FESTİVALE GELEN GRUPLAR MABBAS RÖPORTAJI RADAR LIVE GÜNLÜĞÜ
<$BlogDCuma, Temmuz 07, 2006 <$BlogI
Gerçekten 5 yıl oldu mu? Daha dün 'Bu mudur?' diyerek karşımıza çıkmamış mıydı bu zengin veletleri karşımıza? Hani akabinde tüm müzik camiası; 'Evet budur, Rock 'n Roll kurtuldu' diye ortalığı velveleye vermişlerdi.

Zaman oldukça hızlı geçiyor. Yukarıdaki sorunun cevabı ise koca bir 'EVET'. New York'u tekrar rock müzik gündemine taşıyan, haliyle de ada'ya nazaran,
Amerika'da da -uzun yıllar sonra- iyi müziklerin yapıldığını gösteren bir furyanın ilk temsilcileri olarak sahnadeki yerlerini almıştı The Strokes. Gerçi kendileri İngiltere'de keşfedilip, sektöre kazandırılmışlardı ama sözüne ettiğim furyanın yolunu açmaları bakımından New York şehrinin önemini belirtmek lazım elbet. Sonrasını hepimiz çok iyi biliyoruz Interpol'ler, Yeah Yeah Yeahs'ler, The Rapture'lar vs. Gerisi halen gelmekte.

Dedik ya aradan koca bir 5 sene geçti, peki neler değişti bu zaman sürecinde? İlk olarak müzikal açıdan yukarıda da saydığım gibi; 'the' ile başlayıp 's' ile biten, yeni yetme diye tabir edilen grupların sayısı ekponansiyel olarak arttı, artıyor. Çoğunun post-punk, disco-punk janrlarına dahil edildiği bu gruplar bir çeşit deneme tahtası gibi sürekli olarak önümüze konuldu. Alışık olduğumuz şekilde yurtdışı kökenli dergiler tarafından pohpohlanarak tuttu, tutmadı, tutuyor denilirken bir de baktık vitrin sürekli değişiyor, takip edemez olduk. Peki bu giysilerden üzerimize uyanı, hoşumuza gideni nasıl bulup da giyeceğiz derken, fark ettik ki mağazadan çıkamaz olduk, her gün yeni kıyafetler aldık, giydik ve bir daha kullanılmamak üzere odamızın bir köşesine attık. İşte son Strokes albümü de bu karmaşanın ortasında vuku buldu.

Peki geçen zaman sürecinde Strokes'ta neler değişmişti. Tamamının özünde Amerikalı olmadığı bu beşli bilindiği üzere zengin çocuklarıydı ve rock müziğin kurtarıcıları görevi verilmişti kendilerine. Rock müziğin genel hatlarını oluşturan 'duruş-muhalif olma-müzikal ' üçlüsü ekseninden bakarsak, duruş konusunda oldukça tatmin ediciydiler. O kadar cool duruyorlardı ki özellikle baygın bakışlı, 'göz altı morluğu' adamımız Julian Casablancas'ın tipinden iyiden iyiye gıcık kaptığımız oluyordu ama Courtney Love onun için şarkı bile yapıyordu. İşte elinden sigarası düşmeyen, dünya pek de umrunda olmayan, kızların etrafında dört döndüğü bu yakışıklı adam geçtiğimiz sene bu zamanlar evlendi. Davullardan sorumlu Fabrizio Moretti, Drew Barrymore'la ilişkisine emin adımlarla devam ediyor. Grubun geri kalanını da dahil edersek; kılık kıyafet bakımından hala yırtık jeanlerle, eskimiş pabuçlarla, takım elbiseleriyle ve haliyle yine kendilerine dönen gözlerin önüne 'şık' bir biçimde çıkıyorlar. Hatta bazen grubun yaptığı müzikten bile daha çok konuşulur olmuştu bu duruş olayı.

Müzikal açıdan ise grup; bir çoklarına göre 60'ları ve özellikle 70'leri 'kopyala-yapıştır' şeklinde müziklerinde kullanıp 2000'lere bunu The Strokes paketiyle sunuluşu şeklinde geliyordu. Kendileri gibi New York
'lu olan The Velvet Underground, Ramones ve Television gibi isimlere sık sık benzetiliyorlardı. Diyecek bir şeyimiz yok zira alışık olduğumuz bir yorumdu bu. Ne zaman yeni bir grup çıksa, bu benzetmelerden payına düşeni alıyor. Bir noktaya kadar da gerekli olduğunu düşünüyorum zira müziğin biz müzik severlere daha kolay ulaşması bakımından oldukça yararlı bir durum.

Beş yıl öncesine dönüp baktığımıza; "Is This It" ile bir dönemin başlangıcını yapan grup, özellikle "New York City Cops" ve "Last Night" gibi eğlenceli şarkılaıyla albümü dinleyen insanları dans etmeye teşvik ediyordu. İçerdiği 11 şarkının neredeyse tamamının birden öne çıktığı albümde, gözlemlediğim kadarıyla herkesin farklı farklı şarkılardan daha fazla haz etmesi bunun kanıtıydı. Şarkı sözlerine baktığımızda ise sıradan günlük hayat hikayelerinin ağırlıklı olduklarını görmekteydik. İsimlerinden hareketle müzik sektörünü ve biz müizk seveleri kalbimizden vuran grup, turneden turneye koşmaktaydı. Ardından klasik 'ikinci albüm sendromu'nu 2003'te çıkarttıkları "Room On Fire" albümüyle az kayıpla atlatmışlardı. İlk albümün iyi yorumlar almasından ve akabinde kendilerine yüklenen ağır misyonun etkisinde çıkarttıkları bu albümün böyle olmaması da sürpriz olurdu zaten. Genel olarak, müzikal açıdan "Is This It" ekseninde ilerleme
kle birlikte, ilk albüm için sözünü ettiğim her şarkının hit olma konusu bu albüm için geçerli değil diye düşünmekteyim. Single olarak çıkarttıkları "Reptilia" öncelikli olmak üzere "12:51" ve "What Ever Happened" gibi gayet güzel şarkılar içermekteydi. Julian'ın sesi kalınlaşmış gitarlar da fena çalınmamıştı albümde.

Muahlif olma tavrı konusuna gelirsek eğer iki albümde de bu durumla pek de ilgili değillerdi. Ki zaten bu burnu havada çocuklardan bu tip şeyler beklemek de saçma olurdu. Bahsettikleri konular, kendi hayatlarından hareketle 'boşver, hadi dışarı çıkıp takılalım' teması üzerine kuruluydu. Zira Julian "Under Control"de bunu açıkça dile getiriyordu; 'I dont want to change the world'-dünyayı değiştirmek istemiyorum.

İşte geçen senelerin kısa bir özetini bu şekilde yaptıktan sonra, yeni yılla birlikte, ocak ayının ilk haftasında(bizde biraz geç) piayasaya çıkan "First Impressions Of Earth" raflardaki yerini almış bulunuyor. İlk dinleyişimizle birlikte kesinlikle farklı bir albümle karşılaştığımız anlıyoruz. "Room On Fire"ın stresini üzerlerinden atıp, kaygısız b
ir ruh halinde çaldıklarını düşünürsek bu durumun nedenini açıkça görebiliyoruz. David Kahne'yi ve daha önce de birlikte çalıştıkları Gordon Raphael'i prodüktör olarak yanlarına alan grup, yine benzerlerinden sıyrılmayı başarmış.

Albümü dinlemeye başladığmızda dikkatimizi çeken ilk şey 35 dakikanın sonunda, tekrar ilk şarkıyı beklerken olayın böyle vuku bulmaması. Zira önceki iki albümde alışık olduğumuz yarım saatlik Strokes kayıtlarına nazaran bu albüm tamı tamına 52 dakika sürmekte. Az daha çalsalar kendilerini ikiye katlayacaklarmış diye düşünüyor insan. İkinci olarak ise bir zamanlar davul çalmaya yeltenmiş biri olarak dikkatimi çeken durum ise davullar. Yine önceki iki albümde alışık olduğumuz; tekdüze ilerleyen davul ritimleri bu albümde bizi oldukça şaşırtıyor. Fabrizio Moretti; eline bagetlerini alan herkesin aslında Strokes davulcusu olabileceği gerçeğini ters düz edip kendini aşmış bir şekilde karşımıza çıkıyor.

Son derece eğlenceli gitarlarla başlayan "You Only Live Once" kanımca albümün en hoş şarkısı. Vokalde Julian'ı oldukça sinirlenmiş bir şekilde buluyoruz ve sakinleşmesi gerektiğini o da biliyor. Ardından single olarak çıkarttıları ve değişim konusunda neyden bahsettiğimi anlamamıza yardımcı olacak "Juicebox" başlıyor. Grubun en geride duran sakin elemanı Nikolai Fraiture'nin yoğun basslarıyla oldukça sert bir şarkıyla karşı karşıya kaldığmızı görüyoruz. Fakat Julian hala kızgın; baygın vokaline alıştığımız Julian sesini yüksek tutmakta ısrarlı. "On The
Other Side"da ise bakın neler diyor; 'tanıdığım herkesten sıkıldım, tv'de ve sokata gördüğüm herkesten de/ hepsinden nefret ediyorum, onlardan nefret ettiğim için kendimden de nefret ediyorum'; dememiş miydim çok kızgın diye. "Vision Of Division" etkileyici gitarıyla bizi kendisine yaklaştırıyor. Şarkının ortalarında atılan solo bir yerden tanıdık geliyor diyorsanız, Pulp Fiction'ın soundtrackınden de hatırlayacağınız Misirlou şarkısına oldukça benzemektedir. Gayet ağır ilerleyen "Ask Me Anything"de utangaç olduğunu belirterek bizi şaşkına çeviren Julian, şarkıda sıkça 'söyleyecek hiç bir şeyim yok' diyor. Müzikal olarak tüm diğer Strokes şarkılarından hayli farklı bir yerde durduğunu da gayet net bir şekilde söylemeliyiz. Davulsuz, gitarsız; sadece yaylıların ve synth'ın vokale eşlik ettiği bir şarkı bu. "Fear Of Sleep"te ise Casablancas; 'eğlenceli değilsin' diye defalarca bağırmakla meşgul. Sakin başlayıp hızlanan "15 Minutes"in ardından gelen "Ize Of The World" bize Julian'ın şarkı yazma konusunda kendisini epey geliştirdiğini gösteriyor. Bahsettiği konular 'sıradan şeyler' kategorisinden çıkıp, 'hayatın anlamı' kategorisine sokulacak cinsten.

Tamam, bu albüm bize "Is This It" mükemmelliği sunmuyor. Ama kesinlikle "Room On Fire"dan da bir kaç gömlek üstün. Kendilerini yenileyip, kısmen farklı bir yöne doğru giderek çıkarttıkları bir albüm bu. Rock müzikteki yerlerini iyice sağlamlaştırdıklarını söylemek mümkün. Bence dinlenmeyi fazlasıyla hak ediyorlar.


Esen kalın.
Pedro.
"THE STROKES - FIRST IMPRESSIONS OF EARTH"© 2006 "Alternation By Pedro" All Rights Reserved
Comments: Yorum GönderogI

Links to this post:

This page is powered by Blogger. Isn't yours?