekte. Az daha çalsalar kendilerini ikiye katlayacaklarmış diye düşünüyor insan. İkinci olarak ise bir zamanlar davul çalmaya yeltenmiş biri olarak dikkatimi çeken durum ise davullar. Yine önceki iki albümde alışık olduğumuz; tekdüze ilerleyen davul ritimleri bu albümde bizi oldukça şaşırtıyor. Fabrizio Moretti; eline bagetlerini alan herkesin aslında Strokes davulcusu olabileceği gerçeğini ters düz edip kendini aşmış bir şekilde karşımıza çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son derece eğlenceli gitarlarla başlayan "You Only Live Once" kanımca albümün en hoş şarkısı. Vokalde Julian'ı oldukça sinirlenmiş bir şekilde buluyoruz ve sakinleşmesi gerektiğini o da biliyor. Ardından single olarak çıkarttıları ve değişim konusunda neyden bahsettiğimi anlamamıza yardımcı olacak "Juicebox" başlıyor. Grubun en geride duran sakin elemanı Nikolai Fraiture'nin yoğun basslarıyla oldukça sert bir şarkıyla karşı karşıya kaldığmızı görüyoruz. Fakat Julian hala kızgın; baygın vokaline alıştığımız Julian sesini yüksek tutmakta ısrarlı. "On The &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-size:85%;" &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/1600/STROKES.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/200/STROKES.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);" id="ctl03_lblPermalink"&gt;Other Side"da ise bakın neler diyor; 'tanıdığım herkesten sıkıldım, tv'de ve sokata gördüğüm herkesten de/ hepsinden nefret ediyorum, onlardan nefret ettiğim için kendimden de nefret ediyorum'; dememiş miydim çok kızgın diye. "Vision Of Division" etkileyici gitarıyla bizi kendisine yaklaştırıyor. Şarkının  ortalarında atılan solo bir yerden tanıdık geliyor diyorsanız, Pulp Fiction'ın soundtrackınden de hatırlayacağınız Misirlou şarkısına oldukça benzemektedir. Gayet ağır ilerleyen "Ask Me Anything"de utangaç olduğunu belirterek bizi şaşkına çeviren Julian, şarkıda sıkça 'söyleyecek hiç bir şeyim yok' diyor. Müzikal olarak tüm diğer Strokes şarkılarından hayli farklı bir yerde durduğunu da gayet net bir şekilde söylemeliyiz. Davulsuz, gitarsız; sadece yaylıların ve synth'ın vokale eşlik ettiği bir şarkı bu. "Fear Of Sleep"te ise Casablancas; 'eğlenceli değilsin' diye defalarca bağırmakla meşgul. Sakin başlayıp hızlanan "15 Minutes"in ardından gelen "Ize Of The World" bize Julian'ın şarkı yazma konusunda kendisini epey geliştirdiğini gösteriyor. Bahsettiği konular 'sıradan şeyler' kategorisinden çıkıp, 'hayatın anlamı' kategorisine sokulacak cinsten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tamam, bu albüm bize "Is This It" mükemmelliği sunmuyor. Ama kesinlikle "Room On Fire"dan da bir kaç gömlek üstün. Kendilerini yenileyip, kısmen farklı bir yöne doğru giderek çıkarttıkları bir albüm bu. Rock müzikteki yerlerini iyice sağlamlaştırdıklarını söylemek mümkün. Bence dinlenmeyi fazlasıyla hak ediyorlar.&lt;br /&gt;   &lt;p&gt; &lt;/p&gt;  &lt;span style="font-family: Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;"&gt;  &lt;span style=""&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;  &lt;hr style="width: 100%; height: 2px;"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma,Helvetica,Sans-Serif; color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;"THE STROKES - FIRST IMPRESSIONS OF EARTH"&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma,Helvetica,Sans-Serif; color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt;© 2006 "Alternation By Pedro" All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);"&gt; &lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115226810212123164?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115226810212123164/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115226810212123164&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226810212123164'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226810212123164'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/strokes-first-impressions-of-earth.html' title='THE STROKES - FIRST IMPRESSIONS OF EARTH'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115226792147916386</id><published>2006-07-07T13:22:00.000+03:00</published><updated>2006-07-07T13:25:30.136+03:00</updated><title type='text'>BELLE &amp; SEBASTIAN - THE LIFE PURSUIT</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;p&gt;Biri bana gelip Belle &amp; Sebastian’ı tek cümleyle tarif etmemi isterse eğer şu uzun cümleyi kurardım; 'bütün kötülüklerle ve zalimliklerle bezenmiş bu sorunlu dünyada,daha ruhunda ve bedeninde kötülüğün izi bulunmayan,saf ve naif olan ve böyle kalmak isteyen;içinde mutlu bir hüzün barındıran küçük bir çocuğun hissettikleri' derdim.&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/1600/PURS.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/200/PURS.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, Belle &amp; Sebasitan bende sürekli şu sorunun cevabını aramaya iten bir ruh hali oluşturmuştur; 'bu müzikte mutlu bir hüzün mü var, yoksa hüzünlü bir mutluluk mu?'.-bir nevi mona lisa tablosunun müzik hali-. Sanırım bunun cevabını bulunca ben de Belle &amp; Sebastian dinlemeyi bırakacağım.Şu an eğer onları hala dinlemeye devam ediyorsam, tahmin edeceğiniz üzere; grubun son albümünde de bu sorunun cevabını bulamadım demektir. Ve evet; "The Life Pursuit" karşımızda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsmini Fransa'da gösterilen bir çocuk dizisindeki; çocuk ve köpeğinden alan Belle &amp; Sebastian tam bir müzik ordusu. Solist ve aynı zamanda o güzel şarkı sözlerinin sahibi Stuart Murdoch’ın lideliğinde ilerleyen bu yedi kişilik grubun müziğinde popun yanı sıra, yer yer folk rock ve soul etkisi de hissedilmekte. Belle &amp;amp; Sebastian’in dikkat çeken yönlerinden biri de şarkı sözlerindeki ayrıntılı anlatım. Bir söyleşide; inancım ve şarkı yazmak benim hayattaki en büyük desteğim diyen Stuart Murdoch, aynı anda hem duygusal, hem de komik şarkı sözleri yazabilme yeteneğine sahip. Her şarkıda bizlere başka başka karakterlerin kısa hayat hikayelerini, bol tasvirli bir şekilde anlatıyor. Geçtiğimiz sene bir müzik dergisi tarafından düzenlenen ve müzikseverlerin oylarıyla belirlenen İskoçya’nın en iyi grubu anketinde&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;birinci olan Belle &amp; Sebastian son 10 yılın en iyi pop-chamber pop,alternatif pop- gruplarından biri. Daha sonra çıkacak benzer pop gruplarına da ilham kaynağı olmuş ve olmaya devam ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grubun hikayesi solist Stuart Murdoch’ın 90 ların başında Glasgow'dan Londra'ya gittikten sonra umduğunu bulamayıp,tekrar Glasgow’a döndükten sonra kendini bulmasıyla başlıyor.Üniversiteye başladıktan sonra şarkı sözleri yazmaya başlayan Stuart’ı ve grubun diğer altı üyesini biraraya getiren yer ve tarih ise; 1995,Glasgow’daki bir cafe. Grubun kurulumasıyla başlayan bu süreçte grup elemanlarının düşüncesi fazla popüler olmadan ufak bir proje olarak ilerlemek ve grubun kendi hayatlarını engellemesine izin vermemekti. Zaten içten içe hepsi bir iki albüm yapıp dağılacaklarını düşünmektelerdi. Fakat debutları "Tigermilk" in çıktığı 1996 da, İngiltere’de bir anda patlaması; bunun basit bir okul projesi olarak kalmasını engelledi. Öncelikli olarak ”The State&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;I Am In” ve “She’s Losing It” gibi harikulade iki şarkıyı barındıran albümün tüm kopyaları tükendiği için 3 sene sonra tekrar basılacaktı. Ardından aynı yıl çıkarttıkları "If You're Feeling Sinister" in atlantiğin öteki yakası Birleşik Devletler tarafından da iyi tepkiler alması onlara Amerika turnesi bile yaptırtmıştı.Bu ilgiyi de fazlasıyla haketmekteydi, Zira ben dahil bir çok insana göre bu, grubun en iyi albümü olarak nitelendiriliyor.10 şarkıdan oluşan ve hepsi de birer hit olma potansiyeli taşıyan albüm,biz müzikseverleri “Get Me Away From Here I’m Dying” dinleyerek&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;bulutuların üzerine çıkarttıktan sonra ağlatıp, gözyaşlarımızın yağmurla birlikte yeryüzüne inme şansını vermiştir. Bir yıl sonra; çıkartıkları "Dog On Wheels","Lazy Line Painter Jane" ve "3.. 6.. 9 Seconds Of Light" ep'leri grubun eski kayıtlarından oluşmaktaydı ve müzik otoriteleri tarafından oldukça iyi yorumlar almışlardı. Belle &amp; Sebastian hızını kesmiyordu ve 98'de grubun en iyi albümlerinden "The Boy With the Arab Strap" i müzik piyasasına kazandırdılar. Oldukça elektronik etkileşimli olan ”A Space Boy Dream”, ilk albümdeki “Electronic Renaissance” ile birlikte, şu ana kadar Belle &amp;amp; Sebastian’ın yaptığı en farklı şarkılardan biri olarak dikkati çeker. Bir diğer öne çıkan şarkı ise “Sleep The Clock Around” dur. 2000 de grubun kısmen vasat kayıtlarından "Fold Your Hands Child, You Walk Like A Peasant" ın yayınlanmasıyla ufak da olsa bir hayal kırıklıgı yaşanmıştır, zira “I Fought In A War” dışında pek de dikkat çeken şarkı yoktur albümde. Tüm bunların ardından grubun bassisti Stuart David’in solo projesi Looper’la ilgilenmek için grubtan ayrılmasından sonra kan kaybına uğrayan Belle &amp; Sebastian, 2001 de;"Jonathan David" ve "I'm Waking Up To Us" adlı iki ep ve 2002 de Todd Solondz filmi olan "Storytelling"&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;için yaptıkları soundtrack albümünü yayınladılar. Bu albüm için çıktıkları kuzey amerika turnesinde gruptan ayrılan biri daha vardı; viyolonsel çalan Isobel Campbell. Grubun kurucularından Stuart David’in vedasından sonra gelen bu ayrılık da grubun sonraki albümlerinde fark edilir derecede hissettirir kendini. 2003 e gelindiğinde ise grubun ‘orta ayar’ olarak nitelendirebileceğim&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;kayıtlarından, 6. stüdyo albümleri "Dear Catastrophe Waitress" piyasadaydı. O dönemde popüler olan Tatu’nun prodüktörü Trevor Horn ile çalışan grup, aynı yıl dünya turnesine çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıktıkları günden itibaren fazla göz önünde bulunmayı sevmeyen ve sadık bir fan kitlesine sahip olduklarını sık sık dile getiren grup, bünyesinde röportajlar ve konser görüntüleri de içeren dvdleri “Fans Only”yi de işte bu müptelalıları için hazırladılar. Müzik piyasasına adım attıklarından itibaren bizi kendine mahkum eden Belle &amp; Sebastian, stüdyo albümü çıkartmak için ilk kez bu kadar uzun süre beklediler. Geçen seneyi de,yine gözlerden uzak bir şekilde, 25 şarkılık derlemelerini yayınlayarak geçiren Belle &amp;amp; Sebastian yaklaşık 3 sene sonra yedinci albümleri "The Life Pursuit" le bizi selamlıyor. Aynı zamanda Beck’in de prodüktörü olan Tony Hoffer’le birlikte Los Angeles’ta kaydedilen albüm, ”Dear Catasrophe Waitress” albümünün Rough Trade’den çıkmasından sonra, diğer albümleri gibi tekrar Matador Records etike&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;span id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/1600/BELLE.0.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/200/BELLE.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;tiyle piyasaya sürüldü. Albümde yine aynı alışık olduğumuz Belle &amp; Sebastian sound uyla karşılaşıyoruz,fakat bu sefer sanki duyduklarımız biraz daha neşeli ve net geliyor kulaklarımıza. Yani en azından şunu söyleyebilirim; ”High Fidelity” de agresif ve komik adamımız Jack Black’in, Belle &amp; Sebastian şarkısı “Seymour Stein” için yaptığı ‘iç karartıcı’ yorumu ,bu albümde fazla hissedilmemekte. Kimileri grubun çıktığı günden beri sürekli benzer albümler yapmasından pek hoşnut olmasalar da yukarıda sorduğum sorunun cevabını bulana kadar bu müziği dinlemeye devam edeceğim. Tamam, başlarda&lt;span style=""&gt;  &lt;/span&gt;"Tigermilk" veya "If You're Feeling Sinister" tadı vermiyor ama dinledikçe bizi de içine alarak ilerleyen ve bahar havası yaşatan bir albüm.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;Albüm kısmen sakin "Act Of The Apostle" ile açılışını yapıyor. Stuart Murdoch’ın sakin ve huzurlu vokalini duyduğumuzda yine anlamsız bir gülümseme buluyoruz yüz ifademizde. Ardından gelen ve hafiften country havası hissettiren "Another Sunny Day" de grubun bayan üyesi Sarah Martin’in yaptığı geri vokallerin katılmasıyla bu huzur katlanarak devam ediyor ve iki sevgilinin hikayesini dinliyoruz. Albümün dikkat çeken şarkılarından olan "White Collar Boy" ve "Blues Are Still Blue" geliyor ardından."The Blues Are Still Blue" nın komik sözleriyle karşılaşıyoruz bakın neler diyor;&lt;br /&gt;Well look at the kid from school/ He's teaching mamas and papas how to be a little cool/&lt;br /&gt;He's changing fashion, the way he dress/ The tracksuits are old, and the hoody's way too moody/&lt;br /&gt;For the kid with the will to funk/ He dances in secret; he's a part-time punk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümün melankolik şarkılarından "Dress Up In You" da Stuart ın ve Sarah’ın vokaline trompet ve klavye uyumlu bir şekilde eşlik etmekte. "The Blues Are Still Blue" tadında "Sukie In The Graveyard" da da komik satırlar dikkatimizi çekiyor. Şarkı,mezarlıkta takılan küçük bir özgür kız çocuğunun evden kaçmasından bahsediyor ve oldukça melodik bir yapısı mevcut. ”Song For Shine” da ise funky klavsen karşılıyor bizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Albümün kanımca en iyi şarkısı-ki single olarak da bunu seçmişler-"Funny Litlle Frog". Albümde Stuart ın vokalinin en net geldiği şarkı olmasının ve gitar riff inin payı büyük bunda. Tutkulu bir aşkı anlatan şarkıda, aklımızın ucuna gelmeyecek övgüler sıralanmış sevgiliye.&lt;br /&gt;"To Be Myself Completely" de ise bu kez Stuart Murdoch geri vokallerde eşlik ediyor gitarist Stevie Jackson'a. Kemanlardaki hüzün de ayrı bir güzellik katıyor şarkının gidişatına. Gayet güzel bir bass line üzerinde ilerleyen ve flütle ayrı bir hava alan "For The Price Of A Cup Of Tea", bir fincan çay fiyatına neler alabileceğimize değiniyor. Bizi yine günlük sıradan sorunlarımızdan koparıp, ayrı bir boyuta sokan albümün kapanışı, Stuart Murdoch in ekolu vokalleriyle süslenen ve adını Londra’daki bir istasyondan alan "Mornington Crescent" ile oluyor. Belle &amp; Sebastian yine aşırı hassas ve kırılgan, lütfen onları incitmeyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11 seneye 7 albüm ve birçok ep sığdıran ve yoluna emin adımlarla devam eden Belle &amp;amp; Sebastian, durum onu gösteriyor ki bu albümüyle de uzun süre kulaklarımıza ve ruhlarımıza iyi gelecek. Türkiye'ye gelmek istediklerini söyleyen fakat bu güne kadar teklif eden olmadığı için gelemeyen Belle &amp; Sebastian’ı en yakın zamanda ülkemiz topraklarında görmek istiyoruz,yüzümüzde ağlamaklı bir tebessüm bırakmaları için.  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;hr style="width: 100%; height: 2px;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;span style="font-family:Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-family:Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;" &gt;"BELLE &amp; SEBASTIAN - THE LIFE PURSUIT"&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;font-family:Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;" &gt;© 2006 "Alternation By Pedro" All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153); font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115226792147916386?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115226792147916386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115226792147916386&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226792147916386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226792147916386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/belle-sebastian-life-pursuit.html' title='BELLE &amp; SEBASTIAN - THE LIFE PURSUIT'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115226768219177280</id><published>2006-07-07T13:13:00.000+03:00</published><updated>2006-07-07T13:21:33.750+03:00</updated><title type='text'>SUFJAN STEVENS - ILLINOIS</title><content type='html'>&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;Yeni bir yıla girdiğimiz günlerde çeşitli dergi ve internet sitelerinin en iyi bilmem kaç albüm sıralamalarını merak edip bir göz atma isteği oluşur içimizde. Sonrasında ise müziği yakından takip eden bünyeler olarak; ‘bu albümü nasıl oldu da duymadım’ gibi yorumlar yapıp, içten içe kızarız kendimize. İşte benim de Sufjan Stevens’la tanışmam bu şekilde gelişti. Sözkonusu albüm ‘Illinois’ ya da tam adıyla ‘Come On! Feel The Illinoise’; 2005'i 2006'ya bağlayan&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt; haftalarda bilimum müzik dergilerinde yayınlanan 2005’in en iyi&lt;/span&gt;&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt; albümleri yazılarında en tepede bulunuyordu.The Arceda Fire’ın ‘Funeral’ı nın İngiltere’de bir ay gecikerek 2005’te çıkmış olmasından dolayı bazı listelerde lidelik koltuğunu bu albüme kaptırmıştı.&lt;/span&gt;  &lt;p  style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Peki kimdi bu Sufjan Stevens? İsmini birçoklarımız gibi benim de ilk kez duydugum Sufjan Stevens, son zamanların popüler oluşumu singer-songwriter kategorisinden. Müzik kariyerine başladığı 2000 yılından beri, çok üretken olan Sufjan, 5 seneye 5 albüm sığdırmayı başarmış. Memleketi olan Michigan’da kurdukları Marzuki adlı folk grupla müzik kariyerine başlamış, bu grupla 2 albüm kaydettikten sonra önünde duran, solo kariyerine adım atarak, bugünlerin zeminini hazırlamış. İlk çıktığı 2000 yılında yaptığı debutu "A Sun Came" ile dikkatleri üzerine çekemeyen-ki genelde gruplar debut albümleriyle ortalığı kasıp kavurur-Sufjan; yılmaz ve bir sene sonra fırsatlar şehri New York City’ta bulur kendini. Üniversiteye de başlayan Sufjan, "Enjoy Your Rabbit" albümüyle geri döner müzik camiasına.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:verdana;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;p&gt;Ardından 2003’te yayınladığı "Michigan" albümüyle Sufjan zorlu bir sürecin de başlangıcını verir. Amacı Amerika’nın 50 eyaleti hakkında da albüm yapmaktır.Hatta bu temayla ilgili bir şarkısı bile bulunmaktadır. Kendine seçtiği bu misyonun ilk serisi olan albümde Sufjan; doğal olarak doğup büyüdüğü eyalet Michigan’ı anlatır. Kapağında tam adıyla “Greetings From Michigan:The Great Lake State” yazılı olan kayıt, diğer iki albüme nazaran farklı bir yerde durmaktadır. Albümü yapma aşamasında eyalet ile ilgili bilgilerini toplayıp, bir nevi rehber olabilecek bir albüm çıkarmıştır ortaya. Detroit, Flint ve Holland gibi şehirlerden ve bir tatil yöresi olan Tahquamenon şelalerinden övgüyle bahseden şarkılar içermektedir. Hatta Muskegon şehrindeki evsizlere adanmış bir şarkı bile vardır. Son derece eğlenceli şarkıların yanı sıra oldukça melankolik olanlarının da bulunduğu albüm Sufjan’a bir çok artı puan kazandırmıştır müzik sahnesinde. &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Etkileyici sesiyle ve albümünde kullandığı bir çok enstrümanın verdiği ses zenginliğiyle kendini kanıtlayan Sufjan için işler yavaş yavaş iyi gitmeye başlamıştır. Artık albümlerini kendi kaydetmez ve Daniel Smith ile birlikte çalışmaya başlar. 50 eyalet görevine bir albümlük mola verip 2004’te yayınladığı "Seven Swans" ta bu sefer 'inanç-hayat-aşk' üçgeni hakkında derin düşüncelerinden bahseder. Oldukça dindar biri olduğundan, şarkıları öyle ya da böyle İncille bağlantılı bölümler içerir. İsmini sufi bir ermeni savaşçıdan alan oldukça sevimli adamımıza, bir önceki albümü Michigan’da da sık sık duyduğumuz Megan ve Elin’in vokalleri eşlik eder. Sufjan’ın tüm albümlerinde çaldığı favori enstrümanı banço; Seven Swans’ın genel soundunu oluşturur ve albüm, Michiganla kıyasladığımızda daha sakin şarkılar içerir. Şimdi ise müzik otoritelerine göre en iyi albümüyle karşı karşıyayız;Illinois.&lt;span style=";font-family:verdana;font-size:85%;"  &gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/1600/%3F%3FLLLL.3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/200/%3F%3FLLLL.3.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p&gt;50 eyalet serisinin ikinci albümü Illinois ya da kapağındaki tam adıyla ‘Sufjan Stevens Invites You To: Come On Feel The Illinoise’ geçtiğimiz senenin ikinci yarısında yayınlandı. Sufjan, 2004’ü söz konusu kuzey amerika eyaletini gezip, bol bol notlar alarak geçirdi ve öğrendiği her şeyi bizlere sundu. Albümde Chicago, Jacksonville gibi şehirlerin yanı sıra Mississippi nehrinden, ünlü şair Carl Sandburg’dan, Amerikanın en yüksek gökdeleni Seek’s Tower’dan ve hatta bir seri katil olan John Wayne Gacy hakkında bile şarkılar bulunmaktadır. Tüm hepsinin belirli bir konuya yoğunlaştığı ve küçük hikayelerin anlatıldığı şarkılar, bu albümün tarihsel bir ‘konsept’ albüm olarak nitelendirilmesini sağlıyor. Kapağında tam da bu Illinois konseptiyle alakalı resimler bulunuyor ve bunlardan biriyle ilgili bir sorun da plak şirketinin başını epey ağrıtmış. İlk yayınlandığında kapağında bulunan Superman resmi yüzünden yasal sorunlar çıkmış ve sonraki basımlarda bunun üzeri balon resmiyle kaplanarak halledilmiş. Albümün kapağına baktığımızda diğer gördüklerimizden ise; eyaletin hayvancılıkla geçinilen bir yer olduğunu belli edercesine konulan bir koyun, UFOlar ve bol ışıltılı şehir silüeti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Illinois albümünü tarz olarak hangi kategoriye koymalıyız diye düşünüyorum da,folk desem değil, indie desem değil, rock veya pop desem hiç değil. Sufjan’ın Illinois albümü bir bakıma popüler senfoni gibi durmakta. Şarkılarda kulaklarımızın farkettiği ilk şey, çok seslilik. Toplamda yirmiye yakın enstrüman çalabilen multi-enstrümantalist Sufjan, albümünde yaylılardan tuşlulara, vurmalılardan, geri vokallerdeki sesliliğe, nefeslilerden, samplelara kadar her şeyi kullanmış. Senfoni dememin nedeni ise bu kadar çok enstrümanı bir araya getirip onları uygun forma sokan ,'sofistike-entellektüel' kelimelerini uygun bulduğum oldukça karmaşık düzenlemelerdeki başarı. Elliott Smith benzerliğindeki ses rengini de bunlara ekleyince ortaya da haliyle oldukça lezzetli bir müzik çıkmış durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sufjan’ın,müziğinde farkedilen bi şey var; değişik bir kompozisyon tekniği. Aynı anda pop minimalizmi taşıyan müziğinde, üst üste binmiş ve kaymış vokaller, süslemelerle adeta&lt;font&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;/span&gt;&lt;font&gt;daire çizip ilerleyen akorlar, dinledikçe insanı çarpan klavyeler bulunmakta. Şarkılarında bulunan her bir enstrümanın ve notanın neden orada olması gerektiğini, onları ard arda dinledikçe farkediyoruz, evet Sufjan Stevens bunu son derece bilinçli yapıyor. Kimi zaman acı çekiyormuş hissi veren sesinin verdiği hipnotik, duygusal-melankolik etki de Sufjan Stevens’ı kendi 'tarz' ını yaratma konusunda bize fikir veriyor. Sufjan Stevens kendi zaferini ilan ediyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;font&gt;Dinledikçe,bir daha dinleme isteği uyandıran Illinois albümünde,dinledikçe daha çok şey bulmaktayız.Önceki dinleyişimizde kaçırdığımız ve atladığımız tınıları,işittikçe daha çok etkileniyoruz. Kulaklarımıza bir kere mükemmel geldikten sonra albümdeki yoğunluğu daha iyi anlayabiliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Enjoy Your Rabbit" te Çin zodyakına göre koyduğu isimlerinden sonra aynı Michigan albümünde yaptığı gibi şarkı isimleri bir hayli uzundur Illinois’te. Bir anlamda şarkılarının içeriğini aktarmıştır isimlerine. Tek satırdan ibaret olanların yanında, yazmaya kalksak neredeyse bir paragraf tutabilecek olanları da mevcuttur. Kolaylık olması açısından, bu uzun isimleri kullanmayıp, şarkılara bahsettikleri konulardan yeni isimler verilebilir. "Concerning The Ufo Sighting" in klavye vuruşlarıyla, flütleriyle ve Sufjan’ın sakin sesiyle başlayan albüm, geri kalanı için bize ipuçlarını bolca vermekte. Albümün kısa isimli(!) şarkılarından "Come on! Feel the Illinoise! -- Part I: The World's Columbian Exposition -- Part II: Carl Sandburg Visits Me in a Dream"; ilk bölümünde eğlenceli yüzünü gösterdikten sonra, şarkının ilerleyen dakikalarında yine hüzün ve melankoli hakim oluyor ruhlarımıza. "John Wayne Gacy" de ivmesini de arttırarak devam eden bu ruh halinin&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;span id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;span style="font-family:verdana;"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/1600/SUFJ.3.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/200/SUFJ.3.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; sebebi ise şarkıya da adını veren seri katilden bahsetmesidir. Sufjan; palyaço kılığında 27 kişiyi öldüren bu seri katille kendini özdeşleştirir ve bu trajediyi bize oldukça etkileyici bir biçimde sunar. Bu kötü ruh hali; "Chicago" da ve "Prairie Fire That Wanders About" da ise yerini mutluluğa bırakıyor. “The Man of Metropolis Steals Our Hearts”, keskin ve kimi yerde gıcırtılı gitarlarıyla oldukça hızlı ilerledikten sonra, funky bassların üzerinde seyreden “They Are Night Zombies, They Are Neighbors” ise oldukça eğlenceli geliyor. Bançonun hakim olduğu “Decatur” ve “Casimir Pulaski Day“; bize “Seven Swans” albümünü&lt;font&gt;  hatırlatıyor. Tamamı 75 dakikadan oluşan albümün en uzun şarkısı olan, albümün öne çıkan parçalarından "The Tallest Man, The Broadest Shoulders"da ise kendimize hakim olamayıp şarkıyla birlikte alkış ritmi tutmaya başlıyoruz. Sonradan farkettiğim üzere bu şarkı, Michigan’daki ”All Good Naysayers, Speakup! Or Foerever” ile aynı girişe sahip fakat ilerledikçe farkını ortaya koyuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sonraki albümün yine bir eyalet temalı albüm olacağı ve adaylar arasında Minnesota ve Oregon’un bulunduğu yönünde söylentiler bulunmakta. Yapılan bir söyleşide bundan sonraki albümlerinin daha soyut ve mecazi olacağını söyleyen Sufjan; özellikle şarkı sözü yazarlığında giderek daha da ulaşılmaz oluyor. Kendisinden&lt;font&gt;  üretkenliğine devam edip, bu yıl da bizi mutlu ve hüzünlü edecek albümünü beklemekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;hr style="width: 100%; height: 2px;"&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt;&lt;font&gt; &lt;span style="font-family:Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);font-family:Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;" &gt;"SUFJAN STEVENS - ILLINOIS"&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(153, 51, 153);font-family:Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;" &gt;© 2006 "Alternation By Pedro" All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;p&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115226768219177280?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115226768219177280/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115226768219177280&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226768219177280'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226768219177280'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/sufjan-stevens-illinois_115226768219177280.html' title='SUFJAN STEVENS - ILLINOIS'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115226519203199557</id><published>2006-07-07T12:36:00.000+03:00</published><updated>2006-07-07T12:39:52.036+03:00</updated><title type='text'>DEATH CAB FOR CUTIE - PLANS</title><content type='html'>&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:trebuchet ms;" id="ctl03_lblPermalink" &gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:85%;" &gt;Death Cab For Cutie müzik adamı Ben Gibbard ın The Postal Service ile birlikte yürüttüğü projelerinden biri.Bu aralar gittikçe popülerleşmeye başladılar bilmem farkında mısınız.Tabi bunda sık sık şarkılarının çalındığı ve geçen gün şans eseri gördüğüm bi bar ortamında canlı çaldıkları The O.C. nin payı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/1600/plans.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/200/plans.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:trebuchet ms;" id="ctl03_lblPermalink" &gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;font-size:85%;" &gt; büyük.Fakat nedense The Postal Service de daha iyi işler başardığını söylemek zorundayım,çünkü bu Death Cab For Cutie işine &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;açık söyliyim, bi türlü alışamadım.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikada daha çok teenager diyebeleceğimiz yaşta kızların dinlediğini duyduğum adı garip grup-ki death li falan olunca insan öncesinde bi 'acaba' diyor-Death Cab For Cutie,The Rolling Stones tarafından&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:trebuchet ms;" id="ctl03_lblPermalink" &gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; 2000 lerin Nirvana sı ilan edilmiş,yeme de yanında yat.Tamam biliyorum hepimiz alışığız,bu popüler müzik dergilerinin,ortada fol yok yumurta yok durumlarında; yüceltip,cilalayıp müzik piyasasına sürdüğü ve doğal olarak dergilerini bu sayede sattırdığı gruplara,fakat 2000 li yılların Nirvanasını seçmek gereksinimi hissetseydim eğer, bu kesinlikle Death Cab For Cutie olmazdı.Neden olsun ki;çıktıkları günden itibaren 6 sene geçen ve buna rağmen bi türlü 'hah bak,şimdi oldu' diyebileceğimiz bi albüm çıkaramadılar.Az değil tam tamına 5 albümden bahsediyoruz.Bi grubun iyi olduğunu kanıtlması için oldukça fazla bi sayı.&lt;br /&gt;Ama şunu söylememeliyim ki,grupta bi önceki albümleri Transatlanticism e göre,son albümleri Plans ta ufak da olsa bi gelişme görüyorum.Grupla ilgili okumuş bulunduğum yorumlarda bu yönde negatif düşünen nadir insanlardan olduğumu fark edip irkildim.Nedense başkalarının bulduklarını henüz bulamadım diye üzülmekten ziyade,müzik dağarcığımla alakalı olduğunu düşünmekteyim bu ayrımın.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/1600/DCFC.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 0pt 10px 10px; float: right; cursor: pointer;" src="http://photos1.blogger.com/blogger/2904/2053/200/DCFC.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:trebuchet ms;" id="ctl03_lblPermalink" &gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;Death Cab For Cutie albümlerinde eksik olan bişey var.Sanki düzenlemeler yeterince oturmamış,şarkılar havada kalmış ve dinleyene tam olarak bişey ifade etmiyormuş gibi.İlk aklıma gelen Transatlanticism deki The New Year ,Tiny Vessels şarkıları.&lt;br /&gt;Death Cab For Cutie nin albümlerinde yoğun olarak bi hüzün, özlem  ve melankoli hakim.Bunda en büyük etkiyi solist Benjamin Gibbard ın yumuşlak sesi,ve vokal tarzı oluşturmakta.Belki de az önce bahsettiğim 'şarkıların oturmamışlığı' da bu vokal tarzından geliyor olabilir.Bir diğer neden ise,birçok şarkıda kullanılan klavyenin kattığı duygusal hava.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha derli toplu bulduğum son albüm Plans te havada kalmışlığın etkisi daha azamiye indirilmiş gibi.Albümde kimi zaman The Postal Service etkileri de hissediliyor,mesela Different Names For The Same Thing.Melodiler ve elektronik düzenlemeler bunda epey etkili.Bu albümü çok fazla dinlememe rağmen hala biçok şarkı birbirinin aynısı gibi gelmekte,bu da albümün eksi yönlerinden biri.Yoksa girilmesi zor bi albüm olduğundan mı demeliydim.Tam karar veremiyorum.Sanırım biraz daha süreye ihtiyacım var,fakat şu an yazdıklarımla paralel oluşan önyargıyla söylediğim iki seçenekten ilkinden kolay kolay kurtulamayacağım sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Grubun bir de Bjork cover ı bulunmakta,All Is Full Of Love.Açıkçası pek hoşuma gitmedi.Transatlanticism de öne çıkan belkide tek şarkı The O.C. de de çalınan The Sound Of Settling.Son albümde ise;Marching Bands Of Manhattan ve Crooked Teeth.Genel olarak favori Death Cab For Cutie şarkım ise The Photo Album den A Movie Script Ending.Keşke hep o kalitede devam etselerdi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;hr style="width: 100%; height: 2px;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;Pedro.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma,Helvetica,Sans-Serif; color: rgb(153, 51, 153);font-size:85%;" &gt;"DEA&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma,Helvetica,Sans-Serif; color: rgb(153, 51, 153);font-size:85%;" &gt;TH CAB FOR CUTIE - PLAN&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma,Helvetica,Sans-Serif; color: rgb(153, 51, 153);font-size:85%;" &gt;S"© 2006 "Alternation By Pedro"  All Rights Reserved&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 0, 51);font-family:trebuchet ms;" &gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/20486591-115226519203199557?l=alternationbypedro.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/feeds/115226519203199557/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=20486591&amp;postID=115226519203199557&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226519203199557'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/20486591/posts/default/115226519203199557'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://alternationbypedro.blogspot.com/2006/07/death-cab-for-cutie-plans.html' title='DEATH CAB FOR CUTIE - PLANS'/><author><name>Pedro</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02344397314341050979</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://i39.photobucket.com/albums/e165/pedrogokhan/6.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-20486591.post-115226498856692611</id><published>2006-07-07T12:35:00.000+03:00</published><updated>2006-07-07T12:36:28.570+03:00</updated><title type='text'>GRAMMY ÖDÜLLERİ 2006</title><content type='html'>&lt;span id="ctl03_lblPermalink"&gt;&lt;span style="font-family: Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;font-size:85%;" &gt;48. Grammy Müzik Ödülleri, geçtiğimiz 8 Şubatta Los Angeles'daki Staples Center'da düzenlenen törenle dağıtıldı. U2 beş dalda ödül kazanarak gecenin yıldızı oldu. &lt;/span&gt; &lt;p style="font-family: Tahoma,Helvetica,Sans-Serif;"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;ABD'nin Los Angeles kentinde düzenlenen ve çok sayıda ünlünün katıldığı geceye damgasını U2 vurdu. "Yılın Şarkısı" ve "Yılın Albümü" dâhil toplam 5 dalda Grammy kazanan U2, gecenin en kazançlısı oldu. Efsanevi grup, "How To Dismantle An Atomic Bomb" i
